YAZARA MAİL GÖNDER "Ya şimdi konuş, ya sonsuza dek sus!.."

YAZARLAR

Arizona'da özellikle kovboy filmlerinde çok gördüğünüz Grand Kanyon'un kenarında, Allahın unuttuğu ıssız bir yerdeyiz.. Çukurun karşı yakasından güneş doğmak üzere.. Ben yanımda Holly.. Karşımda Holly'nin Kızılderili asıllı annesi.. Onun yanında da nikahımızı kıyacak adam.. Bir doğa aşığı kayınvalide, burayı günlerce dolaşıp bulmuş.. Karşıda güneş doğarken oluşan kızıl gölgeler Kanyon'a ilahi bir hava veriyormuş.
İlle orda evlenecekmişiz. Yolu yok, yordamı yok, otelden iki kilometre ötede. Yürüyerek geldik, altı kişi.. Niye altı?. İki de şahit gerek ya.. Otelde koridorları paspaslayan iki kadına 20'şer dolar verdim, gelsinler diye..
Arizona'da güzel bir adet var. İşin resmi kısmını sulh hukuk yargıcı tamamlıyor. Evlenme belgenizi hazırlıyor, mühürlüyor, size veriyor. İmza yerleri boş. Eşler imzalayacak, iki yer onlara.. Bir de nikahı kıyması için kimi paşa gönlünüz istediyse, o..
"Bizde de böyle olsa.." diye kaç defa yazmıştım. O zaman, bizde başa bin türlü iş açan, yıllardır tartışılan resmi nikah, imam nikahı sorunu da kökünden çözülürdü.
Belediye Başkanından kağıdı al.. Sonra nikahı ister imam kıysın, ister papaz, ister haham, ister ilkokuldaki öğretmenin, ya da mesela Başbakan.. Bizim muhterem, klasik tüm soruları sırayla sordu. Adımız, sülalemiz, falan filan.. "Evet"leri dedirtti, sıra geldi evliliğimizi ilana..
O ıssız, o bizden başka kimsenin olmadığı Kanyon kenarında etrafa şöyle bir baktı ve bağırdı..
"Bu evliliğe itirazı olan varsa, şimdi konuşsun. Yoksa sonsuza dek sussun!.."
Dağların, taşların itiraz edecek hali yok, ya da yerde koşuşan kertenkele ve onların peşindeki kuşların.. Ama gene de soruyor.. Kitapta öyle yazdığı için değil sadece.. İnsanoğluna verilmiş en büyük hayat dersini bir kez bize tekrarlamak, mutlu evliliğin en önemli unsurunu hatırlatmak için..
Ya zamanında konuşacaksın.. Ya sonsuza dek susacaksın!..
İşte başarının sırrı.. Zamanlama!..
Bu uzun girişi niye yaptım, merak edeceksiniz..

***

Çarşamba öğleden sonra Fatih Altaylı kardeşimi okuyorum. Milli maçı izlemeye Amerika'ya gitmişti. Maçtan sonra Fatih Hocamla (Terim) yemek yemiş. Uzun uzun sohbet etmişler. Fatih Hocam demiş ki.. "Yabancı sınırlaması bir ülkenin futbolunu geliştirmez.
Avrupa'da, dünyada en başarılı olan ülkelerin tamamında yabancı oyuncu kısıtlaması yok, ama adamlar takır takır Avrupa, Dünya Şampiyonu oluyorlar. (İspanya'yı örnek veriyor.) Böyle bir kısıtlamayı benim aklım da, gönlüm de kabul etmiyor."
Söyledikleri yerden göğe doğru.. Fatih Terim, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından, tarihimizde ilk defa kurulan "Türkiye Futbol Direktörü" unvanına sahip olduğu için sözleri çok daha anlamlı.. ydı.. Eğer "Zamanında" edilseydi.
Sevgili Fatih Hocam,
"Türk Futbolunun her şeyinden sorumlu" anlamına gelen bir unvana, bu ülkenin Avrupa'da en başarılı hocası gibi istatistiksel bir geçmişe sahipken "Zamanında" niye sustun?. Niye ağzından tek kelime çıkmadı?.
Bu ülkede nerdeyse bir yıldır süren tartışmaların, sezon sonunda sonuca bağlanması beklenirken geçen ay, Federasyon Başkanı olacak zat, yasal olarak tüm yetkiler elindeyken, "18 kulüp başkanının onayladığı teklif elime geçmedikçe, karar almam" diye, korkaklığını ilan ederken, yani tam da konuşman gerekirken, bunları bile bile niye sustun?.
18 kulübün 16'sı anlaşmıştı üstelik..
İkisi itiraz ediyordu. Sebep, Türk futbolunun yüce menfaatleri değildi tabii. Sebep kendi kişisel durumları, kendi başkanlıklarıydı. Beşiktaş Başkanı'nın transfere harcayacak parası yoktu. Kulüp tarihinde görülmedik bir mali kriz yaşıyordu. "Ben alamıyorsam, kimse almasın..
Yoksa taraftar beni tefe koyar" diyordu. Fenerbahçe Başkanı "Benim kulübüm Avrupa yasaklı. Beşiktaş'ın alacak hali yok. Transfer serbest kalırsa, bu Galatasaray'a yarar. İyi bir takım yapar, Avrupa'da öyle ileri giderler ki, bize fark atarlar. Madem biz Avrupa'da yokuz, onlar da olmasın. Zayıf kadro ile ilk turlarda elensinler" hesabı içindeydi.
Bu iki başkan, Kulüpler Birliğini'nin hazırladığı tasarıya imza atmadılar. Kongrede seçilerek değil, Spor Bakanı tarafından atanarak Başkan olan (Olması gereken sonuncu zat) Türk futbolunun menfaatlerine değil, iki, sadece iki kişinin kişisel keyiflerine ve isteklerine boyun eğdi, onların isteğini Türkiye'ye "Kural" olarak koydu ve Türk futbolunun Avrupa'dan silinme kararına imza attı.
İşte spor sayfaları, bu özetlediğim günleri ve tartışmaları manşetlerinde yaşarken, Türkiye Futbol Direktörü, yani bu konuda "İlk" konuşması, hatta karar vermesi gereken adam tek kelime etmedi. Federasyon 5+3 kararını aldı, açıkladı. İş bitti.
Terim, iş işten geçtikten, testi kırıldıktan sonra, hiç bir işe yaramayacağını bile bile konuştu..
"Bu karar yanlıştır!.."
Fatih Terim, bu ülkenin en başarılı spor adamlarından biri.. Hayatta başarının sırrına örnek hep spordan verilir..
Timing/ Zamanlama..
Yani, mesele doğruyu yapmak değildir. Doğruyu zamanında yapmaktır. İyi futbolcuyu, kötüden ayıran, yeteneklerinin ötesinde, beynindeki zamanlama duyusudur. İyi futbolcu zamanında yapılmayan doğru hareketin hiç bir işe yaramadığını bilen kişidir. Emre Çolak niye iyi futbolcu olamıyor?. Selçuk son zamanlarda niye dökülür hale geldi?. Zamanlama duyularını kullanamıyorlar çünkü. Topu ayaklarında öldürdükten sonra çıkardıklarında iş işten geçmiş oluyor. Burak, atağını doğru zamanda yapamayınca ya da Selçuk pası doğru zamanda veremeyince ofsayta düşüyor. Şutu zamanında atacaksın. Hamleyi, çalımı, pası zamanında yapacaksın..
Fatih Hocam, idmanda milli futbolculara bunu öğretiyor, yıllardır.
O zaman ben de Sevgili Dostuma diyorum ki, "Ele talkını verip kendin salkımı yutma, Hocam.. Zamanında konuşmanı çok bekledim. Sustun. Israrla ve inatla sustun.. Türkiye Futbol Direktörlüğünü Aziz Yıldırım'a bırakırcasına sustun hocam.."
Bu ülke futbolunu Demirören Federasyonu da yönetmiyor, sen de yönetmiyorsun, Hocam..
Aziz ne derse o oluyor.. Şikeden mahkum, devlete kafa tutmaktan yasaklı Aziz!.
O zaman susmaya devam et hocam!.
Sonsuza dek sus, o zaman!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.