Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Terim sonrası Galatasaray'da "Florya'yı nasıl ve kiminle adam ederiz?" sendromu yaşanıyor.. Yerli eski oyuncuların ismi geçiyor, yabancı kişilerden söz ediliyor. Florya'nın başına getirilecek kişinin sırtına da "Sportif Direktör" apoleti kondurulmaya çalışılıyor.
Galatasaray'da yaşanan sıkıntılara, saha içi kötü sonuçlara "Sportif direktör" eksikliği neden olarak gösteriliyor.. Yanlış bir teşhis.. Florya'ya atanmak istenen isimler, disiplin sorununu gidermek adına dedektiflik mi yapacak? Disiplin ancak Florya'da Florya'nın sahiplerinin birlikte yaşamalarıyla sağlanır. Nasıl mı? Galatasaray Ailesi'nin evi olarak gördüğüm Florya'nın sahipleri, Başkan, yöneticiler, futbolcular, teknik heyet ve çalışanlardır.. Yönetim isterse her toplantısını, hizmet etmiş başkanların resimlerinin olduğu odada istediği zaman yapar. Ancak Terim'in ifadesiyle 'Aslan yuvası Florya', teknik heyet, futbolcular ve tüm çalışanların 24 saat yaşadığı bir evdir.. Florya yaşadığı ve yaşandığı sürece hayat dolu olur, mutluluklar da başarılar da gelir.. Yine vurguluyorum; başarının anahtarı "Aile olabilmek"tir.

TERİM İLE MANCİNİ FARKI
Terim ile Mancini arasındaki en büyük fark Florya'yı yaşama şeklidir.
Terim, Florya'yı hep evi gibi görmüştür, çoğu geceler evine gitmemiş, Aslan Yuvası'nda kalmıştır. Yaşadığı sıkıntıları Florya'nın sevgisiyle pansuman ve tedavi etmiştir. Mancini ise Florya'ya "İdman ve gerektiğinde kamp yapılan yer" olarak bakmaktadır. Galatasaray'a gelen her yabancı hoca için aynı felsefe geçerlidir.. Bakın; 2011'de Galatasaray'a 3. kez gelen Terim, GS TV'ye verdiği ilk röportajda futbolculara yönelik şunları söylemişti:
"Her sorununuzda bizi yanınızda bulacaksınız. Başarıda arkadaşlık, dostluk, birliktelik, aile olmak çok önemlidir."
Başkan Ünal Aysal'ın ilk yönetimi ile Terim ve futbolcuların birlikteliği, yaratılan aile ortamı Galatasaray'ı iki yıl üst üste şampiyon yaptı, unutulan Avrupa defteri çeyrek finalle açıldı.
Geriye dönüp bakmayalım, ileriye ve Mancini'ye bakalım. Galatasaray Dergisi'nin Kasım sayısına kapak olan Mancini'ye röportajında bana göre en can alıcı soruyu Tarık Ünlütürk şöyle sormuş: "Bir teknik adamın takıma etkisi üzerinden konuşursak, bir hoca neler yapabilir?. 25 adamı bir arada tutma görevi var mıdır, yoksa sadece taktik ve teknikle mi kısıtlıdır?"
Bakın; Mancini ne cevap vermiş: "Teknik direktör bunların hepsini yapar. Tabii taktik, fizik olarak takımı hazırlamak görevimizdir. Oyuncuların hem kendi aralarında bir arada yaşamalarını hem de bizim onlarla beraber yaşamamızı organize etmek görevimiz. Şimdi öyle bir durum var ki; takımlarda 20 farklı ülkeden oyuncu oluyor. Bu anlamda oyuncuları bir arada tutmak kolay değil ama bu da teknik direktörün görevi arasında.."

GÜNEŞ ERKEN BATAR!
Eğer Mancini oyuncularla yaşamayı görev olarak görüyorsa Florya'da kaybolan "Aile" ortamının geri dönmesi zor..
Mancini samimi ise görevi olduğunu söylese bile futbolcularla birlikte olmayı istiyorsa önce Florya'da geçireceği günleri uzun saatlerde yaşamalı.. Çünkü; futbolcu işin başındaki patronunun davranışlarına göre hareket eder. Terim, idman biter Florya'da kalırdı. Mancini için; idman biter, herkes evine gider. 24 saat yaşamayan, yaşanmayan ve yaşatılmayan Florya'da güneş erken batar.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER