Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Okullar tatile girdiğine göre soralım: Bu 15 günlük teneffüste seyahat programınız var mı? Müze gezmeye Avrupa'ya mı, belgesellerde gördüğümüz elemanları takibe Afrika'ya mı? Kayağa mı, yüzmeye mi? Yoksa 'Bir başkadır benim memleketim' mi?

Sömestr mı diyoruz, Sömestre mi, Sömestır mı? Yoksa bu ismini hepten boş verip yarıyıl mı? Her neyse, 15 günlük o malum tatil geldi işte. Çocuklar boş ve gezmeye aç! Nereye götürülecekler peki? Yaşlarına, ilgi alanlarına, ailenin imkânlarına göre değişir elbette ama şöyle alternatifler var dünya üstünde diye, üstünden bir geçelim bakalım:

AVRUPA'DA MÜZE TAVAFI

En klasik, en kolay, en eğitici-öğretici, dolayısıyla da zenginleştirici gezilerden olduğu muhakkak: Bir ya da birbirine geçmeli birkaç Avrupa şehrine gidip kaybolunur. Müzeler tavaf edilir, yeni sergiler gezilir, sanat tarihi yerinde görülür. Konserden, sinemaya, oradan müzikale geçilir. Paris, Londra, Berlin olur... Paris'in bonus'u da malum; Disneyland tam bir çocuk oyun alanıdır. Viyana, Roma, Amsterdam da olur... Hem Amsterdam olursa, çoğunluk ile hemfikir olunduğu da anlaşılmış olur! Uçak bileti aramalarını analiz ederek yapılan bir araştırmaya göre, Türklerin bu tatilde en çok gitmek istedikleri yer orası çünkü. Venedik olursa, karnaval heyecanının içine düşülür. Daracık sokaklarda, rengârenk bir âlemde kaybolunur. Salzburg olursa, Kış Müzik Festivali'ne (Mozart Haftası) denk gelinir. Üstelik de yabancılık çekilmez çünkü Fazıl Say da orada!

KAYAK İÇİN NERE YE?
Chamonix mi? Lech mi? Megeve mi? Kitzbuhel mi? St. Moritz mi? Val d'Isere mi? Zell am See mi? Courchevel mi? Bansko mu? Cenevre'ye mi uçulacak? Zürih'e mi? Münih'e mi? Lyon'a mı? Salzburg'a mı? Sofya'ya mı? Hepsinin müşterisi, müdavimi, hatta markaları bile farklı. Ama her halükarda çocuklara kayak öğretmenin, bilenlere ilerletmenin mevsimi aynı...

ABD Mİ, PATAGONYA MI?
ABD her zaman iş yapar. İstikamet California'ysa hele, çocuklar Disneyland'de, anneler outlet'lerde kendinden geçer. Güney Amerika'yı, Patagonya'yı hayal bile etmeyin çocukla. Şili-Arjantin-Brezilya güzel de; çavlandan, bağlardan, kahveden, tangodan hoşlanma yaşı gelince gitsin, yoksa boşa gider. Meksika ve Guatemala gibi iddialı uzakları da ertelemeli; dünya para vereceksiniz, sonra hatırlamayacak, yazık, günah. Götürürsünüz bir Meksika Lokantası'na, okutursunuz Maya uygarlığını, tamamdır. Asya'ya, Uzakdoğu'ya da girmeyelim sanki. Vietnam-Laos- Kamboçya çocukları açmayabilir. Angkor'u, Ho Çi Min'i küçük yaşta görmese de eksiklik hissetmez.

KIZAĞI HASKİLER ÇEKSİN!
Kar seviyor mu? Köpek seviyor mu? Lapland'a çıldırır o zaman. Kuzey Finlandiya'da ya da Norveç'te, Sibirya kurtlarının (Haski) çektiği kızaklarla kutup serüvenine hangi çocuk laf edebilir ki zaten? Ayrıca da eksi bilmem kaç derecede özel uyku tulumlarıyla göğe bakan camdan odada ya da 16. defa yeniden inşa edilen kardan otelde kalacak. Vay vay vay! Bitmedi: Ren geyiklerinin çektiği kızaklara binecek. Buzkıran gemisiyle gezecek. Kar motosikletleriyle buz üstünde sürat rekorlarına şahit olacak. Donmuş nehirde balık tutacak. Deniz kartalı ve balina görecek. Bir belgeselin içine sızmış gibi olacak. Maceranın dibi yani! Kuzey Işıkları büyükleri de büyüler ama çocukların iyice aklını uçurur. Sonsuz fotoğraf, Instagram'da sayısız 'like', ballandırılacak sınırsız hikâye demek Lapland. Yeni okul dönemine 1-0 önde başlamak hatta...

ASLAN, GERGEDAN, FİL
Paraya kıyarsanız, Cape Town, Johannesburg, Ümit Burnu, Pilanesberg, foklar, penguenler, biberonla aslan beslemeler, vahşi 'beşibiryerde'yi görmeler şeklinde Güney Afrika uyar ama. En popüler doğal parklardan Masai Mara'dan flamingo kalabalığıyla Lake Nakuru'ya, sonra da denize girmeye Kenya - Tanzanya - Zanzibar keza. O da uyar. Sadece 'Big 5'i görme ihtimali bile kuzuya çevirir her çocuğu. Pek adım başı rastlamadığımız 'Big 5' (Aslan, leopar, gergedan, manda, fil) ile karşılaşmak, üstüne çita, zürafa, impala, su aygırı, timsah gibi arkadaşlarla haşır neşir olmak hangi çocuğun içini hoplatmaz? Ama şöyle bir sakıncası da var: Arkadaşının tatilde bunları yaptığını duyan hangi çocuk kıskançlıktan çatlamaz? Hiç kahrolmayın yani çocuğu safariye götüremediniz diye. İsabet. Sınıftakiler ona düşman olmayacak.

ULUDAĞ DA OLUR, İSTANBUL DA...
Nereye giderseniz gidin, önemli olan beraber iyi vakit geçirmek. Gülmek. Eğlenmek. Bir şeyler paylaşmak. Tatlı, komik, neşeli, yıllar sonra hatırlandığında bile iç ısıtacak anılar biriktirmek. Bunun için ille de dünyanın öbür ucuna gitmeniz gerekmiyor. İster şehir dışına birkaç günlük kaçamak yaparsınız, ister İstanbul'u farklı bir şekilde yaşarsınız. Uludağ'da kar keyfi de olur, daha önce hiç gitmediği bir semt keşfi de. Mühim olan, ufacık bir gezintiyi bile renkli, hikâyeli, anlamlı bir hale getirmek. İyi tatiller, iyi gezmeler...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER