YAZARA MAİL GÖNDER İşte ülkemin pırıl pırıl geleceği!..

YAZARLAR

Vallahi ne seçimler, ne açıklanan aday listeleri, ne de sabahtan akşama her TV kamerası gördüklerinde birbirlerine sövmeye başlayan politikacılar umurumda değil.. İnanın değil. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde, siyasetin bir bilim, ama ayni zamanda bir sanat olduğunu öğretirlerken, sabahları bana, öğleden sonra gazetecilik için kollarımı sıvadığımda, siyasetin bizim ülkede ne kadar farklı olduğunu her gün, her saat gördüm. Babam CKMP'nin Genel Sekreteri, sonra MHP'nin kurucusu olacak kadar siyasetin içindeyken hem de, kendimi, spora ve sanata verdim..
Üçüncü "S"yi, elimin kenarıyla iterek..
Bugün bakıyorum, iyi de etmişim..
Siyaseti yazan, vatanı kurtaran binlerce köşe var.. Spor, futbola esir düşüp tükenmiş. Kültür ve sanatı, birkaç idealist dışında yazan hiç yok..
Gazetemin bana ayırdığı çok geniş alanda kültür ve sanat üzerine bol bol yazmaya beni biraz da bu durum teşvik ediyor..
"Ülkemin temel direği, kültür ve sanat adamlarını, olaylarını da biri yazmalı" diyorum kendi kendime.. "Özellikle de gençleri..
Atatürkümün kurduğu Cumhuriyeti emanet ettiği kuşaklar onlar.. Harika işler başarıyorlar. Kimsenin haberi yok.. Biri yazmalı.." ..Ve yazıyorum. Yazmak için izliyorum.. İzledikçe coşuyorum.
Keyifleniyorum.. Ülkemin geleceğini görüyorum. O geleceği yüklenecek gençleri görüyorum. Bütün gün siyasetçilerin kaçırdığı neşem fazlasıyla geri dönüyor. Başımı yastığa umutla, huzurla koyuyorum, pırıl pırıl bir yeni güne uyanmak için..
Çarşamba gecesi de aynen öyle oldu.. Boğaziçi Albert Long Hall'e gittim.
Evin Hocam geceyi gene geleceğin yıldızlarına ayırmış.. Harika Türk Çocuklarına..
Ben çocukken onlar iki taneydiler.. İdil ve Suna.. İsmet Paşa onlar için "Harika Çocuklar Yasası" çıkarmıştı.
O yasa en son ne zaman kullanıldı bilmem, ama bugün harika çocuklarımız dünyanın her yanında harikalar yaratıyor, Türk adını dört bir yana yayıyorlar. Süher ve Güher Pekineller bu ülkenin dünyaca ünlü piyano ikizleriydiler.
Tüm dünyada çevre edindiler.
Kazandılar ve elde ettikleri her şeyi kutsal bir proje kazanında erittiler.. "Pekineller ve Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler Projesi.."
Bu projede yer alan, projenin sağladığı imkanlarla, dünyanın dört bir yanında en iyi hocalarla çalışma imkanı bulan çocuk yaştan başlayarak, genç yeteneklerin beşi, bize bir Rüya Konseri verdi..
Sabahtan akşama yolumu kesip "Bu ülke nereye gidiyor" diye soranlar keşke o salonda olsalardı, çarşamba gecesi.. Onlara Doğa'yı, Yunus'u, Can'ı, Veriko'yu, Dorukhan'ı gösterip "İşte buraya" derdim, sesim kısılana dek.. Önce Doğa Altınok çıktı sahneye.. 15 yaşında. Antalya doğumlu.
Kazandığı Uluslararası yarışmaların haddi hesabı yok. Şu anda, Pekineller Projesi onu Viyana'da okutuyor.
Keman Hocası Dora Swarzberg öyle hayran ki Doğa'ya, kendi çok kıymetli kemanını hediye etmiş..
Doğa, Bizet'nin Carmen'inden Hubay'ın keman ve piyanoya aktardığı Carmen Fantaisie Brillante'yi seslendirdi, piyanoda Yunus Tuncalı ile birlikte.. Yunus'un da daha şimdiden filmlere konu bir kariyeri var. Berlin Sanat Üniversitesi'nde eğitimini sürdürüyor.
Fevkalade yakışıklı bir genç.
Parmakları sihirli..
Öyle dengeli çaldılar ki, Doğa ile.. Bir Yunus solistti, Doğa eşlikçi, bir Doğa solist, Yunus eşlikçi..
Bayıldım, bayıldım, bayıldım..
Sonra Doğa'nın yerini Veriko Çumburidze aldı, Kemanda.. Bu defa Camille Saint- Saens'in Rondo Capriccioso'su..
19 yaşındaki Veriko'yu çocukluğundan beri izliyorum.
O zaman piyanoda annesi eşlik ederdi, bizim Çukurovalı'ya..
Şimdi sahnede duruşu bile "Virtüöz.." Halen Münih Müzik Okulunda sürdürüyor üst düzey eğitimini..
Ardından dünya sevimlisi Can Çakmur geçti piyanonun başına..
Bela Bartok'un "Açık Havada" piyano suiti için.. Çaldığı parçaları seyirciye anlatarak.. Can 18 yaşında. Ankaralı..
Geçen yıl Paris Schola Cantorum'dan en yüksek derece ve virtüözlük diplomasıyla mezun oldu.. Mest etti salonu..
İkinci yarıda, Yunus ve Veriko'ya, çellist Dorukhan Doruk eklendiler ve Piyanolu Üçlü oldular..
Bir Mozart ile girdiler ki, hele son bölümde ayağa fırlayıp dans etmemek için kendimi zor tuttum. 24 yaşındaki Doruk, Köln ve Norveç Müzik Akademilerinde okudu. Onun da tonla ödülü var. Mozart'ın ardından Anton Arensky'nin Piyanolu Üçlüsünde, Veriko ve Doruk'un, Yunus'la müzikal diyalogları muhteşemdi.
Eve nasıl mutlu, nasıl havalarda döndüm.. Sürprizin büyüğü beni orda bekliyormuş meğer..
Gene Mersin Üniversitesi Konservatuarında eğitim gören 8 yaşındaki Laçin Akyol, Uluslararası Grumiaux Genç Kemancılar Yarışması'nda (Belçika) birinci olmuş..
Dünya Sahneleri'nde Genç Müzisyenler, artık proje falan değil..
Gerçek.. Bu gençlerin ve daha nicelerinin, mesela çarşamba gecesi hasta olduğu için katılamayan benim Sevgili Elvin Hoca'm dahil onlarcası, dünya sahnelerinde neler yapıyorlar, ne ödüller alıyorlar, yazmaya kalksam, bu gazete bana en az dört sayfa ayırmalı.
O kadar bol. O kadar zengin..
Geleceğin Opera Yıldızları, balerinler, dansçılar da var, dünyanın en ünlü akademilerinde eğitim gören..
Osmanlı, ordularıyla Avrupa'nın ortalarına götürmüştü sınırlarını.. Ama onların alamadığı Viyana'yı Türkiye Cumhuriyeti'nin gençleri sanatla fethettiler işte.
Sadece Viyana mı?.
Bu gençler Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiiri vardır hani.. "Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü" diye başlayan. "Yer yüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim!" demişti Asya.. Bu gençlerin bayrağımı dikmedikleri dünya köşesi kalmadı, şimdiden.. İşte gelecek bu..
Ülkemin geleceği..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.