YAZARA MAİL GÖNDER Siz TÖVBE etmesini bilir misiniz bayım?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Çağlayan saldırısını alkışladınız. O masum savcıyı, iki küçük yetimi, o anayı düşünmeden, daha dün vurulan, tecavüz edilen güzel insanlarımızın babalarının, savcının babasının dilindeki Hak sözün vakarına kulağınızı kapattınız. Kalbiniz gram titremeden, teröre terör diyemeden, önce alkışlayıp sonra bu iş AKP'ye yarar diye dank edince, MİT yaptı dediniz. AKP'ye kaç oy getirir diye yazdınız...
Sahi siz gece nasıl uyuyorsunuz bayım? Eşinize, çocuğunuza nasıl sarılıyorsunuz?
Doğan Medya'nızla Birgün'ünüz, Cumhuriyet'inizle, beş para etmez artistleriniz, yabancı istihbaratlar için yetiştirilmiş paralel din adamlarınızla, ecnebi beyazlarınız, milliyetçileriniz, Cihangir Kürt Partinizle şimdi sadece Kemalist bir despotik değil, katliamcı bir örgüt de oldunuz ha? O kalpsiz fotoğrafta rol aldınız ha?
12 Eylül darbesi için kurdurulmuş, kendi insanlarını seri cinayetlerle öldürmüş, derin devletin tetikçisi olmuş, Kürt barışı diyen Sabancı'yı vurmuş bir Gladyonun sol, paralelin sağ düzenbazları, ölüsevici medya soytarıları ile aynı resimde birleştiniz bütün "elitist!" şeyinizle.
Bizim için IŞİD de bir, DHKPC de, Esad da bayım. Siz ne zaman demokratik kurallar içinde rekabet etmeyi, iyilikte yarışmayı öğreneceksiniz asıl orası mühim...
Biliyor musunuz bu soru yakıyor ciğerimizi! Nasıl yaşayacağız birlikte?
Katliamdan sonra hala aranmadan adliyeye girmek isteyen ve öfke krizi geçiren avukatlarınızla birlikte nesiniz siz allasen? Hangi vampirle yatağa girdiniz de nerenizden ısırdılar sizi?
Bu beyni alınmış katliamcılara terörist demeyeceğiz de ne diyeceğiz söyleyin lütfen. Halka karşı, ülkenize karşı mezhep savaşı için, etnik savaş için, kentleri yakmak, insancıkları öldürmek için ayaklanıyorsunuz. Hiçbir kural kaideniz yok. Kan istiyorsunuz, iç savaş istiyorsunuz, kutuplaştırmayı boş verin asıl siz kindar bir kutup olarak savaş açıyorsunuz vatana. Vatan hissiniz çürümüş.
Ama bakın bu ülke terör PR'cılarına hukuk çerçevesinde davranıyor. Çünkü artık gittikçe daha çok sakiniz bayım. Kol kolayız, yan yanayız, alnımızda müşterek bir güneş parlıyor. Çünkü biliyoruz ki haklıyız...
Şehrin arka sokaklarını, oradaki sahipsizleri, o sümüklü gariban çocukları nasıl bir yalan uğruna alıp önce futbol takımı kurup dangalak konserlere götürüp sonra nasıl şiddete bulaştırdıklarını, gözaltına aldırıp robotlaştırdıklarını, vurulsunlar, kemikleşsinler diye öne sürdüklerini, nasıl bir intihar bombacısı haline getirdiklerini çok iyi biliriz biz bayım.
İster subay üniformasıyla gezen Deniz Gezmişlerden, ister din düşmanı Mahir Çayanlardan, isterse demokratlara karşı kurulan, önce kendi bölgesindeki Kürt aydınlarını yok eden PKK'dan gelsin fark etmez. Leninist örgüt dediğiniz şeyin insan haysiyetine aykırı bir kötülük olduğunu biliriz, nasıl şiddete tapan bulaşıcı bir iblisleşme olduğunu...
Biz korunmuş odalarda, akademik koridorlarda, mezhepçi içe kapanıklıklarda, güvenli kapılar ardında yaşamadık ki bayım. Bizim bastığımız toprak titriyordu mütemadiyen. Çatımız akıyordu, paçalarımız hep çamurluydu ve bitmez bir zelzele içindeydik. Deli depremlerin kuşağıyız bayım.
Kuytu yerlerimize beklenmedik yumruklar yedik bayım, etimiz morardı. Ondandır sesimizdeki bu bariton hüzün.
Ve bu oylar onun için çoğalıp duruyor...
İslamcısı, sağcısı, solcusu, ülkücüsü, liberali... O şarkıdaki gibi "masum değiliz hiçbirimiz" evet ama bugüne bakmak istiyoruz artık. Tahammül etmeyi öğreniyoruz, tövbe ediyoruz, yeni bir ülke kuruyoruz bayım. Hiç oralı değilsiniz siz...
O büyük Barışın, o güzel peygamberin Konstantinopolis'e gönderdiği mektup araya giren muaviyeler yüzünden postada bekletildi, elimize biraz zor geçti. Gecikme oradan. Duyduk ve iman ettik bayım. Esas mesele bu! Gerisi tıraş...
Türk solu evet faşisttir bayım. Örgütleri de, dayandıkları ülkeler de, ruhlar da öyle. Franco'nun İspanya'daki ölüme-tapar milisleri gibidirler. Stalin gibi, Mao gibi, Hitler ve Mussolini gibi.
Sosyalizm ve dahi liberalizm için sabah ayazında çamaşır iplerine astığımız sözlerimiz vardır bayım! Yeri değil belki şimdi.
Ondandır fakat bu bizdeki delişmen Didem Madak resti! Ödleri patlatan şey belki de budur...
Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca / Havı dökülmüş yerlerine yüzümün / Büyük bir aşk yamadım
Hayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım / Gözyaşlarım bitse tespih tanelerim vardı / Tespih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya Ben istemenin "Allah'ını" bilirim bayım...

***

Şiir: Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım-Didem Madak

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.