Çarşamba... Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki hava fırtınalıydı... Kürsü işgali... Birbirinin üzerine yürüyen milletvekilleri... Konuşan yumruklar... Atılan tekmeler... Yırtılan ceketler... Kırılan burun... Fırlatılan Anayasa... Küfürler... Hakaretler.
Perşembe... Hasar tespiti için Meclis'e uğradım... Sular durulmuş... Fırtınadan sonraki sessizlik.
Hasar raporu: Siyasetin ve siyasetçinin itibarında önlenemeyen düşüş... Yerlerde sürünen saygınlık.
***
İÇTÜZÜK... KİMİN UMURUNDA?
Meclis İçtüzüğü... Sayfa 45... Başlık, konuşma üslubu. Madde 67:
"Genel Kurul'da kaba ve yaralayıcı sözler söyleyen kimseyi Başkan derhal, temiz bir dille konuşmaya, buna rağmen temiz bir dil kullanmamakta ısrar ederse kürsüden ayrılmaya davet eder... Başkan, gerekli görürse, o kimseyi o birleşimde salondan çıkartabilir."
İçtüzükte böyle yazıyor yazmasına ama... Kim takar içtüzüğü? Kim dinler başkanı?
Yüce/Gazi Meclis'te kürsü işgal ediliyorsa... İtiş kakış, yumruklaşma, tekme tokat, küfür birbirine karışıyorsa...
Başkan ne yapsın?
***
TARİHİ BİR BELGE
Gelmişken... Meclis arşivlerinde gezinti yaptım... Önemli bir belgeyi aradım... Ve buldum.
27 Şubat 2013 tarih ve 13768955-016 sayılı yazı.

Yazan: Cemil Çiçek... Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı.
Dağıtım: Siyasi parti genel başkanları.
Yazı uzun olsa da tamamına köşemizde yer vereceğiz ki...
Bu tarihi belge, Meclis arşivlerinde unutulmasın... Okumayan kalmasın.
***
TAM METİN
Tarihi belgenin sol üst köşesinde, "Konu: Genel Kurul Konuşmaları" yazılı.
Ve devamı... Tam metin... Kelimesi kelimesine:
Malumunuz olduğu üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün konuşma üslubuna ilişkin 67'nci maddesi Genel Kurul'da yapılan konuşmalarda temiz bir dil kullanılmasını, kaba ve yaralayıcı sözlerden kaçınılmasını öngörmektedir. Öte yandan, bu açık hükme rağmen konuşmalarda zaman zaman yaralayıcı ve hakaret içeren ifadelerin kullanıldığı üzüntüyle müşahede edilmektedir.

Birleşimi yöneten başkanvekillerinin ikazlarının ve içtüzükte yer alan disiplin hükümlerinin hakaretleri, kaba ve yaralayıcı nitelikteki konuşmaları maalesef engelleyemediği ve hatta her geçen gün bu tür konuşmaların arttığı görülmektedir.
Bu tür ifadelerin Milli Mücadele'yi yürüten Gazi Meclis'imize yakışmadığı, Meclis'i ve siyaseti yaraladığı ve ayrıca Meclis'in, milletvekillerinin ve genel olarak siyaset kurumunun halk nezdindeki itibarını zedelediği açıktır.
Bu yazıyı kaleme almış olmaktan dolayı ciddi bir rahatsızlık duyduğumu da ifade etmek istiyorum. Bununla birlikte ekte yer alan tutanaklardaki ifadelere bakıldığında Genel Kurul'da yapılan konuşma ve müdahalelerin içtüzüğe, Meclis'in saygınlığına ve manevi şahsiyetine uygun olmadığı yönündeki kanaatime katılacağınıza inanıyorum.
Yüce Meclis'imizin saygınlığına gölge düşürülmemesi için hep birlikte gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiği inancındayım.
Genel Kurul'da yapılan konuşmalarda hakaret, kaba ve yaralayıcı sözlerden kaçınılmasını teminen uygun göreceğiniz yol ve yöntemle çaba göstereceğinize inanıyor, bu hususta gereğinin tayinini takdirlerinize sunuyorum.
Saygılarımla.
***
SİYASETTE ÖFKE KONTROLÜ
Meclis'ten çıkınca... Cemil Çiçek'i aradım... Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi.
Buluştuk.
Elimde... İmzasının bulunduğu tarihi belge... Sordum:
- Dünden bugüne... 2013'ten 2026'ya... Ne değişti? Kontrolsüz öfke... Çarşamba günü Meclis'te yaşananlar... Ne diyorsunuz?
- Öfke kontrolü siyasetçi için en önemli ve en çok dikkat edeceği hususlardan biri... Bunca yıl siyaset yaparsınız... Öfkeyle öyle bir söz söylersiniz ki... Bütün siyasi hayatınız kararır... Ve yaptığınız bütün hizmetler de sıfırlanır.
***
SİYASETÇİ İSEN
Tecrübe konuşuyor... Cemil Çiçek... Dinliyoruz:
Öfke kontrolü önemli... Siyasetçi için çok daha önemli.
Siyasetçi... Toplumun önünde hizmet yapmaya çalışan insanız... Sözlerimizle, davranışlarımızla ve ahlaki değerlerimizle herkese örnek olmamız gerekiyor.
Eğer biz topluma iyi önderlik yapamazsak, siyaset kurumu ciddi ölçüde itibar kaybeder.
itibar kaybeder... Parlamento Demokrasi itibar kaybeder.
Bazı davranışlar... Maalesef... Ve çok acıdır ki... Belli kesimler tarafından tasvip görüyor.
Özellikle de fanatik partililer... Ağız bozukluğunu ayıplamak bir yana... Övüyorlar: Helal olsun... İyi söyledin... Vurdun, oturttun... Bu tür sözler ediliyor.
***
DERS ÇIKARMAK... ŞART
Cemil Çiçek, herkesin bildiği bazı deyimlerden söz etti:
Bizim kültürümüzde, "Öfke baldan tatlıdır" gibi, "Öfkeyle kalkan zararla oturur" gibi sözler var.

Bunlar... Belli bir tecrübenin sonucunda söylenmiş deyimler.
Hacı Bayram-ı Veli'nin... Hacı Bektaş-ı Veli'nin... Ve daha birçok tasavvuf erbabının, öncelikle de biz siyasetçilere öğütleri var... "Eline, diline, beline sahip ol."
Zaten... Bu üçüne sahip olabilsek... Bu kadar hâkime, savcıya, polise, jandarmaya, Meclis İçtüzüğü'ndeki hükümlere gerek kalmayacak.
Ümit ederim ki... Yaşananlardan herkes gerekli dersleri çıkarır... Elbette en başta da siyaset yapan kişiler.
***
DEMİREL... VE BİR ANI
Başbakanlık'tan altı kez giden... Yedi kez gelen... Sonra yedi yıl cumhurbaşkanlığı yapan... Süleyman Demirel'e sormuştum:
- Hiç sinirlendiğiniz... Yumruğunuzu havaya kaldırdığınız... Sövüp saydığınız... Yumruğunuzu masaya indirdiğiniz... Olmadı mı?

Siyaset okulunun tecrübe küpü Demirel'in yanıtını hiç unutmadım:
Ben de herkes gibi etten, kemikten, sinirden yaratılmış bir insanım.
Benim de öfkelendiğim, elimi yumruk yaptığım... Yumruğumu havaya kaldırdığım çok oldu.
Ama sonra... Yumruğumu indirdim... Elimi ceketimin sağ cebine koydum.