YAZARA MAİL GÖNDER Orda Kamil Şükûn da vardı!..

YAZARLAR

Teşvikiye Camisi avlusunda saatlerce naklen yayın yapan NTV'ye mesaj da attım.. "Kayahan'ın yanındaki musalla taşında Kamil Şükûn yatıyor" diye..
Umurlarında olmadı. Kimsenin umurunda olmadı.. Çünkü Kamil Şükûn onların anladığı türden, yani popüler bir kültür sanat adamı değildi..
NTV'de mi kusur sadece?. İki gün boyu sabahtan akşama Kayahan yayını yapan haber kanallarının hiçbiri Kamil'in ölümünü tek satır alt yazıyla bile geçmedi.
Cumhuriyet gazetesi dışında bu ölümü haber yapan da çıkmadı.
Yazıklar olsun!.
İki satır anlatayım mı Kamil'i?.
Sevgili dostumu, can arkadaşımı..
Onu bizim kuşak, Durul Gence orkestrasının solisti olarak tanıdı. Hayat boyu öyle kalsaydı zaten, bir naklen yayın da onun için yapılırdı.
Sonra bizim mesleğe geçti.. İki dergi çıkardı..
İkisi de örnek.. Model.. Arkalarından gelene yol açan..
Biri Adam!.. Bu ülkenin ilk erkek dergisi..
Bana Erkekçe'nin yolunu açan dergi.. Bakılacak değil, okunacak erkek dergiciliğinin örneği..
İkincisi Vizon.. Bugün bu ülkede ne kadar kadın dergisi varsa, hepsinin anası.. Ana tanrıçası..
İstanbul sosyetesi, ayda bir yapılan Vizon Dergisi Köfte Partilerine davet edilmek için ne kadar uğraşırdı.. Kendisi haber olan dergiydi Vizon..
Vizon'la moda işine girince, daha büyük bir iş başardı.
Vizon Şov!..
O zaman İstanbul'da tek Hilton Otelleri'nin bütün salonları kiralanır, orada bir moda fuarı açılırdı. Sadece Türkiye'nin ünlü makastarları, markaları değil, Paris'in en ünlü mezonlarını getirmeyi başarırdı. Büyük salonda kurulan podyumda ise, durmadan defileler düzenlenirdi.Türk Mankenlerinin en itibarda, en saygın, en peşinde koşuldukları yıllardı, Vizon Şov'un yarattığı defile fırtınası sayesinde..
Sonra.. Sonra bambaşka bir işle karşımıza çıktı, son sekiz yılda..
İstanbul Resitalleri'ni düzenledi. Dünyanın en ünlü piyanistleriyle bir sezon önceden anlaşıyor, onları, Sabancı Müzesi'nde yarattıkları konser salonunda, Türk seyircisiyle buluşturuyordu.
Arkasında bir kurum, müessese, organizasyon yoktu. Tek başına gerçekleştiriyordu her şeyi.. Sponsorları bulma dahil. Üç yıldır, Yaşamdan Dakikalar için 3 kuruş verecek sponsor bulamıyoruz. O işin ne olduğunu iyi bilirim. Kamil başarıyordu işte..
İdealizme bakar mısınız?.
27 Mart 2015'te bana aylık mesajını gönderdi.
"Sevgili Hıncal,
10 Nisan 2015 Cuma, Simone Dinnerstein, piyano.
Bekliyoruz.
Sevgiler, selamlar...
Kâmil Şükûn"
4 Nisan Cumartesi Teşvikiye Camisi musalla taşında Kayahan'ın yanında uzanıyordu.
Ama onun orda olduğunun farkında olan yoktu. Kayahan önünde saf tutan Kültür Bakanı dahil..
Onca gazeteci, onca foto muhabiri, onca kameraman, onca medya ordusu, cenaze namazlarını kıldıran İmam "Kayahan ve Kamil Şükûn Beyler" dediği halde, olup bitenin farkına varmadılar.
Cehalet mi desem, vefasızlık, nankörlük, insansızlık mı?.
O an içimden haykırmak geldi, "Benim cenazeme gelirseniz, namertsiniz" diye..
Cuma gecesi Sabancı Müzesi'nde olacağım..
Boğazım düğümlenerek, gözyaşlarımı içime dökmeğe çalışarak..
Daha 12 Mart gecesi, muhteşem bir Joseph Moog konseri izletmişti bize, Sabancı Müzesi'nde.. "Ağbi, 10 Nisan'da mutlak burda ol" demişti.. "Plakları satış rekoru kıran, şubattaki son CD'si şimdiden liste başı olan bir piyanist, Siome Dinnerstain'e bayılacaksın. Klasik Müziği bugünün kuşaklarına sevdiren bir deha o" demişti. Çakı gibiydi, nasıl yakışıklıydı, içiyle gülen gözleriyle bakarken.
Sonra kanserlerin en acımasız türlerinden birine yakalandı. En hızlı gelişen, önü alınamayan en milyonda bir türüne..
Ama bu cuma gecesi orda olacak ve beni gene uğurlayacak, biliyorum..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.