Yemen'deki kriz, Kızıldeniz'in sadece Arabistan Yarımadası'ndaki ülkeleri değil diğer yakadaki Afrika ülkeleri arasında da gerilimi tırmandırıyor. Bir yanda Husiler ile Somali'deki Eş Şebab örgütü arasındaki artan işbirliği göze çarpıyor. Bir yandan da İsrail'in Etiyopya üzerinden içinde Mısır, Somali, Sudan ve Eritre'nin yer aldığı yeni bir bölgesel kaos projesini hayata geçirme çalışması dikkat çekiyor.
Çünkü altıdan fazla yeni ülkenin Mekke Paktı'na katılmak istediği bir süreçte İsrail, Türkiye liderliğinde gelişen yeni bölgesel statükoyu bir beka meselesi olarak görüyor. Ve bunu baltalamak için her yola başvurmaktan çekinmiyor.
Yunanistan ve Rumlar üzerinden denediği provokasyonlar tutmayan İsrail, bu kez Türkiye ile yakınlaşan ülkeleri kaosa sürükleme stratejisi izliyor. Bu nedenle her fırsatta Suriye'yi rahatsız ediyor. İsrail ile normalleşmeyi reddedip İbrahim anlaşmaları yerine Türkiye ile Mekke Paktı'nı imzalayan Suudi Arabistan, Yemen ve Husiler üzerinden hedefe konuldu. Bu hamle her açıdan planlı bir siyonist senaryodur.
***
Sahnede Husiler, Eş Şebab,
Etiyopya, Yunanistan veya Rumların olması kimseyi yanıltmasın. Bütün bu kuklaların arkasındaki asıl aktör İsrail ile destekçileridir. İsrail'i histerik krizlere sokan son gelişme ise
Riyad'dan sonra Kahire'nin de Türkiye eksenli yeni bölgesel dizayna katılmak için beyan ettiği irade oldu.
İki ülke arasındaki yeni ittifak sadece diplomatik ve ekonomik ilişkilerle sınırlı değil. Yeni güvenlik paradigmasına göre
Mısır ve Türkiye'nin yeni askeri koordinasyonu, savunma alanında üretimden satışa kadar her aşamadaki
yüksek teknoloji paylaşımını da kapsıyor.
Paçaları tutuşan İsrail bütün tuşlara basıyor.
Somaliland provokasyonundan sonra şimdi de
Nil sularının paylaşımı, Rönesans barajı sorunu ve denize ulaşma manipülasyonu üzerinden iç savaşın pençesindeki
Etiyopya'yı Sudan, Mısır, Eritre ve Somali'ye karşı kışkırtıyor.
Zira Etiyopya, isyan eden Tigrayları desteklediği için komşu
Eritre ile geçen perşembe diplomatik ilişkilerini kesti. Addis Ababa, komşusu Eritre'yi kuzeydeki "Tigray Halk Kurtuluş Cephesi"ne destek vermekle suçluyor.
***
Geçen hafta
Mısır ve Etiyopya birbirlerinin diplomatlarını istenmeyen kişiler ilan etti. Mısır'ın
Somaliland'i tanımaya hazırlanan Etiyopya'ya karşı
Somali'ye asker göndermesi gündemde. Sudan da Kahire ile ortak hareket ediyor. Bu işbirliğinin bir nedeni de Etiyopya'nın Sudan Silahlı Kuvvetleri'ne karşı 2023'te isyan başlatan ayrılıkçı
Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (RSF) desteklemesidir.
Hâliyle Kızıldeniz'in iki yakası ile
Babülmendep Boğazı'nın merkezinde yer aldığı
Aden Körfezi ve Afrika Boynuzu'nda birbirine
rakip iki ittifak sistemi öne çıkıyor. İlki, Türkiye liderliğindeki Mekke Paktı destekli
Suriye, Suudi Arabistan, Pakistan, Katar, Mısır, Sudan, Somali, Eritre ve Yemen'in meşru yönetiminden oluşan blok. Karşısında ise
İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi, BAE, Etiyopya, RSF, Eş Şebab ve Husilerden oluşan blok var.
Kuzey Afrika'dan Doğu Akdeniz ve Hint Okyanusu'na; Hazar'dan ise Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı ve Afrika Boynuzu'na uzanan bu geniş saha bir bakıma
yeni bölgesel ve küresel güç mücadelesinin ağırlık merkezine dönüşmüş durumda.
Elindeki kartlar giderek zayıflayan İsrail artık Batılı ülkeleri ve büyük bölgesel güçleri yanında göremiyor. Başarısız
provokatif devletler, terör örgütleri ve isyancı güçlerle Türkiye liderliğindeki bölgesel ittifakı durdurmaya çalışıyor. Fakat İsrail'in artık istediği gibi at koşturduğu devirler geride kaldı. Bu nedenle çırpındıkça batıyor ve daha da batacak. Küresel ve bölgesel gidişat da bunu gösteriyor zaten.