YAZARA MAİL GÖNDER Siyasete bu kadar boğulmak..

YAZARLAR

Sevgili Genel Yayın Müdürüm Erdal Şafak ve Yazı Müdürüm Metin Sever dostlarım sitem ettiler, dün.. Ayni gün İstanbul'un iki en kalabalık, en popüler yerinde, makineli tüfeklerle adam öldürülmesi haberini birinci sayfadan çift sütun vermemizi eleştirmiş, "Henüz öbür gazeteleri görmedim" diyerek ilk iğneyi kendimize batırmıştım.
Sevgili dostlarıma göre, haberi birinci sayfanın tepesinden veren editör kardeşlerime haksızlık etmişim..
Hayır etmedim..
Birinci sayfanın tepesi yetmez o habere.. Sayfanın tamamında vermemiz gerekiyordu. Olay öylesine önemli..
Hele bizim gibi yüksek tirajlı bir halk gazetesi için..
Öğleden sonra evde öteki gazetelere de baktım. Hemen hepsi, bizimki kadar, hatta daha az önemsemişler. Bir tek HaberTürk benim kafamdan geçeni yapmış.
Bunlar, Erdal'la Metin'in haklı alıngan, benim haksız eleştirmen olduğumu göstermez.
Bunlar Türk medyasının son zamanlarda akıl almaz boyutlarda siyasete boğulduğunu gösterir.
Bir yerde de, bu ülkede neden bu kadar az gazete satıldığının da sebebini..
Ben eleştirirken bir çağrışım yaptım..
Böylesi iki suikast, mafya türü cinayet, Londra'da, New York'ta, Paris, Berlin'de bir kaç saat arayla işlense, o ülkelerin, o kentlerin büyük gazeteleri haberi nasıl verirlerdi?.
Ve de haber kanalları?..
Hele de haber kanalları..
Yerinden yayın yapmak için bir akıllı telefonun yeterli olduğu günümüzde, hem de Nişantaşı'nda, Vali Konağı'nın yanı başında, makineli tabanca ile adamlar taranıyor..
Arabadan inen silahlı adamlar, yere serdiklerinin ölüp ölmediğini de kontrol ediyorlar ve sonra, etrafa kurşunlar yağdırarak çekip gidiyorlar..
Kullanılan mermi sayısı 60'a yakın..
Nerde?. En merkezi semtte.. En civcivli saatte..
Bir haber kanalı, bir kaç dakika içinde olay yerine bir akıllı kamera ile ulaşıp, canlı yayın yapmıyorsa, yapamıyorsa, o kanal kapansın..
Ama kanallar da siyasete boğulmuş. Çünkü sabahtan akşama birbiri ardına konuşan siyasilere canlı yayınla bağlanmak ve saatleri doldurmak, sonra da bu konuşmaları yorumlamak (!) üzere bir masa etrafına dört kişi oturtup, geceyi kapamak, nerdeyse bedava ve çok kolay. Ekip bile gerekmez.
Şimdi, gazetelerimizin ön sayfalarına bakalım.. Yıllardır, Soma gibi büyük facialar yaşamazsak, siyaset hep tepede.. "Dedim, dedi" haberleri manşetlerde..
Peki bu tür gazeteciliğin bir örneği var mı, dünyada?. Mesela Sevgili Erdal, Fransız medyasını, Fransızlardan iyi takip eder. Köşesindeki harika yazıların kaynağı o medyadır.
Fransız Komünist Partisi'nin resmi yayın organı Humanite bile, önce gazetedir. Çünkü, partinin fikirlerinin yazılması değil, okunması önemlidir.
Okunması için de gazetenin satması..
Gazetenin satması da, halkın nabzını elinde tutmasıyla olur.
Halk, dünyanın hiçbir ülkesinde siyasi haberleri okumak için gazete almaz. Aldığı gazetede siyasi haber olsun ister, o ayrı..
Geniş kitlelere yayın yapmak, büyük tirajlar elde etmek istiyorsanız, halkın merakla okuyacağı haberleri öne alacaksınız.. (Olmadık, yalan haberlerle sansasyon yaratarak satan bulvar gazetelerinden söz etmiyorum.
Söylediğim, gazete..) Siyasi bir konuşma, eğer ülke genelini sallayacak kadar önemliyse, manşete çıkar tabii.. Zaten, manşette bir siyasi liderin konuşmasını gören okur da merak eder "Ne oldu acaba" diye ve saldırır gazeteye..
Bizde bu merak kaldı mı?. Her gün, her konuşan manşet.. İnsanlar siyasilerin konuşmalarını manşette görmeyi o kadar kanıksadılar ki, konuşan "Üçüncü Dünya Savaşı çıktı" dese kimse farkına varmayacak..
Anlatmak istediğim bu..
Durmadan siyasi haberlerle sayfalar yaparak, siyasilerin konuşmalarını sıradanlaştırıyoruz.
Alışkanlık haline getiriyoruz.
Yıpratıyoruz onları..
Gazetelerin satışında birinci sayfalar, manşetler çok önemlidir. Çünkü genelde bayilerde asılan üst yarım sayfadır..
Manşete bakıp, gazete alanları elde tutmanın yolu, her gün değişik, çarpıcı, çekici manşetler bulabilmektir. Ülkemiz bu bakımdan hele son zamanlarda ne kadar da zengin..
Şimdi, öyle bir gazete yapsak, bugünün iki misli satarız, bence. O zaman da, fikirlerimiz, mesajlarımız, okura ulaştırmak istediğimiz konuşmalar iki misli fazla yayılmış olur..
Ben niye bu gazetenin spor ve magazin sayfalarına büyük yatırım öneriyorum, yıllardır?. Bizi gençlere ve kadınlara o sayfalar götürüyor en fazla da ondan..
Sevgili Erdal, Sevgili Metin, bana katılmıyor olabilirler.. Benim istediğim katılmaları değil zaten.
Amacım bir düşünceyi ortaya atarak, bir tartışmayı başlatmak..
Daha güzel Sabah'lara uyanmak için!..




Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.