Türkiye'nin en iyi haber sitesi

: Oyunculuk deli işidir ağlarken gülersin

Atv dizisi ‘Aşk ve Mavi’ye ‘Elmas’ karakteriyle dahil olan , oyuncuların ‘deli işi’ yaptığını söylüyor: Bir bakmışsın ağlarsın, 10 dakika sonra güler, yarım saat sonra kavga sahnesi çekersin. Oyunculuk rengarenktir; bu renklere kapılmamak, beyazlığı unutmamak gerek

Giriş Tarihi: 21.4.2018
İpek Tuzcuoğlu: Oyunculuk deli işidir ağlarken gülersin

Kapadokya'da çekilen, atv ekranlarının sevilen dizisi 'Aşk ve Mavi' dizisine taze kan olarak katılan , dizi sektörü hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Ayrıca Hatay'a giden sanatçılara ağır hakaretlerde bulunan hakkında da konuşan Tuzcuoğlu, "Kılıçdaroğlu'nun söylemini doğru ve şık bulmadım. Oraya giden sanatçıların gönlünü bilemezsiniz" dedi...


'Aşk ve Mavi' dizisine katılmanız nasıl gerçekleşti?
NTC, daha önce de çalıştığım bir yapım şirketi ve Mehmet Yiğitalp de çok inandığım ve sevdiğim bir yapımcıdır. Mehmet Bey aradı, yeni bir karakterin diziye dahil olacağını söyledi. Sağ olsunlar senaristlerimiz 'Elmas' karakterini yazarken, benim bu karaktere çok uygun olacağımı söylemişler. Mehmet Bey'le de zaten çalışmak istiyorduk, denk geldi; kısmet 'Aşk ve Mavi' dizisine oldu. Tabii setin Kapadokya olması ayrıca güzel ve anlamlı benim için. Proje iki sezondur başarıyla devam ediyor. Toplum tarafından kabul edilmiş ve sevilmiş bir dizi. Emrah, Işıl Abla (Yücesoy), Kenan Abi (Bal) ve çok güzel insanlar var ekipte. 16 sene sonra yuvama döndüm.

Nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz dizide?
Değişik bir karakter 'Elmas'. İlk başta ''ın 'Dicle'sine benzeyecek diye biraz kaygılandım ama senaristimizle konuştuk, bambaşka bir karakter olduğuna inandım. Büyü yapması, otlar kaynatması benzese de 'Elmas' içten pazarlıklı, çok zeki, kurnaz, haber şebekesi gibi bir kadın. Yönetmenimiz Hakan Aslan'la da birlikte yol alıp farklı bir karakter çıkarmaya çalıştık. Zaten çok iyi yazılan bir rol; bana sadece o kıyafeti güzel taşımak kalıyor.



İki yıl sonra bir diziye katılmak sizce risk mi?
Kesinlikle risk! Tercihim yeni başlayan, sıfır kilometre projelerde yer almaktır aslında. Çünkü seyirci seni kabul edecek mi bilmiyorsun. Seyirci tarafından kabul görmüş, sevilen karakterlerin içine geliyorsun. Oyuncular ve dizinin atmosferiyle uyum sağlayamayabilirsin, dokunun içinde sırıtabilirsin... İki senedir aynı oyuncular yer alıyor projede; alışkanlıkları var. Herkesin enerjisi, oyunculuğu çok farklı. Ama gönlü açık bir oyuncuysan, işin biraz daha kolay oluyor. Her anlamda olumlu ve pozitif yaklaşmak; hayatı da, işinizi de kolaylaştıran bir faktör. Yeni insanlar, oyuncular tanımayı, onlarla paslaşmayı severim.

Aşk ve Mavi 62. bölüm fragmanı

Setlerde olumsuz şeyler yaşadınız mı hiç?
Hayat yeterince meşakkatli ve zor; ben sorun odaklı değil, çözüm odaklı olmaktan yanayım hep. Çoğu şeyi kişisel algılamam; karşımdaki kişinin karakteri ve meşrebiyle ilgili sorunlar olarak bakarım. Sonuçta setlerde kimsenin psikoloğu olmak için çalışmıyorum. 'Allah şifasını versin' der, geçerim. Hayat kısa; nerede ne olacağı bilinmez, herkesle güzel vedalaşmak gerek.

Bir oyuncunun, sonradan dahil olduğu diziye ne gibi bir katkısı olabilir?
İyi, çalışkan ve disiplinli bir oyuncuysa çok katkısı olacağını düşünüyorum. Özellikle uzun yıllar devam eden işler için ana damarı besleyecek yeni karakterler önemlidir. Bu iş, tek oyuncuya bağlı bir şey değil aslında. Öncelikle senaryo bizim beynimizdir. Dizilerin yıldızı senaryodur, kişiler değil. Görüyoruz, hiç tahmin etmeyeceğiniz insanların işleri yayından kalkıyor. Dolayısıyla senarist, oyuncuyu doğru konumlandırır, iyi paslar verirse seni vezir eder, yanlışlar da rezil eder. Aslına bakarsanız senaristin kalemine çok bağlı senin oyunculuk gücünü kullanabilmen.



YARADANLA BAĞ KURARIM

Meslek hayatınızın 30'uncu yılında oyunculuk adına neler yapıyorsunuz?
Gençler için bir şeyler söylemem gerekirse; bu iş disiplin işidir. Mesleği sevmek, işini aşkla yapmak hem oyunculuğunuza, hem setteki halinize yansır. Bir de hangi birimde çalışırsa çalışsın, herkese karşı hoşgörülü ve güleryüzlü olmak kıymetlidir benim için. Oyuncular arasında hep 'Bu iş deli işi' deriz. Bir bakmışsın ağlarsın, 10 dakika sonra güler, yarım saat sonra kavga sahnesi çekersin. Bizim işimiz duygu işidir. Süreklilik arz eden duygu geçişleri insan psikolojisini çok etkiler. Bir de buna ego kontrolsüzlüğü eklenirse, al sana ballı kaymaklı psikolojik hastalıklar! O yüzden oyuncunun kendini bilmesi, egosunu kontrol etmeyi öğrenmesi çok önemlidir. Tüm bu hallerden kendini temizlemeli, arındırmalıdır.

Sizin arınma yöntemleriniz, bir formülünüz var mı?
Herkes kendi fıtratına ve meşrebine uygun formüller ve yöntemler bulur. Ama benim yöntemim inanç noktasında başlar. Önceliğim, iyi bir insan olmak olduğu için oyunculuğumu hep ikinci planda tutarım. İbadetlerime ve dualara sığınır, şükür duygusunu unutmamak gerektiği üzerine çaba sarf ederim. Oyunculuk rengarenktir; boyar durur sizi, bu renklere kapılmamak beyazlığı unutmamak gerekir. Benim beyazlığım, yaradanla kurabildiğim bağdadır.

'Asmalı Konak' dizisinin ardından Kapadokya'ya 16 yıl sonra dönmek nasıl bir duygu oldu sizin için?
En çok duyduğum şeyden başlayayım; 'İpek Hanım biz çocuktuk, size hayrandık, şimdi bizim çocuklarımız oldu, onlar da sizi çok seviyor' diyorlar. 'Asmalı Konak'ın çok farklı bir enerjisi vardı. Yine atv'de o dönem reyting rekorları kırdı. Karşılaştığım insanların yaklaşımları çok duygulandırdı beni. O zaman da halkla iç içe bir insandım. Çok arkadaşım var burada yaşayan. Yani o derece ki; parasız kalsam herkes bana kapısını açar, benimle yemeğini paylaşır. İşte bu paha biçilmez bir duygu benim için.

30 yıllık oyuncu olarak para kazandınız mı?
Kazandım. Kazanmadım dersem nankörlük etmiş olurum. İyi paralar da kazandım ama pek değerini bilemedik genç yaşlarda. Çünkü çok küçüklükten, 16 yaşından beri sektördeyim. Kendimi ispat edene kadar çok çabaladım ama bu süreçlerde hayat seni törpülüyor, zorlu bir öğretmen oluyor. O yüzden hep şükrederim. Ülkemiz şartlarında oyuncular iyi paralar kazanıyor.



Oyuncuların çok yüksek ücret almaları çok tartışılıyor. Siz neler söyleyeceksiniz bu konuda?
Bu konuda bir denge bulunması gerektiğini düşünüyorum. Bir karakter, misal 100 bin lira alırken, ikinci karakterin 2-5 bin lira alması bana hiç adaletli gelmiyor. Burada oyuncuların bir araya gelmeleri gerekir ki, bir alt barem oluşturalım. A kategori oyuncu, yapımcı ile kendi ücret sözleşmesini yapsın. Ama ondan sonra ki, diğer rollerde oynayan arkadaşlarımız için bir alt barem olursa hakkaniyetli bir sistem olur. Bir de bir türlü çıkamayan oyuncuların telif yasası var. Bekliyoruz çıksın diye.

ÇANTAMDA HURMA TAŞIRIM

Diziden dolayı fazla vaktiniz yoktur ancak başka projeler var mı?
Bu sene senaryo okumaktan yoruldum. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü heyetindeydim. 2 bin küsur proje okudum. Belki yazın bir sinema filmi olur ama netleşmedi henüz. Eylül'de bir TV programı olacak inşallah.



Size en çok sorulan sorulardan biri de herhalde fiziğinizi nasıl koruduğunuzdur. Neler yapıyorsunuz?
Hurma taşıyorum çantamda. Günde dört-beş hurma yiyorum. Sabahları mutlaka toz zencefil ve kabuk tarçınlı sıcak su içiyorum. Kızarmış ekmek, zeytinyağı, zeytin, beyaz peynir yerim kahvaltıda. Öğlen arası set yemeğim tostayrandır. Bol su içerim ama Ph değeri yüksek olacak mutlaka.

ZAMAN BİRLİK ZAMANI

Sanatçılarımız Mehmetçiğe destek için Hatay'a gitti. Kemal Kılıçdaroğlu ise sanatçılara hakaret etti; siz bu konu hakkında neler diyeceksiniz?
Medyadan takip ettiğim kadarıyla ağır sözler sarf edildi sanatçı arkadaşlarımıza. Böyle bir tepkiye şaşırdım. Açıkçası böyle bir söylemi doğru ve şık bulmadım. Sanatçılar coşkulu, duygulu insanlardır. Askerimize moral vermek maksadıyla gidilmiş oraya. Sanırım medyadaki şarkılı türkülü videolar ön planda paylaşılınca, kontrol dışı paylaşımlar olunca, bir kısımda böyle bir tepki oluştu. Ne yazık ki birbirimizi anlamaktan uzaklaşır olduk. Ayrıca o giden sanatçılar içinde gerçekten temiz bir kalple orada olanlar varsa bu sözler bir vebal değil midir? Bir önyargı değil midir? Topluma mal olmuş sanatçılar, her kesimin sevgisini kazanmıştır. Siyasi liderlerin sanatçılara karşı daha özenli ve hoşgörülü yaklaşımlar sergilemesini isterim. Muhalefetin, insani duygular ve paylaşımlar üzerinden yapılmasını da doğru bulmuyorum. Linç politikalarını sevmiyorum. Sınır ötesi bir harekat varken orada görev alan tüm askerimize destek olup moral vermek gerekir. Zaman kavga zamanı değil; birlik bütünlüğü koruma zamanı. Dualarımız askerlerimizle olsun.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
İpek Tuzcuoğlu: Oyunculuk deli işidir ağlarken gülersin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN