YAZARA MAİL GÖNDER Kalmak mı gitmek mi?

YAZARLAR / Pazar Sabah Yazarları

Hayatını bir köyde, kentte, hadi çemberi biraz daha genişletelim bir ülkeden dışarı çıkmadan geçirenlere biraz şaşkınlık, biraz da tuhaf bir hayranlıkla bakmışımdır hep. Evini sırtında taşıyan, o ülkeden bu ülkeye kendisine yaşam kuranlara da hep gıptayla baktım, içten içe özendim. Yakınlarda İsviçre'ye yaşamaya giden bir arkadaşımla konuşurken, bir kez daha gündeme geldi bu tuhaf çelişki.

***

Hayat belki de bir 'tabula rasa'dır, yani boş bir levhadır. Herkes doğduğu anda boş olan bu levhayı yaşam serüveni içinde doldurmaya çalışıyorsa eğer; o boş levhanın üstüne hangi desenlerin çizildiği, hangi sözlerin yazıldığı, hangi renklerin kullanıldığı anlam dediğimiz şey olsa gerek. Yani yapıp ettiklerimiz, gördüklerimiz, yaşadıklarımız. Bu anlam haritasını oluşturan önemli parametrelerden birisi de nereleri gördüğün, görmekten çok nerelerde yaşadığın olsa gerek. Ama bu parametre, sınırlı sayıda gezgini bir kenara bırakırsak modern çağa ve küreselleşmeye ait bir durum.
Sanırım endüstri devrimine kadar 'sıradan', büyük kalabalıklar için dünyalı olmak diye mesele yoktu, İnsanlar doğdukları köyde, ilçede, kentte doğup ölüyorlardı. Türkiye'de ise bu kaygının 'yaşam anlam endeksine' girmesinin tarihi çok kısadır. Kalmakla gitmek; kalıp kök salmakla rüzgara kapılıp yeni kültürler, yeni insanlar tanıma ikilemidir bu. Dünyanın küçülmesinin insanda açtığı yeni bir yarılmadır.
***

Çünkü yaşadığı mekan, insanı belirleyen bir şeydir. Bir anlamda insanın sınırları yaşadığı kent, yaşadığı yurt kadardır. Bu nedenle insan yaşadığı, bildiği, tanıdığı yerde kendini daha güvende, daha rahat hisseder. Yurtsuzluk, yani gönüllü sürgünlük bir yanda ulusaldan, yerelden kurtulmak; sınırlarını büyütmek, gelişmektir. Diğer yandan ise silikleşmek, kaybolmak ve tedirginliktir. Gelip geçiciliktir, hep göçmen olmaktır. Ama buradaki en sıkıntılı hal, sanırım arada kalmaktır. Kalırken gönüllü sürgün olmak. Hep gitmek isteyip gidememek. Hep dünyayı özlemek, ama kımıldayamamak. En sıkı tutunduğunu sandığın yerde bile tam olarak olamamak. Bir tür şizofreni. Bir tür zincirli bedevi hali.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.