Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon piyasasının belli bir alanında yaşanan hadisenin genele sirayet etmemesi ve genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildiğini söyledi. Fon soruşturmasının detaylarını açıklayıp gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam olduğunun altını çizerek, "Yolumuza bu şekilde devam ediyoruz" dedi.
HIZLA TEDBİR ALINDI
Sorunlu fonlara yönelik hızla tedbir alındığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti: "Bir anlamda sorunlu fonlar karantinaya alınmış oldu. 7 şirkete ve bunun altındaki 131 fona tedbir getirilmiş oldu. Tasfiye kararı alınmış oldu. Ondan sonra süreçte de adli mekanizmalar devreye girdiler. Bu işin sorunlu hale gelmesinde, bu süreçte rolü olan, birçok yatırımcının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verenler hakkında çok etkili bir şekilde adli mekanizmalar işlemeye başladı."

15 DENETMEN İŞBAŞINDA
Bu süreçte kurulan Fon Koordinasyon Kurulu'nun 4 kez toplantı yaptığını ve çok önemli prensip kararları aldığını aktaran Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) görevlendirildiğini anımsattı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, DDK'nin çok geniş yetkilere sahip bir denetleme kurulu olduğunu dile getirerek, "Şu anda, toplam 15 civarında denetmenle, müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yönlü bir şekilde, bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda" diye konuştu. Kanun teklifinin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Yılmaz, "7 tane şirket ve altında 131 sorunlu fon var. Bunlarla ilgili 3 tane şirket olağan tasfiye koşullarını kabul etti ve tasfiye edildi. 455 binden 44 bine yakın vatandaşımızın ödemeleri gerçekleştirildi. Oradaki hak ve yükümlülükler yerine getirilmiş oldu. 17 fon böylece devreden çıkmış oldu" açıklamasında bulundu. Dört büyük fon olduğunu, bunlardan en büyüğünün Tera Finansal Yatırımlar Holding, diğerlerinin Pusula, Hedef ve Atlas olduğunu dile getiren Yılmaz, "Atlas ile ilgili de şu anda müzakereler devam ediyor. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor" diye konuştu. Fon soruşturmasının ekonomik boyutu ve olağan tasfiyede zarar görmüş yatırımcıların nasıl finanse edildiğine ilişkin soruyu yanıtlayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Kamu kaynağı, hazine dediğiniz milletimizin, vatandaşımızın kaynağı. Dolayısıyla bunları kullanmak söz konusu değil."

ÖNEMLİ OLAN NET YATIRIM
Olağanüstü fonda toplanması beklenen paraların mağduriyetleri giderip gideremeyeceğine ilişkin soruya Yılmaz, şu yanıtı verdi: "Burada bizim esas aldığımız ana para, net yatırım tutarı diyoruz buna. Bu net yatırım tutarını iyi çerçevelemek lazım. Basit bir örnekle, siz gittiniz diyelim bir fondan bir pay aldınız, bir milyon para yatırdınız. Ana paranız bir milyon. Sonra iki milyon da kâr ettiniz diyelim. Arada o iki milyonunuzu çektiniz, bir milyon kaldı hesabınızda. Biz size bu olağanüstü ödemede bir milyona kadar ödeme yapmayacağız. Olağanüstü tasfiyeye ilişkin kararlar Meclisimizden geçerse ve gerçekleştirilirse muhtemelen burada konuştuğumuz yatırımcı sayısı 100 binin altına düşmüş olacak."
SORUMLULUK SÜRER
SPK'nın 131 fonla ilgili bir karar aldığını ve TMSF bünyesinde her bir fona özel bir hesap açıldığını aktaran Yılmaz, kazançların iade edilmesinin hukuki sorumlulukları ortadan kaldırıp kaldırmayacağına ilişkin soruya da yanıt verdi. Yılmaz, "Fahiş gelirden dolayı hukuk dışı bir işlem yapmamış olsa bile iade olmuşsa orada tabii söyleyecek bir şey yok. Ama hukuk dışı bir işlem söz konusuysa hukuk dışı işlemde sorumluluklar elbette ortadan kalkmaz" dedi.

YATIRIMCI SUÇLU DEĞİL
Yatırımcılarla piyasa bozucu faaliyetlerde bulunan kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "Hiç kimse bu piyasalara genel anlamda gölge düşürmesin. Buralara yapılan yatırımı sanki suçmuş gibi göstermesin. Bunlar gelmiş yatırım yapmış. Bir getiri elde etmeye çalışmış. Makul bir getiri elde etmişse de buna da söyleyecek hiçbir şey yok" değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, yatırımcıların yalnızca fonlarda para bulundurdukları gerekçesiyle suçlanmasının kabul edilemeyeceğini kaydetti.

SUÇ VARSA EN YAKINIMIZ DA OLSA İŞLEM YAPILACAK
AK Parti'nin geniş bir kadroya sahip olduğunu, bu kadrolar içinde yanlış yapan kişilerin de bulunabileceğini anlatan Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumunun açık ve net olduğunu söyledi. Yılmaz, bu anlayışın siyasi kimliğe veya kişisel yakınlığa göre değişmeyeceğini vurgulayarak, "Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa en yakınımız da olsa, partimizde de olsa, bürokraside de olsa gereği yapılır, AK Parti'nin anlayışı budur" diye konuştu. Gerçekten detayları bilinen konuların belgeleriyle birlikte adli makamlara intikal ettirilmesini isteyen Yılmaz, "Suçlu kimse, suçlu cezasını görsün. Orada hiç tereddüt yok. Benim yakınımmış, onun yakınıymış, diğeri şu partidenmiş, bu partidenmiş. Hiç fark etmez. Gereği yapılır, yapılmak durumundadır. Suç suçtur, suçlu suçludur" dedi.
DEPREM İÇİN 5.4 TRİLYON HARCANDI
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından depremin yaralarını sarmak için 5.4 trilyon lira para harcadıklarını dile getirdi. Yılmaz, "Bu yıl sonu itibarıyla 104 milyar doları Türkiye Cumhuriyeti koca bir bölgenin yeniden inşası için harcamış oldu. Savaşlar bir taraftan, depremin etkileri diğer taraftan. Bütün bunlara rağmen programımız sonuç üretti ve üretmeye devam edecek" diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecindeki son durumun sorulması üzerine, süreç kapsamında Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 467 gibi tarihi bir oyla yasalaştığını bildirdi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye kendi sorunlarını başka bir güce, başka bir üçüncü göze, uluslararası bir kuruluşa götürmeden kendi içinde çözen bir ülke. Bu inşallah tam bir başarıya ulaştığında dünyaya da örnek olacak bir başarı hikayesi olacak diye inanıyorum."
TOPLU TAŞIMAYA ZAM SINIRI GELİYOR
ENFLASYONLA ilgili kararlı adımlarla yollarına devam ettiklerini vurgulayan Yılmaz, yerel yönetimlerin toplu taşıma ücretlerine yaptığı artışları eleştirdi. Kent içi ulaşım fiyatlarının enflasyonun üzerinde artırılmasının dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini kaydeden Yılmaz, ulaşım zamlarına yönelik sınır oluşturulması gerektiği mesajını verdi. Yerel yönetimlerin ulaşım tarifelerinde yüksek oranlı artışlara gitmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Kent içi ulaşımda yerel yönetimlerin artışları enflasyonu olumsuz etkiliyor. Sınır oluşturma yaklaşımımız var. Enflasyonun çok üzerinde artış yapılmamalı."