YAZARA MAİL GÖNDER Ne Milli.. Ne eğitimci.. Ne müdür!..

YAZARLAR

Yani kim atıyor bunları, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne?.. Kim seçiyor, nasıl seçiyor bir bilsem..
Antalya'nın Elmalı ilçesi, Bayralar köyünde Durmuş Yener Ortaokulu
var. Bu okula, civar 10 köyden taşımalı öğrenci geliyor.
Antalya Devlet Opera ve Balesi, 11 köy öğrencisinin toplandığı bu köyde konser vermek üzere anlaşma yapmış.
Elmalı İlçe Milli Eğitim Müdürü Recep Akalın "Yassah hemşerim" diye durdurmuş..
Gerekçesi mi?.
"Köylü operadan ne anlar?.."

Dondum kaldım.. Bu kafa mı, Cumhuriyet çocuklarının Milli Eğitimini yönetecek?.
Devlet Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestraları, yıllardan beri, hem de ne köylerde, ne konserler veriyorlar biliyor mu, o muhterem acaba?.
Hem de senin Elmalı'na nerdeyse kağnı arabası mesafesinde Arifköy'de, tam 15 yıl önce Antalya Senfoni Orkestrası hem de Vivaldi çaldı köylülere, bilir misin?.
Bilmezsin.. O zaman sana, 24 Haziran 2000'de bu köşede yazdığım yazıyı aktarayım da, öğren biraz, köylü müzik dinler mi, dinlemez mi?.

***

En çok Çetin Ağabey'in (Altan) orada olmasını isterdim.. Yaş kütüğünü 75'lerken, Toroslar'ın bir kayıp vadisinde, adı bugüne dek duyulmadık köyün kadınlarının, şalvar ve başörtüleri ile, kucaklarında bebeleri, nasıl Vivaldi dinlediklerini görse, yıllar önce yazdığı rüyanın bir nebze gerçekleşmesine şahit olsa, herhalde benden çok daha mutlu olurdu.
Konser boyu en çok bu köy kadınlarını seyrettim..
Arifköy kadınları, nasıl sakin, nasıl keyifli izlediler görmeliydiniz.. Konser boyu kalkıp giden birkaç kişi oldu.. Gidenlerin hepsi kentlilerdi.. Köy kadınları "Bugüne kadar bize Vivaldi çaldınız da dinlemedik mi" der gibiydiler..
Gencecik bir orkestra, Antalya senfoni çaldı, Vivaldi'yi.. Gürer Aykal yönetiminde ve dev solist keman Cihat Aşkın'la..
Ne şeker, ne tatlı bir Gürer vardı o gece.. Nasıl bir halk adamıydı, nasıl onlardan biriydi.. Nasıl anlattı onlara, Vivaldi'nin mevsimlerini..
"Bakın ilkbaharda, kuşlar vardır".. Cihat Aşkın'ı gösterdi.. "Bu birinci kuş.." Birinci kemanı gösterdi.. "Bu ikinci kuş.." İkinci kemancıyı gösterdi.. "Bu üçüncü kuş.. Bakın bu kuşlar nasıl ötüyorlar?.."
Üç kemancı da, konçerto içindeki sesleri teker teker dinlettiler..
"Biz orkestra da, ilkbaharın o sağanak, o gök gürültülü, fırtınalı havasıyız"..
Orkestra, Vivaldi'nin notaları ile, yağmuru, gök gürültüsünü, fırtınayı çaldı..
"Şimdi hepsi birden" dedi Gürer.. "Şimdi, kuşları, yağmurları, fırtınaları ile ilkbahar.. Demin dinlediğiniz sesleri şimdi bir arada çalarken, tanımaya çalışın.."
Vivaldi'nin ilkbaharı zaten dünyanın en güzel müziği.. Bir de böyle anlatılınca..
Sonbahar.. Hasat mevsimi.. Köylüler hasat bayramı yapıyor.. Asillerimiz ise tilki avında.. Orkestra, köpekleri ve atları ile avcılar.. "Bakın müzik yolu ile nasıl ateş ediyoruz, tilkiye.. Bazen tek tek.. Bazen hep birlike.. Makineli tüfek tarakası gibi.."
Dinliyoruz avcıları..
"Tilki de Cihat.. Bakın o da nasıl kaçıyor?.."
Keman anlatıyor tilkinin kaçışını, vuruluşunu ve ölümünü..
Sonra gene hep birlikte.. Hasat, av, coşku, kovalamaca..
Sonbaharı ilk defa bu kadar severek dinliyorum.. İlk defa bu kadar iyi anlıyorum çünkü.. Ve nasıl coşuyorum, içimden nasıl kalkıp dans etmek geliyor, o hasat bayramında..
Bitmesini istemediğim gece bitti.. Bizi yaklaşık bir kilometre aşağıda bekleyen arabalarımıza doğru, yokuş aşağı iniyoruz.. Yanımda bir müthiş güzellik yürüyor.. Dağınık harika saçları başından aşağı dökülmüş..
Konuşma konusu olsun diye açıyorum..
"Sevdin mi konseri.."
"Çok sevdim" diyor..
"En çok?.."
"En çok İlkbaharı.."
"Ben de en çok İlkbaharı" dedim..
Elimi uzattım, elini tuttum.. Sıcak, yumuşak harika eller.. O dünya güzeli yüzün, böyle elleri olacak tabii..
"Adın ne" dedim..
"Vadi"
dedi..
İlk defa duyuyorum, ama isimdeki güzelliğe, şiirselliğe bakın..
Vadi!..
Hem de dünya güzeli bir vadide yürürken, adın anlamını daha iyi anlıyorum..
Çarpıcı.. Gizemli.. Sarp.. Fethedilmesi güç..
"Ben seni çok sevdim Vadi" diyorum.. Avcumun içindeki elini sıkarak..
10 yaşındaki Vadi, 4 bin yılın vadisindeki rüya gecesinin en güzel gerçeği..
Binlerce yıllık geçmişin içinde, pırıl pırıl bir gelecek!..
***

Arykanda antik tiyatrosunda 2000 yılında Vivaldi izleyen köy kızı 10 yaşındaki Vadi, şimdi 25 yaşlarında olmalı, Recep Efendi.. (Sana müdür demeye dilim varmıyor.)
Oralardaysa, ara bul.. Konuş bakalım, 10 yaşında köy çocuğu müzikten anlar mıymış..
Bulamadın mı?. Ankara'da şu anda merkez valisi.. Abdülkadir Demir.. O zaman, o konseri o dağ başındaki binlerce yıllık tiyatroda gerçekleştiren Kadir Dursun'un baş destekçisi, her sorunu çözeni, Finike Kaymakamıydı, tanıdığım en muhteşem kaymakamlardan Demir..
Yıllar sonra Denizli Valisi diye çıktı karşıma.. Onu bul.. O anlatsın sana, şalvarlı köy kadınlarının nasıl Vivaldi dinlediklerini..
Tabii, Recep Efendi, sen Vivaldi kim, biliyorsan!..
Hayatında dinlediysen..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.