Karabük nerededir ?

Karabük şehri, Soğanlı ve Araç çaylarının birbiriyle birleşerek Filyos çayını oluşturdukları mevkide kurulmuştur. Tarihî bir geçmişi olmayan, Cumhuriyet döneminde ortaya çıkan ve çok hızlı gelişen şehirlerden biridir. Burada kurulan Türkiye'nin ilk demir çelik fabrikası sayesinde bir şehir haline gelen Karabük, Öğlebeli köyünün ayrı bir mahallesi durumunda olan küçük bir yerleşmenin yerini almıştır. Bu küçük yerleşmenin ne zaman kurulduğu hakkında bilgi yoktur. 937 (1530) tarihli tahrir kayıtlarında Taraklıborlu (Safranbolu) kazasına bağlı köyler arasında Karabük adı geçmez. Burası bir mevki adı olarak defterde yer alır. Nitekim Karabük mevkiinde "Devleşe divanı"nda Ârif Şeyh'in vakıflarından bahsedilirken on bir hâne, bir mücerret, bir muhassıldan (talebe) ibaret nüfusun mevcut olduğu belirtilir (438 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri, II, 464). Muhtemelen bu küçük yerleşme yeri, zamanla iki çayın birleştiği kıvrım yerini ifade eden coğrafî bir terim olan "bük" ve buna eklenen sıfatla Karabük adını almıştır.

Şehrin bu yeniliğine karşılık çevresindeki yörenin ve bu yöre içinde yer alan öteki merkezlerin tarihi oldukça eskiye iner. Karabük'ün içinde bulunduğu toprakların tarihi, yakın komşusu olan ve günümüzde âdeta Karabük'le birleşmiş durumda bulunan Safranbolu'nun tarihiyle paralellik gösterir. Söz konusu topraklar Eskiçağ'da Gasgalar'ın, Hititler'in, Dorlar'ın, Paflagonyalılar'ın, Kimmerler'in, Lidyalılar'ın, Persler'in hâkimiyeti altında kalmış; Pontus, Galatya, Bitinya topraklarına da dahil olduktan sonra Roma ve Bizans dönemlerini yaşamıştır. Bu yörede Türkler'in hâkimiyeti Malazgirt zaferinin ardından XI. yüzyılın sonlarında gerçekleşti (1084). Fakat yörenin Türkler'in elinde kalışı sürekli olmadı. Bizans-Selçuklu temas alanında bulunan bu topraklar iki güç arasında sık sık el değiştirdi. Bölgenin kesin olarak Türkler'in eline geçmesi, XII. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıcarslan dönemine rastlar. Kılıcarslan devletini oğulları arasında taksim ederken bu yöre oğullarından Mesud'un payına düştü. XII. yüzyılın sonlarında kurulan Çobanoğulları, XIV. yüzyılın başlarında kurulan Candaroğlu beylikleri de bu topraklara hâkim oldu. Yıldırım Bayezid döneminde Osmanlı topraklarına katılan bölge, Timur istilâsının ardından fetret döneminde geçici olarak Osmanlı idaresinden çıktıktan bir süre sonra yeniden Osmanlı hâkimiyetine girdi. Günümüzdeki Karabük'ün de içinde bulunduğu topraklar XV-XVI. yüzyıllarda Bolu sancağının Taraklıborlu kazası içinde yer almaktaydı. Tanzimat'tan sonraki idarî bölünüşte Kastamonu vilâyetinin merkez sancağında Safranbolu kazasının Aktaş nahiyesine bağlı bulunuyordu. 1314 (1897) tarihli Kastamonu Vilâyeti Salnâmesi'ne göre (s. 289) Safranbolu'ya bağlı köyler arasında yer alan Karabük on dokuz hânede seksen bir kişinin yaşadığı küçük bir yer durumundaydı. Öğlebeli köyü ise on dört hânelik (altmış kişi) bir yerleşmeydi. Cumhuriyet döneminde Karabük Kastamonu vilâyetinin Safranbolu kazası sınırları içinde yer aldı ve bu idarî yapı 1927 yılına kadar sürdü. Bu tarihte yapılan idarî değişiklikle Safranbolu Kastamonu vilâyetinden ayrılarak Zonguldak iline bağlanınca Karabük de Zonguldak ilinin Safranbolu ilçesine bağlı Aktaş bucağı içinde yer aldı.

Cumhuriyet'in başlarındaki sanayileşme programları arasında, kurulması öngörülen ağır demir çelik sanayii için o sıralarda on üç - on altı hâneli Karabük mahallesi tesislerin kuruluş yeri olarak seçildi. Bu yer seçiminde Ereğli-Zonguldak kömür havzasına yakınlık ve Ankara-Zonguldak demiryolunun buradan geçmekte olması da rol oynamıştır. 3 Nisan 1937'de fabrikanın temeli atıldı ve kısa sürede tamamlanarak 6 Haziran 1939'da işletmeye açıldı. Karabük'ün yer bakımından genişlemesi de 1939 yılından sonra hızlandı. Yerleşme önce demiryolu istasyonunun kuzeyine Araç suyundan yamaçlara doğru, ayrıca Soğanlı ve Filyos çayları boyunca yayılmaya başladı. Fabrikada çalışan işçilerin iskânı için Araç vadisi boyunca basit binalar yapılarak sonradan Dereevler ve Yüzevler adını alacak olan sitelerin nüvesi oluşturuldu. Araç suyunun taraçaları üzerinde ise fabrikanın memur, teknisyen ve mühendislerini barındırmak için Yenişehir mahallesi adı verilen modern sitenin temeli atıldı. O dönemin Karabük'ü biri Yenişehir, diğer İstasyon olmak üzere iki muhtarlıktan oluşuyordu. 1939'dan sonra Karabük'e doğru bir nüfus akışı başlayınca yerleşim alanları da hızla genişledi. O yıllarda üçüncü mahalle olarak Bayır mahallesinin kurulması Karabük'ün batıya doğru genişlemesini sağladı. Fabrikanın kuruluşundan sonraki ilk nüfus sayımı olan 1940 sayımında Karabük'ün nüfusu henüz 10.000'i bulmuyordu (6.825). 1941 yılında Safranbolu ilçesine bağlı bir nahiye merkezi durumuna getirildi. Nüfusu ilk defa 1945'te 10.000'i geçti (10.682). 1949 yılında Karabük beş mahalleden oluşuyor ve 950 hektarlık bir alanı kaplıyordu. 1953'te ilçe merkezi oldu. Nüfus artışı daha da hızlandı ve 1955 sayımında 15.624 nüfusa ulaştı. 1955-1965 arası Karabük için hızlı bir gelişme dönemi oldu. 1965'te nüfusu hemen hemen 1955'tekinin üç katı kadardı (46.169 nüfus). Mahalle sayısı da on dördü buldu. Şehrin ilk genişleme yönü üç akarsuyun (Araç, Soğanlı ve Filyos) istikametine uygun olarak doğu-batı doğrultusunu gösterirken sonraki yıllarda genişlemeler, topografyanın imkân verdiği ölçüde kuzeye ve güneye doğru düzensiz biçimde daha çok "yağ lekeleri" şeklinde sıçramalar halinde olmuştur (kuzeydoğuda Beşbinevler ve Yüzüncüyıl, güneybatıda Fevziçakmak mahallesi gibi). Bu büyümeler çok defa gecekondulaşma halinde kendini gösterdi. Beşbinevler mahallesi gecekondu önleme alanı olarak kurulmuştu. Karabük demir çelik sanayii sadece şehrin mekân genişlemesine ve nüfusunun artışına (1970'te 64.999, 1985'te 94.818, 1990'da 105.375 nüfus) yol açmakla kalmamış, komşu yerleşme yeri olan Safranbolu'yu da etkilemiştir. Safranbolu'nun vadi içindeki çekirdek kısmının dışında bulunan kesimlerden Kıranköy ve Bağlar semtleri, Karabük'ün hızlı artan nüfusunun ve konut ihtiyacının baskısı altında kalmış ve hızla yapılaşmıştır. Zira Safranbolu'nun bu semtlerinde oturanların çoğunluğunu Karabük'te çalışanlar oluşturmaktadır. Karabük hızlı gelişmesinin sonucunda 1995 yılında aynı adla kurulan ilin merkezi durumuna getirildi.

Günümüzde yirmi mahalleden oluşan ve 1593 hektarlık bir alana yayılan Karabük şehrinin demiryolu istasyonu civarında 254 m. olan yükseltisi, eski Karabük mahallesinde 260 m., Filyos çayının sol yamacındaki Kayabaşı mahallesinin üst kısımlarında 300 m., Araç suyunun sağ yamacındaki Yenişehir mahallesinde ise 320 metreye kadar çıkar. 1997 yılında yapılan nüfus tesbitinde 103.806 olarak sayılan nüfusunun en yoğun olarak bulunduğu mahalleler Soğuksu, Yeni, Namıkkemal, Atatürk, Yeşil ve Şirinevler mahalleleridir. Bu altı mahallede nüfus yoğunluğu hektar başına 100 kişiden fazladır.

Şehir içindeki ana caddelerin doğrultusu demiryoluna ve Filyos ile Araç çaylarına paralel olarak doğu-batı yönünde uzanır. Karabük-Safranbolu yolunun başlangıcını oluşturan Atatürk Bulvarı, demiryolunun kuzeyindeki Menderes caddesi ve Hürriyet caddesiyle (bir dönemdeki adıyla Millî Birlik caddesi) bunlara kuzeyden paralel olarak uzanan Fevzifırat, Gazipaşa, Fevziçakmak caddeleri hep doğu-batı doğrultuludur. Şehrin en önemli iş yerleri de bu caddelerden biri olan Hürriyet caddesi üzerinde sıralanır. Şehrin kuruluşuna etken olan demir çelik sanayiine ait tesislerin şehrin en çukur yerinde bulunması, Karabük'te önemli bir çevre sorunu olan hava kirliliği meselesini de bazan had safhalara ulaştırmaktadır.

Karabük şehrinin merkez olduğu Karabük ili Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Çankırı ve Bolu illeriyle kuşatılmıştır. Merkez ilçeden başka Eflani, Eskipazar, Ovacık, Safranbolu ve Yenice adlı beş ilçesi vardır. 4109 km2 genişliğindeki Karabük ilinin sınırları içinde 1997 genel nüfus sayımına göre 227.478 kişi yaşıyordu; nüfus yoğunluğu olarak da km2 başına elli beş kişi düşüyordu.

Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait 2000 yılı istatistiklerine göre Karabük'te il ve ilçe merkezlerinde 177, köylerde 644 olmak üzere toplam 821 cami bulunmaktadır. Şehir merkezindeki cami sayısı altmış sekizdir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN