YAZARA MAİL GÖNDER Çakma kalpaklı

YAZARLAR

Amerika'da her yıl (her yaz), belli başlı muharebe meydanlarında, özellikle Gettysburg'da iç savaşı yeniden oynuyorlar. Canlandırıyorlar. Buna "reenactement" deniyor ve yaygın bir hobi oluşturmuş durumda.
Bunları düzenleyen şirketler var. Bir tarihte heves ettim, keyif için kalkıp gidip katılayım dedim, başvurduğum şirket iki soru sordu.
Bir: Teçhizatınızı kendiniz mi getireceksiniz biz mi sağlayalım?
İki: Kuzeyli mi olmak istersiniz güneyli mi?
İki sene sonra, 18 Haziran 2015'te, Belçika'da Waterloo meydan muharebesinin iki yüzüncü yıldönümü de benzer şekilde anılacak...
Kuyrukta kaç İngiliz ve Fransız vardır bilemem ama benim yaşım geçti. Elde tüfek, kafada papak, İngiliz ordusunun Hougomont ya da Belle Alliance müstahkem mevkilerine saldıracak halim kalmadı. (Ama Victor Hugo hayranlığını paylaştığım sevgili Erdal Şafak gelirse düşünürüm! Sonra da Paris'e gider, Saint-Merry sokağında kralın askerlerine ateş ederiz.)
Bu tür yeniden canlandırmalar bizde de yapılır.
Lakin, Batı'da gayet şık, bizde gayet sakil şekilde...
"Temsili milis kuvvetleri" kasabaya girerler, Türk bayrağına sarılmış ve bir direğe bağlanmış olan kızı orasını burasını mıncıklayarak kurtarırlar.
Bu tür yeniden canlandırmalarda Ermeni oynayacak kimse bulunamıyordu da sınır ötesinden "gerçek Ermeni" getirtiliyordu döviz karşılığı...
Hadi bizde de bir özel şirket Dumlupınar'da bir yeniden canlandırma düzenlesin de katılmak isteyenlere "Türk askeri mi oynamak istersiniz Yunan askeri mi" diye sorsun bakalım!
Fakat bizde de kalpaklı Kuva-yı Milliye'ciler var. Milli bayramlarda, özellikle 30 Ağustos'ta piyasaya çıkarlar. Sağa sola kuru sıkı ateş de ederler. Bugün de hazırlık yapıyor olmalılar.
Hani Kılıçdaroğlu'na da kelebek gibi giydirdiler ya geçen gün, muhalif basın resimlerini zevkle yayınladı, bildiğiniz kalpak.
Bendeniz eskiden bunları gerçek milliciler, yani hakiki muharip gaziler sanırdım... Bugün milyonlarca vatandaş da öyle sanmayı sürdürür.
Sonra bir hesap yaptım, yahu bunlar yaş ortalaması taş çatlasa elli-altmış dolaylarında adamlar... Hadi yetmiş olsun, en kabadayısı benden on yaş büyük... Seksen olsa, gene tutmuyor.
Yani taş çatlasa 1940, on yıl da benden koy, 1930 doğumlu vatandaşlar... 1922 yılında, babalarının içtiği ayranda laktik asit bakterisi bile değiller!
Eskiden vardı, bizim çocukluğumuzda, kurtuluş savaşına katılmış ve hayatta kalmış tek tük "pamuk ihtiyarlar" bu bayramlarda.
Ama artık kalmadılar. Savaşın son gününde on sekiz yaşında bir delikanlı olduğunu varsaysak, amcanın 1904 doğumlu olması gerekiyor! 109 yaşında!
Öyleyse ne ayaktır o kalpaklar, tozluklar, kütüklükler, dürbünler, kamalar, fişekler, tüfekler tabancalar?
Peki bu tür canlandırmalar yapılmasın mı? (Ortada bir "reenactement" falan da yok, yalnızca boy gösteriyorlar.)
Militarizmi seviyorlarsa yapsınlar da, adını koysunlar.
Cumhuriyetin taa yirminci yıldönümünde doğmuş Evkaf'tan emekli Mükrimin'i bize "kurtuluş savaşı kahramanı" diye yutturmasınlar!
Kılıçdaroğlu'nu çıkarıp oynatabilirler, orada bir sıkıntı yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.