Ehlü'l-Büyütat Kimlere Denmektedir?

Sözlükte "ev halkı" mânasına gelen bu tabir, Sâsânî devri asilzadeleri ve İslâm'dan sonra onların soyundan gelenler için kullanılmıştır. Sâsânî İmparatorluğu'nda devletin yüksek makamlarını ellerinde bulunduran aristokrat sınıflar arasında önemli yeri olan bu zümreye, Pehlevîce'de "hükümdar soyundan gelen prensler" veya "önemli ailelerin üyeleri" anlamında vispuhran deniliyordu. Ehlü'l-büyûtâtın kisrânın tacını giydirmek, diğer aristokratlarla birlikte istediklerini tahta çıkarmak veya tahttan indirmek, ölüme mahkûm etmek, Nevruz kutlamalarında kisrânın yanında bulunmak, vergi ödememek gibi bazı imtiyazları vardı. Bu zümreye mensup olanlar, kisrânınkinden biraz daha küçük olmakla birlikte taç giyme hakkına da sahiptiler.

İslâm'ın ilk devirlerinde İran'ın Fars gibi bazı bölgelerinde, İranlı asilzadelerin soyundan gelenler hâlâ otoriteye sahiptiler ve saygı görmeye devam ettiler. Müslüman yazarlara göre devlet kademesindeki önemli mevkiler, eskiden olduğu gibi ehlü'l-büyûtât adı verilen bir grup İranlı'nın elinde bulunuyordu. Bu aileler, İslâm öncesi İran'a ait önemli bazı kitap ve belgeleri özenle korumuşlardır. Mes'ûdî, 303 (915-16) yılında Fars bölgesindeki İstahr şehrinde asil bir İranlı ailenin elinde, Sâsânî kisrâlarına ait portre ve biyografiler de dahil olmak üzere bazı önemli malzemeleri ihtiva eden çok büyük bir kitap gördüğünü nakleder (et-Tenbîh, s. 106). Devlet kademeleri genellikle asillerin elinde bulunduğundan bu tabir zamanla "bürokrat" mânasında kullanılmıştır.

Abbâsîler'in ilk asrında ise ehlü'l-büyûtât (erbâbü'l-büyûtât) tabiri, nesebi Peygamber ailesine veya Kureyş'e ulaşmakla birlikte Hâşimîler'den olmayan âyan hakkında kullanılmıştır. Bunlara halife tarafından maaş bağlanırdı. Ancak maaşları, kendilerine "ehlü'l-halîfe" denilen ve Benî Hâşim'e mensup olanlarınkinden daha azdı.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN