Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Annelerin gözyaşı dinecek"

Giriş Tarihi: 16.9.2009 21:17 Güncelleme Tarihi: 16.9.2009 23:01
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Suriye arasında vizelerin kaldırıldığını ve artık bu bayramda Suriye'den Türkiye'ye, Türkiye'den Suriye'ye sınırdan rahatlıkla geçilebileceğini söyledi.

Erdoğan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nca, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad onuruna WOW İstanbul Otel'de verilen iftar yemeğine katıldı.

İftar sonrası bir konuşma yapan Erdoğan, Ramazan'ın, paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın en geniş anlamıyla ve en samimi şekilde yaşandığı bir ay olduğunu söyledi.

Ramazan'ın aynı zamanda merhamet, yoksulların, garip gurebanın hissiyatının toplumun tüm kesimleri tarafından paylaşıldığı ve herkesin sofrasını, gönlünü, kucağını başkalarına açtığı bir ay olduğunu belirten Erdoğan, ''Ancak bugün bu sofrada şahit olduğumuz gibi Ramazan en çok da bereket ayı. Bugün bu bereketin sadece iftar soframıza değil, Suriye ile Türkiye arasındaki kardeşliğe de yansıdığını görmekten büyük bir heyecan duyuyorum'' dedi.

Erdoğan, Suriye ile Türkiye'nin çok uzun bir tarihi geçmişi yaşadığını ifade ederek, ''Bin yıldır Türkiye ile Suriye aynı sofraya oturuyor. Aynı ekmeği, aynı suyu paylaşıyor. Dicle'de, Fırat'ta ortak kaderi, aynı ortak idealleri taşıyor. Tarih boyunca defalarca aynı düşmana karşı omuz omuza savaşıyor. Şam'ı, Halep'i, Kudüs'ü nasıl bir ve bütün olarak savunduysak, aynı şekilde Çanakkale'de de aynı siperde şehit olduk, şehitler verdik'' diye konuştu.

Türkiye ile Suriye'nin tarihini, kültürünü, geleneklerini ve hissiyatını kesin hatlarla birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, Suriye'den İstanbul'a gelen bir ''kardeşinin'' burada yabancılık çekeceğine inanmadığını, aynı şekilde buradan Şam'a gidildiği zaman da ''bizden bir şehirde, bizi yansıtan bir şehirde'' olunduğunun hissedildiğini kaydetti.

Erdoğan, ''Emevi Camisi'nin manevi havası, Sultanahmet Camisi'ninkinden farksızdır. Hamidiye Çarşısı'na girdiğiniz zaman kendinizi adete Kapalıçarşı'da hissedersiniz. Yediğimiz yemeklerde, dinlediğimiz müziklerde, insanların yüzlerinde, konuşmalarda, gülüşmelerde, hep birbirimizi görüyoruz. Sayın Tatlıses'i, Gencebay'ı Suriye'de dinlersiniz. O derece iç içe girmiştir. Tarih, Türkiye ve Suriye'yi birbirine dost yaptı, akraba yaptı. Hatta bizi birbirimize kardeş eyledi, et ve tırnak, kemik gibi'' diye konuştu.

''ŞENGEN DE VAR, ŞAMGEN DE VAR''

Dünya üzerinde bu kadar çok ortak yönü olan, bu kadar çok ortak noktayı paylaşan, bu kadar birbirine geçmiş iki halkın, iki komşu ülkenin olduğunu düşünmediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''İşte onun için diyorum ki Suriye bizim dosttan öte kardeşimiz. Bugün biz bir adım attık. Bugün bir bayram günündeyiz. Suriye ile Türkiye arasında vizeleri kaldırdık. Bu tabii özlenendi, beklenendi. Hatta bir dostum bana bu akşam bir latife, nükte yaptı. Dedi ki 'Şengen de var, Şamgen de var.' Tabii bu bayram için de çok önem taşıyordu. Eskiden belli bir protokol çerçevesinde sınırlarda geçişler vardı. Şimdi bu bayramda artık bu da olmayacak ve sınırdan rahatlıkla Suriye'den Türkiye'ye, Türkiye'den Suriye'ye geçebileceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı, bakanlarına talimatı verdi. Aynı şekilde biz de talimatı verdik, yürürlüğe girdi. İşte barış bu, sevgi bu, kardeşlik bu, dayanışma bu. Bunun temellerini en güzel şekilde attık, atıyoruz. Suriye ile güzel yarınlara birlikte yürüyoruz, ortak bir geleceği, huzur ve refah dolu bir bölgeyi inşallah birlikte inşa edeceğiz. Son 7 yılda bu noktada çok büyük başarılar elde ettik. Ticari ve ekonomik, siyasi, kültürel alanda ilişkilerimizi pekiştirecek çok güzel adımlar attık. Türkiye, Suriye'nin meselelerini kendisine mesele edindi. Aynı şekilde Suriye, Türkiye'nin meselelerini kendisine mesele edindi. Bu şekilde birçok kronik sorunu çözme ya da en azından çözüm yoluna koyma fırsatımız oldu. Suriye ile ilişkilerimizde son 7 yılda çok büyük mesafeler kaydedildi. Bundan dolayı da çok büyük memnuniyet duyuyorum. Aslında bu memnuniyeti sadece siyasiler değil, tüm halkımız hissediyor.''

''TÜRKİYE, SURİYE'NİN AVRUPA'YA AÇILAN KAPISI''


Başbakan Erdoğan, Lapseki ile Gazimagosa arasında feribot seferleri başladığında KKTC ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının duyduğu heyecanın tarif edilemez olduğunu, Halep ile Mersin arasında 13 Mart 2009'da başlayan karşılıklı tren seferlerinin inşa ettiği dostluk köprüsünün de izah edilemez olduğunu kaydetti.

Şam ile Ankara'yı, Şam ile İstanbul'u hızlı ve güvenli bir şekilde birbirine bağlayacak bu hattın kendilerinde yol açtığı sevincin tarif edilemez olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Türkiye ile Suriye arasında tesis ettiğimiz bu kardeşlik ikliminin yeterli olmadığına inanıyorum. Birlikte çok daha fazlasını yapabilir, çok daha fazlasına ulaşabiliriz'' dedi.

Erdoğan, Suriye'nin Türkiye'nin Orta Doğu'ya, Türkiye'nin de Suriye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olduğunu ve bu fırsatları Türkiye ve Suriye halkları için birer imkana dönüştürmenin kendi ellerinde olduğunu söyledi.

O nedenle mümkün olan her zemini, her fırsatı azami ölçüde kullanarak, aralarındaki kardeşlik iklimini, iletişim ve işbirliğini artırmaları gerektiğine inandığını ifade eden Erdoğan, ''Türkiye ile Suriye arasındaki dayanışma son 7 yılda çok net bir şekilde bölgesel barışa da eşsiz bir destek sağlamıştır. Sağlamaya da devam ediyor'' dedi.

"BAŞARACAĞIZ"

Suriye ve Türkiye'nin anahtar iki önemli ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, ''Bunu başaracağız. Tabii ki bundan rahatsızlık duyanlar yok mu? Var, ama bunu aşacağız. Güçlü bir Suriye, istikrarlı, refah ve huzur içinde bir Suriye, komşularıyla tüm meselelerini çözmüş bir Suriye, hem Türkiye için hem de tüm bölge için şanstır. Suriye ne kadar güçlü olur, Suriye halkı ne kadar mutlu ve müreffeh olursa, buna en çok biz seviniriz, bundan en çok biz mutlu oluruz'' şeklinde konuştu.

Aynı şekilde güçlü, huzurlu, istikrarlı ve kalkınmış, Avrupa ile bütünleşmiş, uluslararası meselelerini çözüm yoluna koymuş bir Türkiye'nin de hem bölge için hem de Suriye için bir şans olduğunu dile getiren Erdoğan, dolayısıyla Suriye ve Türkiye'nin son 7 yılda en güzel şekilde yaptıkları gibi dayanışmaya, işbirliğine devam edeceklerini anlattı.

Erdoğan, Türkiye olarak son 2 ayda, bilindiği gibi bir ''Milli Birlik Süreci''ni başlattıklarını ve bunun yeni bir ''Demokratik Açılım Süreci'' olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

''Ülkemiz içinde demokrasi ve hukuku tüm kural ve kurumlarıyla egemen kılmak, hem bölgemizde huzur ve istikrarı daha sağlam temellere kavuşturmak, halkımızın arzu ve taleplerini karşılayabilmek için yeni bir safhaya girdik. Türkiye topraklarını olduğu kadar Irak'ın, İran'ın ve Suriye'nin de refah, güven ve istikrarını tehdit eden terör sorununun artık gündemlerimizden çıkmasını istiyoruz. Türkiye olarak yaklaşık 30 yıl içinde binlerce, yaklaşık 6 bin güvenlik elemanımızı maalesef şehit verdik. Bütün bunlarla baktığınızda 30 bine varan ölüm sayısı. Ülkemizin, bölgemizin refah ve huzuru için harcanması gereken çok büyük kaynakları terörle mücadeleye sarf etmek zorunda kaldık. Bütün enerjimizi oraya kanalize etmek durumunda kaldık. Geriye dönüp baktığımızda soruyorum; Allah aşkına, kaybeden kim, kazanan kim? Kaybeden Türkiye ve Türk milletidir. Hepsinden öte kaybeden annelerdir. Kaybedenin babalar olduğunu ve kaybedilenin de gencecik delikanlılar olduğunu görüyoruz.''

''BU BİR SÜREÇ''


Bazılarının, ''Demokratik Açılım''ın içinde neler olduğunu merak ettiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, bazılarının bunu başlığa sıkıştırmak istediğini, bunun bir başlık veya paket değil, bir süreç olduğunu vurguladı.

Erdoğan, ''Eğer paket derseniz, bunun başı ve bitişi olur. Bu paket değil. Bu bir süreç. Kısa, orta ve uzun vadeli bir süreç. Bunun içinde başta terör sorunu var. Bunun içinde işsizlik var. Bunun içinde hak ve özgürlükler var. Bunun içerisinde birçok sorun alanları var. Sorun alanlarının hepsini bu Demokratik Açılımla çözmekte kararlıyız. Bu sadece Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanı olduğu AK Parti'nin veyahut da Başbakanı olduğu Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir projesidir ve muhatabı millettir. Bunu böyle ifade edeyim'' şeklinde konuştu.

Bunu hep birlikte ve el ele, omuz omuza çözeceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, ama buradan maalesef istismar suretiyle rant elde etmeye çalışanlar olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Buna bir rant olarak bakmak çok yanlış. Çünkü kanın ve şehitlerimizin üzerinden siyasi rant devşirmek çok yanlış olur. Haksızlık olur şehitlerimize, milletimize haksızlık olur, vatanımıza haksızlık olur. 30 yıldır süren bir süreç. Bizden önce de birçok iktidarlar geldi. Soruyorlar; 'Peki ne için son birkaç ay?'. Hayır, 7 yıl önce partimi kurup da programımı açıkladığım zaman programımızın içerisinde iki sahife sadece buna yönelik. 2005'te, 4 yıl önce Diyarbakır'da biliyorsunuz açıklamalarımı yaptım buna yönelik. Bunun üzerinde sürekli çalışmalarımız devam etti. Devam ediyor. Ne için? Bunu gündemimizden çıkaramayız. Çünkü mesuliyeti yüklenmiş olan bir hükümetin tabii ki sorunu olacak. Bunun dışında kalması mümkün mü? Bir taraftan analar ağlayacak, sen güleceksin. Olacak iş mi bu? Eğer o ağlayan anaların evine gidersen ha sen de ağlarsın, ama o ağlayan ananın evine gitmezsen sen ağlamazsın, olay bu. Olayı böyle görmek lazım, ama cenazeye gidip de cenazede orada sloganlar atılmaya başlarsa... Bir Müslümanın cenazesinde slogan olmaz. Bunu bir defa bilelim. Bir Müslümanın cenazesinde alkışlar-malkışlar olmaz. Benim Diyanet İşleri Başkanım'dan öğrendiğim bu. Bir Müslümanın cenazesinde tekbir de olmaz, onu da söyleyeyim. Bunların hepsi bizim dışımızda olan şeyler. Bir Müslümanın cenazesinde sükunet olur, suhulet olur. İşin aslı bu. Bizim öğrendiğimiz bu. Farklılık burada, ama olayı tabii istismara götürenler farklı yere taşır.''

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
"Annelerin gözyaşı dinecek"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN