Demircikulu Yûsuf Efendi Kimdir, Tarihte Önemi Nedir? Demircikulu Yûsuf Efendi Hayatı!

İstanbul’un Tophane semtinde doğdu

Ailesi ve öğrenimi hakkında yeterli bilgi yoktur. Tophane'de Topçu Ocağı'nda görevli demirci Ali Ağa'nın âzatlı kölesi olduğu ve onun terbiyesinde büyüdüğü, bu sebeple Demircikulu lakabıyla anıldığı bilinmektedir. Köleliği sebebiyle baba adı Abdullah olarak kaydedilmiştir. Yûsuf Efendi gençlik yıllarında Topçu Ocağı'nda yetişti, daha sonra günlük 40 akçe maaşla ulûfeli duacılık hizmetinde bulundu. Top Döküm Ocağı'nda gelenek olarak işe başlarken saygın ve âlim bir ulûfeli duacının duasından sonra ocak ateşlenir ve iş başı yapılırdı. Yûsuf Efendi'nin ardından ocakta duacılık hizmeti onun girişimiyle günümüzde cami olarak kullanılan Tophane'deki Karabaş Mustafa Ağa Tekkesi şeyhlerine bağlandı.

Her türlü İslâmî yazıyı ustalıkla yazabilen, eşine az rastlanır bir hattat olan Yûsuf Efendi sağlığında yazıp hazırladığı kendi kabir kitâbesinde aklâm-ı sittede ve celîde Ahmed Karahisârî'nin talebelerinden Derviş Mehmed'in talebesi olduğunu belirtmiştir. Nefeszâde Gülzâr-ı Savâb'da ve Suyolcuzâde Gülzâr-ı Savâb'ı kaynak alarak Yûsuf Efendi'nin başlangıçta Şeyh Hamdullah yolunda aklâm-ı sitteyi Abdullah Kırîmî'den meşkettiğini, nesih yazıda Celâlzâde Muhyiddin Amâsî'yi örnek aldığını, daha sonra Karahisârî'nin üslûbuna meyledip Derviş Mehmed'den aklâm-ı sitte ve celî yazı meşkettiğini, bu vadide bütün sanat gücünü göstererek büyük başarı elde ettiğini kaydeder. Ahmed Karahisârî'nin son temsilcisi kabul edilen Yûsuf Efendi -zayıf bir görüş olmakla beraber- divanî ve celî divanî yazılarını Taczâde Mehmed Çelebi'den (ö. 996/1588) meşkedip bu sahada da üstün başarı kazandı. Yûsuf Efendi'nin 100 yaşına yakın bir zamanda vefat ettiği nakledilir. Kabri Karabaş Mustafa Ağa Tekkesi Mescidi'nin mihrabı önündeki hazîrededir. Kendi kabir baştaşı kitâbesini celî sülüs hatla yazmış, tarihini sonradan Hasan Üsküdârî eklemiştir. Yazısı ve yuvarlak şekliyle dikkati çeken baştaşı kitâbesinde, "Kad mâte'l-merhûm hattât Yûsuf Efendi eş-şehîr bi-Demircikulı tilmîz-i Derviş Mehmed min telâmîzi Ahmed el-Karahisârî sene 1020" yazılıdır.

Kaynaklarda bildirildiğine göre Tophane Kılıç Ali Paşa Camii'nin iç ve dış mekânlarında taşa hakkedilmiş lâcivert çiniler üzerindeki bütün ketebesiz hatlar Demircikulu Yûsuf Efendi'ye aittir. Kuzey avluya giriş kapısı üstünde şair Ulvî'nin iki beyitlik, sol avlu giriş kapısı üstünde dört beyitlik tarih kitâbeleri celî sülüs hatla yazılmıştır. Cami harimine sağ yan giriş kapısı üzerinde Bakara sûresinin 238. âyeti, sol yan giriş kapısı üzerinde Meâric sûresinin 34. âyeti, avludan son cemaat yerine giriş kemeri üstünde kelime-i tevhid de celî sülüs hatla hakkedilmiştir. Özellikle cami harimine girişi sağlayan taç kapı üzerinde piramidal biçimde yükselen âbidevî celî müsennâ kitâbede Ra'd sûresinin 16. âyetiyle Zümer sûresinin 62. âyeti, altta dikdörtgen form içinde Haşr sûresinin 24. âyeti celî sülüs hatla taşa hakkedilmiş, zemin ördekbaşı yeşile boyanmış, yazılara altın varak uygulanmıştır. Cami harimiyle son cemaat mahallinde bulunan XVI. yüzyıla ait nefis İznik çini panolarının lâcivert zemini üzerindeki beyaz celî sülüs hatlar da Yûsuf Efendi'ye aittir. Mihrap çıkıntısının içindeki sağ alt pencere üstünden Besmele ve Fâtiha sûresiyle başlayan, bir kuşak halinde diğer iç mekânın pencere üzerinde devam eden çini panolarda Bakara sûresinin 255. âyetiyle (Âyetü'l-kürsî) 256-258. âyetleri ve 259. âyetinin bir kısmı yine celî sülüs hatla yazılmıştır. Son cemaat mahalli pencerelerinin alınlıklarında lâcivert çini panolar üzerinde celî esmâ-i hüsnâ mevcuttur. Evliya Çelebi yanlışlıkla çini panolar üzerinde Mülk sûresinin yazılmış olduğunu, hattatının da Karahisârî Hasan Çelebi olduğunu kaydeder.

Yûsuf Efendi'nin taşa mahkûk, bilinen diğer bir yazısı da günümüzde terkedilmiş, bakımsız halde bulunan, Küçük Piyâle Paşa Camii yakınındaki Paşmakçı Ali Dede Tekkesi hazîresinin yola bakan, yarısına kadar toprağa gömülmüş penceresi üzerindedir ve 193 × 24 cm. boyutlarında celî sülüs 1007 (1598-99) tarihli iki pafta halindedir. Kitâbede, "Eşhedü en lâ ilâhe illallāhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît" "Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" "Allāhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin ve sellim teslîmen" cümleleri yazılıdır. Yûsuf Efendi'nin Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonunda (nr. 100-0365) 977 (1569) tarihli, ketebeli, güzel nesih hatla yazdığı bir mushaf-ı şerifi bulunmaktadır. 21,3 × 12,5 cm. ebadındaki bu mushaf 370 varak, sayfada on üç satır halinde tasarlanmış, serlevha, sûre başları, duraklar ve güller tezhip edilmiştir. Cildi XX. yüzyıla aittir. Ferağ kaydında, "Ketebe Yûsuf b. Abdullah Memlûk-i Ali Ağa afe'llāhü anhümâ" yazılıdır.

Demircikulu Yûsuf Efendi'nin güzel nesih hatla yazdığı bir en'âm-ı şerifi de Dublin Chester Beatty Library'de kayıtlıdır (MS, nr. A 1530). Bordo renkli klasik Osmanlı cildinin sonradan yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu cüz 31 varak, 14 × 9,8 cm. boyutundadır. Her sayfada dokuz satır vardır. Unvan sayfası çok zarif bir şekilde klasik tarzda tezhip edilmiş, altın ve renkli cetveller çekilmiştir. Varak 24a'da bulunan ketebesinde "Yûsuf b. Abdullah" ve "992" (1584) yazılıdır. Varak 24b ve 25a'da mevcut, ince nesta'lik hatla yazılmış esmâ-i hüsnânın sonradan ilâve edildiği düşünülmektedir. Varak 25b-31b arasında Müzzemmil sûresi bir satır siyah mürekkep, bir satır zer mürekkeple ve muhakkak hattıyla yazılmıştır. Ketebesi "Yûsuf b. Abdullah sene 976" (1568) olarak kaydedilmiştir. Yûsuf Efendi'nin hattat tezkirelerinde adı geçen talebeleri arasında Gülzâr-ı Savâb müellifi Nefeszâde İbrâhim Efendi, Abdullah Feyzî b. Dursun ve Yûsuf Sîminkalem tanınmış hattatlardandır.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA