YAZARA MAİL GÖNDER Yeni parti arayışları

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan'ın ilk turda cumhurbaşkanı seçilmesinin giderek netleşmesi siyaset kulislerini hareketlendirdi.
Hareketlendirdi çünkü CHP'nin sağa açılması, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun çatı adayı olması, CHPMHP ittifakı, mevcut muhalefet aksında "yeni" bir umut yaratmadı. Tam aksine CHP'lileri de MHP'lileri de korkutan yeni bir travma yaşanması ihtimalini güçlendirdi.
Bu yüzden sadece AK Parti çevresi değil, muhalefet cephesi de gözlerini Başbakan Erdoğan sonrası AK Parti'de neler olacağına dikmiş durumda.
Acaba bir kopma olur mu?
Bütün hesaplar da eski Türkiye'de, Özal sonrası ANAP'ta veya Demirel sonrası DYP'de yaşananlarla kıyaslanarak yapılıyor. Ortada üç dönem kuralı nedeniyle 70'e yakın siyasetçinin devre dışı kalması bu hesabı yapanları heveslendiriyor.
Algı yaratmakta usta olanların bu süreci "AK Parti'de büyük tasfiye" diye sunacakları çok açık.
Daha şimdiden iki koldan hazırlık yapılıyor; Eski merkez sağcılar ve cemaate yakın isimler... Özellikle eski merkez sağın siyaset kurtları piyasaya çıkmış durumda. Kimler yok ki; İlhan Kesici'den Hüsamettin Cindoruk'a, Lütfullah Kayalar'dan Ali Müfit Gürtuna'ya hepsi yine ortalarda dolaşmaya başladı.
Buna paralel, "paralel yapı" da boş durmuyor. Ertuğrul Günay ve İdris Bal gibi isimlerin de içinde olacağı yeni bir partiden söz ediliyor.
Prof. Dr. Abdurrahim Karslı'nın "Merkez Parti"sinin bu beklentiyle kurulduğu söyleniyor. İlginçtir Karslı adı, bir süre önce ABD'de içinde işadamlarının da olduğu, CHP'yle dirsek teması olan Cenk Küpeli'nin öncülük ettiği bir girişimde de geçmişti.
Ancak, eski merkez sağcılar cemaatten çok AK Parti içinden kopacak bir ekiple "yeni parti"nin kurulabileceğini düşünüyor.
Peki, bu mümkün mü?
Böyle bir beklenti var. Kaç dönem olarsa olsun siyasetten uzak kalmanın "küskünlük ve kırgınlık" yaratacağı çok açık. Siyaseti dizayn edenler de buna güveniyor. Ancak AK Parti bu gerçekle ilk kez karşılaşmıyor. 2007 ve 2011 seçimlerinde AK Parti kadrolarında ciddi bir "yenilenme" yaşandı. Ayrıca siyaset mühendislikleriyle AK Parti'den ayrılan Erkan Mumcu ve Abdüllatif Şener'in başına nelerin geldiği de ortada... En önemlisi de cumhurbaşkanlığına çıkacak olan Başbakan Erdoğan'ın bu gerçeği bilerek, sık sık "Ben partimden kopmuyorum" mesajı vermesi...
Bu nedenle 10 Ağustos, sadece Türkiye siyaseti için değil, AK Parti için de yeni bir dönemin başlangıcı olacak.
Bir yanda son 12 yılda Türkiye'yi dönüştüren, kendisini yenilemeyi bilen, gençlerin önünü açan ve "çözüm süreci" gibi 100 yıllık sorunlara dokunan bir AK Parti var, öte yanda uzun süredir siyaset dışı kalan, Türkiye'nin değişimine ayak uyduramayan, ülkenin temel meselelerinde fikir üretemedikleri için siyasette savrulan eski siyasetçiler var.
Yeni siyaset üretmeden, gelecek hesaplarını AK Parti içindeki ayrılıklar üzerine kuranların, geleceğin siyasetinde olma ihtimali sıfır.
Bugün muhalefette olan CHP ve MHP'nin de temel sorunu bu... Onların başaramadığını eski merkez sağcıların ve cemaate yakın isimlerin AK Parti'den kopartacakları birkaç isimle başarmaları mümkün değil.
Kuşkusuz AK Parti de bu hamleleri görüyor ama muhalefette olanların asıl görmesi gereken AK Parti'yle "daha çok demokrasi" üzerinden yarışacak "yeni" bir siyaset ihtiyacı...
Bunu başaran gelecekte var olur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.