Amerika, 20 Mart 2003'te işgal ettiği Irak'tan 23 yıl sonra çekildi. 30 Eylül 2026'da son askerini de Irak'tan çıkardı. Irak hükümeti, 1 Ekim tarihini 'Egemenlik Bayramı' olarak ilan etti. ABD ordusunun çekildiği 30 Eylül Çarşamba gününden itibaren de dört günlük resmî tatil ilan edildi.
Oysa ABD'nin Irak'tan çekilmesi emperyal projelerinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Hatta daha ileri giderek şunu diyebiliriz ki, ABD Irak'tan sadece asker değil ders de çıkarıyor. Ama istese de Irak'tan çıkamayacak. Bunun birçok jeopolitik, siyasi, ekonomik ve tarihi nedeni var.
Bütün bu hamleler ve olası sonuçları Amerika'nın Ortadoğu stratejisinde hesaplanmış risklerdir. Bir bakıma ABD, bölgedeki reel-politik projesini sonlandırmıyor. Bir bakıma randıman alamadığı mevcut stratejisini daha işlevsel hale getirecek adımlar atıyor. Yani ayrılmıyor. Daha etkili ve kalıcı bir dönüş adına ve atacağı yeni adımlar için kendine yeni bir yol yapıyor.
***
Haliyle Amerikan 'grand stratejisi' bölgeyi terk etmeye değil kendini yeniden konumlandırmaya; askeri, siyasi ve ekonomik varlığını yeniden düzenlemeye dayanıyor. Bu nedenle ABD'nin Irak'tan çıkışını, Ortadoğu'ya ve özelde İran'a yönelik yeni stratejisinin pratiği olarak okumak gerekli.***
Unutmayalım ki uzun soluklu İran projesinin başarıya ulaşması için ABD öncelikle 'direniş ekseni' denilen hattı hedef alıyor. Suriye'den sonra Lübnan, Irak ve Yemen'deki direniş gruplarının varlık nedenini yok etmeye çalışıyor. Zira bu grupların varlık gerekçesi ABD'nin bölgedeki işgaliydi. İşgalci güç konumunu olabildiğince görünmez kılmaya çalışan ABD, bu yolla İran'ın vekil güçler üzerinden devreye soktuğu 'direniş güçleri paradigması'nı çürütmeye ve bu güçleri çözülmeye zorlayan bir strateji izliyor. Bu bağlamda ABD sadece bölgede kendi askeri varlığını azaltmıyor. İşgalci Siyonist İsrail'i hem Gazze'de hem Lübnan ve Suriye'de dizginlemeye de çalışıyor.