YAZARA MAİL GÖNDER Nalıncının keserinin sapının kırığı

YAZARLAR

Ankara'dan gelen haberlere göre AKP başkanlık sisteminden vazgeçmiş, "yarı başkanlık" üzerinde duruyormuş.
Buna göre sistemde gene bir başbakan bulunuyor ama "ağırlık" cumhurbaşkanında oluyor. Yani başbakan, cumhurbaşkanının yardımcısı konumunda.
O kadar ki, hükümet toplantılarını da cumhurbaşkanı yönetiyor.
Yani cumhurbaşkanı "sembolik" değil, yönetimin fiilen başında, eli taşın altında, sorumluluk yükleniyor. Doğrudan halk tarafından seçileceğine göre de bunda bir sakınca yok, bir tuhaflık da yok. Fransa'da elli beş yıldır uygulanıyor.
Yani, Türk tipi değil Fransız tipi sistem.
Şimdi muhalefet çevreleri buna da itiraz edecekler tabii...
"Batılılaşmak" isterler ama Batı'nın Amerikan ve Alman sistemlerine şiddetle karşıdırlar.
Peki Fransız sistemi? Ona da karşıdırlar.
İngiliz sistemi desen... Orada da krallık var! İspanya'da, Hollanda'da, Danimarka'da, İsveç'te de öyle... Yoksa bu ülkeler Batılı değiller mi yahu?
Eee, ne kaldı, hangi Batı modelini isterler?
Fransa'da yürümemiş, 1940 ve 1958'de iki defa duvara toslamış olan "eski Fransız" sistemini!
Neden?
Çünkü hiçbir zaman iktidara gelemeyeceklerini, yani sistemin onlara yaramayacağını bilirler, hiç olmazsa elini kolunu bağlamayı tercih ederler. İlelebet muhalefette kalacakları için, yürütme ne kadar zayıf olursa onlar için o kadar iyidir!
Başkan, bizim adamımız olursa partili olabilir, rakip partiden olursa partili olmasın...
Düşünceleri budur.
İnönü partili olabilir, hem ülkeyi hem partiyi yönetebilir, çünkü o bizdendi!
İnönü'nün paralara kendi resmini bastırması bile fevkalade doğaldır, "altı oku" yakasında bir bayrak gibi taşır ama Celal Bayar'ın DP amblemli bastonuyla dolaşması fevkalade yakışıksızdır!
Bu kafa için ehven-i şer çözüm de asker cumhurbaşkanıdır. Hem canım, Atatürk de İnönü de asker değiller miydi?
İşte mis gibi partisiz başkan!
Dönem dönem bir siyasi parti gibi davranan bürokrasinin tarafsız görünen adayı! Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren...
Asker olamıyorsa bari yüksek sivil bürokrat olsun, gene tarafsız gibi görünsün. İşte Ahmet Necdet Sezer... Ecevit parmağıyla onu işaret edene kadar hiçkimsenin tanımadığı, adını bile duymadığı, sıradan bir bürokrat...
İlle de partiden olacaksa Demirel olsun bari, gerçi rakip partinin başkanıydı ama oligarşiye tam teslim olmuş, "ehlileşmiş" partili...
Ama bakın, Özal olmasın. O da partili ama eski sisteme karşı arıza çıkarmış bir adam...
Ezcümle, partili olacaksa CHP'li olsun, olamıyorsa tarafsız kisvesine bürünsün.
AKP iktidarı bu oyunu bozacak, ona sinirleniyorlar.
Çünkü AKP, meselenin "adını koyacak"...
Cumhurbaşkanının partisiz ve tarafsız gibi gösterilmesi oyununa, bu doksan yıllık oyuna son verecek.
İçlerinde bir kısmı da partiyle devletin içiçe geçmesini, ikisinin özdeş olmasını ister ki, ona da faşizm diyorlar.
Faşizmi bizimkiler yaparsa devrim, yöneticiyi halk seçerse karşıdevrimdir ağabey!
Ama o nalıncı keserinin sapını kırıverirler bir gün...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.