Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sürecin sağlıklı devamını sağlayabilmek amacıyla oluşturulacak akil insanlar komisyonunda adı geçen Sezen Aksu'nun basın mensuplarına yaptığı "Ben akil olmayacağım!" açıklaması kamuoyunda şaşkınlık yarattı.
Peki, AK Parti hükümetinin başlattığı Demokratik Kürt Açılımını desteklediğini 2009'da bizzat Başbakan Erdoğan'ı arayarak bildiren ve "Annemle, babamla konuştum. Açılımınızı hep birlikte, canı gönülden destekliyoruz. Sürecin güzel şekilde tamamlanması için elimden geleni yapmaya hazırım. Annem ve babam, bu sürecin karşısında duranları iki cihanda lekeli kabul ediyorlar, ben de öyle görüyorum. Türkiye'nin her köşesinde ayrı güzellik var. Türkiye'nin her karesi aynıdır, bizim ayrımız gayrımız yok, olamaz da!" ifadeleri ile dile getiren Aksu neden akil insanlar komisyonunda yer almak istemedi?
Ne oldu da Kürtçe şarkıların yasak olduğu zor zamanlarda bile şahsına, sanatına yapılan tüm saldırılara rağmen ülkede bir Kürt sorunu olduğunu ve bu sorunun çözümünün de ancak demokratik yollarla halledilebileceğini dile getiren Sezen akil insanı olmayı reddetti?
Bir şeye mi kızdı yoksa birilerinin iddia ettiği gibi hükümet akiller listesine adını mı yazmadı?
Hiçbiri değil tabi ki! Sezen'in çözüm süreci boyunca çalışmalar yapacak akiller komisyonunda yer almamasında ne kimseye ya da olaya bir kızgınlığı var, ne de hükümetin onun adını daha ilk baştan yazmaması gibi bir olay var!
İlk kez SABAH'ın duyurduğu akiller komisyonunda adı listenin başlarında yazılanlardan biriydi Sezen. Adı yazılanlardan onay alınmak üzere herkes gibi o da arandı. Teklifi götüren ise Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay oldu. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen bu telefon görüşmesinde Aksu, Atalay'a nazik davetleri için teşekkür ettikten sonra da şöyle bir açıklama yaptı:
"Tarihi bir dönemden geçiyoruz. Emin olun tüm yüreğimle sürecin yanındayım ancak sürecin doğru ve eksiksiz devam etmesine büyük katkı sunacağına inandığım akil insanlar komisyonunun benim gibi magazin figürlerinden değil, konunun uzmanı kişilerden oluşması gerektiğine inanıyorum. Sakın beni yanlış anlamayın. Böyle bir komisyonun olmasını elbette önemsiyorum ama adımın o komisyonda olması ile birlikte de olayın medya tarafından magazinleştirilme endişesi taşıyorum. Bu yüzden de bu komisyonda olmayı kendi adıma uygun bulmuyorum. Yeri ve zamanı geldiğinde fikrimi elbette söylerim ama vatandaş Sezen olarak bulunduğum pozisyonu koruyarak yapmak isterim bunu.
Oluşturulacak akiller komisyonunun üyelerinin çok büyük sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Adımın meseleyi magazinleştirme riski olduğu gibi benimle benzer durumdaki insanların da bu riskin gerçekleşmesine neden olma ihtimali var. Bu ihtimal komisyonun çalışmalarına zarar verebilir. O nedenle benimle aynı pozisyondaki kişilerin de aynı hassasiyetle hareket etmelerinin daha doğru bir strateji olacağına inanıyorum!"
Bugün yazı günüm olmadığından Sezen Aksu'nun neden akil olmak istemediğiyle ilgili sunduğu gerekçeye dair kendi yorumumu yapamıyorum yarınki yazımda yapacağım. Şu kadarını söylemekle yetineceğim:
Sezen yine Sezenliğini yaptı ve adına yakışır bir tavır sergileyerek çok ama çok önemli mesaj verdi. Hem kamuoyunun, hem akiller listesini hazırlayan hükümetin hem de o listede olmayı kabul eden magazin figürlerinin Sezen'in bu mesajını doğru okuması gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER