İsmail Zühdü Yeni kimdir?

Ünye'de doğdu. Kendisinden önce yaşayan ve aynı adı taşıyan diğer meslektaşından ayırt edilmek için "Yeni", "İkinci" lakaplarıyla veya Zühdî-i Sânî olarak anılmıştır. 1750'li yılların başında henüz gençken babası Mehmed Kaptan onu tahsil gayesiyle İstanbul'a götürdü. Hıfzını tamamladıktan sonra Eğrikapılı Râsim Efendi'nin önde gelen talebelerinden Moralı Ahmed Hıfzî'den sülüs, nesih ve rikā' yazılarını meşketti. Hat öğrenimini tamamlayınca Zühdî mahlasıyla icâzet aldığı bilindiği halde icâzetnâmesi zamanımıza gelmediğinden tarihi belirlenememektedir. Ancak mevcut en eski eserinin ince nesihle yazılmış 1175 (1761) tarihli bir mushaf olduğuna bakılırsa bu tarihten önce icâzete hak kazandığı anlaşılır. 1204 (1790) yılında bir talebesine verdiği icâzetnâmede Eğrikapılı Râsim Efendi'nin öğrencilerinden Hacı Mehmed Emin Efendi'yi hocası olarak belirttiğine göre muhtemelen Ahmed Hıfzı Efendi'nin ölümünden sonra bu zattan da faydalanmıştır. Müstakimzâde Tuhfe-i Hattâtîn'de, Eğrikapılı Râsim Efendi'nin yetiştirdiklerinden Mehmed Emin adlı dört ayrı hattat tesbit ettiği için bunlar arasında İsmâil Zühdü'ye hocalık edenin hangisi olduğu anlaşılamamaktadır. Ayrıca tarih olarak Tuhfe-i Hattâtîn'in sınırı olan 1200 (1786) yıllarında tanınmış hattatlardan sayıldığı halde burada İsmâil Zühdü'nün yer almayışı müellifin unutmasından kaynaklanmış olmalıdır. İbnülemin Mahmud Kemal'in Son Hattatlar'daki Mihalicî Mehmed Şâkir'den 1180'de (1766) icâzet aldığı rivayeti ise bir kaynak gösterilmediğinden mesnetsiz kaldığı gibi icâzet tarihinde de bir uyumsuzluk vardır. Çünkü İsmâil Zühdü bu yıllarda artık başarılı bir hat muallimi mertebesine erişmiştir. Nitekim üç yıl sonra kardeşi Mustafa Râkım Efendi'ye sülüs-nesih yazılarından icâzet verecektir.

İsmâil Zühdü, Sultan III. Mustafa'nın saltanat yıllarında (1757-1774) Enderûn-ı Hümâyun'un hat muallimliğine getirildi, vefatına kadar sürdürdüğü bu vazifesi dolayısıyla imzalarında "kâtib-i sarây-ı sultânî" veya "hâce-i Enderûn-ı Hümâyun" unvanlarını kullanmaya başladı. 1 Şevval 1221'de (12 Aralık 1806) vefat eden İsmâil Zühdü Edirnekapı Kabristanı'na defnedildi. Baş taşı celî sülüs, ayak taşı celî ta'lik hattıyla kardeşi Mustafa Râkım tarafından yazıldığı gibi manzum kitâbenin metni de ona aittir.

Necmeddin Okyay ve Macit Ayral'a göre İsmâil Zühdü, elinden tashihsiz harf çıkarmakta geçmişteki hattatlar içinde emsali bulunmayan bir üstattır. Eski hattatlar da tashihsiz yazarlar, fakat bu arada bünyesi bozuk harflere de yer yer rastlanabilirdi. İsmâil Zühdü ise tashihe gerek duymayacak kadar düzgün harflerle yazmıştır. Onun sülüs hattını yazarken tekrarladığı bir husus da aradaki bazı nokta ve işaretleri siyah mürekkeple değil zermürekkeple koyarak daha sonra etrafını tahrirlemesidir; bu ise yazıya ayrı bir cazibe kazandırır. İsmâil Zühdü'nün sülüs-nesih yazılarındaki tavrı Hâfız Osman üslûbundadır.

Zühdü Efendi mushaf, en'âm-ı şerif, delâilü'l-hayrât, hilye, pek çok murakka' ve kıta yazmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde iki mushaf-ı şerif ile (Emanet Hazinesi, nr. 128, yazılışı 1218 [1803]; Medine, nr. 29, yazılışı 1219 [1804]) mushaf cüzleri (Yeniler, nr. 119, yazılışı 1218 [1803]; Emanet Hazinesi, nr. 268, yazılışı 1218 [1803]), Zühdü Efendi'nin nesih yazıdaki sanat kudretini belgeleyen eserleri arasındadır. Ayrıca İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde (AY, nr. 6765) nesih hatla yazdığı bir Amme cüzü bulunmaktadır. Ketebesinde Şeyh Hamdullah Efendi'nin hattından istinsah edildiği kayıtlı bulunan eserin yazılış tarihi belirtilmemiştir. Aynı kütüphanede nesih hattıyla bir de delâilü'l-hayrât mevcut olup (III. Ahmed, nr. 5769) 1212 (1797) yılında yazılmıştır.

İsmâil Zühdü'nün yazdığı bir murakkaa 1310 Ramazanında (Nisan 1893) "diş kirası" mahiyetinde sahip olan Sâmi Efendi, o zamana kadar Mustafa Râkım yolunda celî sülüs yazıyorken bu murakka'daki sülüs satırların ilhamiyle celî üslûbuna yeni bir şive getirmiştir. Klasik üslûptaki sülüs-nesih hilyelerine de rastlanan İsmâil Zühdü, yaşadığı devir için hayli ileri bir deneme olan leylek biçimindeki besmelesiyle de dikkati çeker (TSMK, Güzel Yazılar, nr. 314/40). Ancak bu eseri zerendûd tarzında işleyen müzehhip 1213 (1798) yerine dalgınlıkla 1013 (1604) tarihini koymuştur.

Zamanını devamlı yazı yazarak geçiren İsmâil Zühdü Efendi, İstanbul'un mesire yerlerine gittiği vakit bile kalemi elinden bırakmayan bir hattat olarak tanınmıştır. Nitekim Sâdâbâd'da, Yedikule bostanında, Çeşmemeydanı'nda yazdığını belirttiği kıtaları görülmüştür. Kendisine sülüs hattı öğrettiği Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi de "şeyhülhattâtîn" olarak andığı hocasının Ortaköy'deki yalılarına gelip haftalarca kaldığını ve kıtalar yazdığını tarihinde kaydetmektedir. Atâullah Efendi'nin babası Şânîzâde Sâdık Efendi tarafından Ortaköy'ün Çevirmeci sokağı üzerinde yaptırılan çeşmenin zamanımıza gelebilen 1198 (1784) tarihli celî sülüs kitâbesi de İsmâil Zühdü tarafından yazılmıştır.

İsmâil Zühdü, bilhassa Şeyh Hamdullah Efendi'yi ve Hâfız Osman'ı taklit ederek yazdığı kıta ve karalamalarıyla da hayranlık uyandırmıştır. Celî sülüste eski üslûba bağlı olarak yazdıklarına Ortaköy'deki çeşmenin, Eyüp-Defterdar arasındaki, III. Selim'in hemşiresi Şah Sultan'a ait türbenin (1215/1800) ve Fatih Nişancı Mehmed Paşa Camii hazîresindeki Hatice Hanım'a ait kabrin (1219/1804) kitâbeleri örnek gösterilebilir. Levha şeklinde eserleri de vardır. İsmâil Zühdü Efendi pek çok hattat yetiştirmiştir. Kardeşi Mustafa Râkım ile İbrâhim Şevki efendiler önde gelen talebelerindendir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN