Türkiye'de tarım sektörü 2026 yılının sonuna yaklaşırken yeni bir döneme hazırlanıyor. Artan üretim maliyetleri, iklim değişikliği ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin ardından çiftçiye nefes aldırabilecek üç önemli gelişme gündeme geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın uzun süredir işlenmeyen tarım arazilerini üretime kazandırmaya yönelik uygulaması, Dünya Bankası kaynaklı yeni yatırım finansmanı ve devlet destekli tarım sigortalarında genişleyen teminatlar, 2027 yılı öncesinde tarımsal üretim için yeni imkânlar sunuyor. Düzenlemeler yalnızca mevcut üreticileri değil, tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcileri de yakından ilgilendiriyor.
BOŞ TARLALARDA YENİ FIRSAT
Tarımda dikkat çeken ilk adım, iki yıl üst üste işlenmeyen tarım arazilerinin kiralama yoluyla yeniden üretime kazandırılması oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yürüttüğü uygulama kapsamında kullanılmayan arazilerin tespit edilerek tarımsal amaçla kiralanmasının önü açılıyor. Böylece bir yandan atıl durumdaki toprakların ekonomiye kazandırılması, diğer yandan araziye erişmekte zorlanan üreticilerin yeni ekim alanlarına ulaşması hedefleniyor. Arazi sahiplerinin mülkiyet hakları korunurken kiralama gelirinin arazi sahibine aktarılması öngörülüyor. Bu model, toprağını işlemeyen mülk sahipleri için gelir, arazi arayan çiftçiler için ise yeni üretim fırsatı anlamına geliyor. Özellikle arazi satın alma maliyetinin yüksek olduğu bölgelerde kiralama sistemi, tarıma başlamak veya mevcut işletmesini büyütmek isteyen girişimciler açısından yeni bir seçenek oluşturuyor.

TARIMA 750 MİLYON DOLARLIK KAYNAK
Yılın son döneminde tarım gündemine giren bir diğer önemli gelişme, Dünya Bankası destekli 750 milyon dolarlık finansman oldu. Tarımsal gıda sektöründe dönüşümü, yatırımları ve istihdamı desteklemeyi amaçlayan kaynakla 225 bin çiftçiye ulaşılması, 110 bin yeni veya daha iyi ücretli istihdam imkânı oluşturulması hedefleniyor. Yeni finansman mekanizması kapsamında tarımsal yatırımların büyütülmesi, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve girişimcilerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması amaçlanıyor. TKDK ve Ziraat Bankası arasında imzalanan protokolde yatırım başına 10 milyon dolara kadar finansman, uygun yatırımlarda yatırım tutarının yüzde 80'ine kadar kredi ve iki yılı ödemesiz toplam yedi yıla kadar vade imkânı öne çıkıyor. Proje duyurularının 2026 sonuna kadar yapılması, finansman kullandırımlarının ise 2027 yılında başlaması hedefleniyor. Böylece yeni yılda tarımsal işletmesini büyütmek, üretim kapasitesini artırmak veya yeni yatırım yapmak isteyen girişimciler için önemli bir finansman seçeneği oluşacak. Söz konusu kaynak doğrudan karşılıksız hibe niteliği taşımıyor; finansman koşulları ve uygunluk kriterleri yatırım programlarına göre belirlenecek.
16 ÜRÜNE DAHA DON GÜVENCESİ
Çiftçiyi yakından ilgilendiren bir başka fırsat ise tarım sigortalarında ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın açıkladığı düzenlemeyle 2027 yılından itibaren Devlet Destekli Tarım Sigortaları Havuzu'nun (TARSİM) kapsamı genişletilecek. Daha önce 9 üründe uygulanan teminat dönemi öncesi don güvencesine 16 yeni ürün daha eklenecek. Böylece güvence kapsamındaki ürün sayısı 25'e ulaşacak. Yeni kapsama alınan ürünler arasında ceviz, badem, nar, incir, kivi, muz, kestane, Trabzon hurması, dut, hünnap, yenidünya, muşmula, kızılcık, kuşburnu, alıç ve keçiboynuzu bulunuyor. Özellikle son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle beklenmedik don olaylarından etkilenen meyve üreticileri açısından yeni teminatlar önem taşıyor.
SERACIYA İNDİRİM
Sigorta düzenlemeleri yalnızca meyve üreticileriyle sınırlı kalmayacak. Modernize edilen seralarda poliçe primine yüzde 5 indirim uygulanacak. Seralarda örtü onarım masrafı limiti 6 bin 500 liradan 8 bin 500 liraya yükseltilecek. Arıcılık sigortasında ise kovan başına teminat bedeli 5 bin 500 liradan 6 bin 500 liraya çıkarılacak. Hayvancılıkta geniş kapsamlı sigorta yaptıran yetiştiricilere buzağılarını doğdukları ilk günden itibaren sigortalatma imkânı sunulacak. Kuraklık nedeniyle yaşanan verim kayıplarını parsel bazında güvenceye alan pilot uygulama da Tekirdağ'ın ardından Şanlıurfa ve Kayseri'ye genişletilecek. Bitkisel üretimde gelir koruma sigortasına tritikale eklenirken pelemir de TARSİM kapsamına alınacak. Böylece tarım sigortalarının hem ürün çeşitliliği hem de kapsadığı riskler bakımından genişlemesi sağlanacak. Tarımda hayata geçirilen ve duyurulan bu üç adım, üreticiler için farklı alanlarda yeni imkânlar oluşturuyor. İşlenmeyen arazilerin kiralanması üretim alanlarını genişletirken, uluslararası finansman yatırımlara kaynak sağlayacak. Genişleyen sigorta sistemi ise çiftçinin iklim kaynaklı kayıplara karşı korunmasına katkıda bulunacak. Özellikle genç girişimciler, işletmesini büyütmek isteyen çiftçiler ve alternatif tarım ürünlerine yönelen üreticiler için 2027 yılı yeni fırsatların değerlendirileceği bir dönem olacak.
TARIMDA KÜÇÜK MAKİNE YÜKSEK TEKNOLOJİ DÖNEMİ
Türk tarımında teknoloji odaklı yeni bir dönem başlıyor. Artık tarlalarda yalnızca büyük ve güçlü araçlar değil, daha az yakıt tüketen, maliyetleri düşüren ve yüksek teknolojiyle donatılmış kompakt makineler öne çıkıyor. Küresel tarım sektöründe 2027 için toparlanma beklentileri güçlenirken Türkiye de bu dönüşümün önemli pazarlarından biri olarak dikkat çekiyor. Artan üretim maliyetleri, iklim değişikliği ve verimlilik arayışı, tarımda makine tercihlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel üretim alışkanlıklarını dijital teknolojilerle birleştiren Türk çiftçisi, artık yalnızca motor gücüne değil, işletme ekonomisine ve akıllı sistemlere yatırım yapıyor. AGCO Türkiye Genel Müdürü ve Orta Doğu Ticari Direktörü Mete Has, Türk çiftçisinin son 10-12 yılda teknoloji kullanımı açısından Avrupalı üreticilere önemli ölçüde yaklaştığını belirterek hassas tarım ve dijitalleşmenin giderek yaygınlaştığına dikkat çekti. Has sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de 25-35 beygir aralığındaki kompakt traktörlerin pazar payının yüzde 7-8 seviyesine ulaşması, değişimin en somut göstergelerinden biri oldu. AGCO bünyesindeki Massey Ferguson, düşük beygirli ürün gamını genişletirken yüksek segmentte de teknolojik yatırımlarını sürdürüyor. Bu yıl tanıtılan MF 7S MARK 2 serisi, 170-245 beygir aralığındaki altı modeliyle akıllı aktarma sistemleri, otomasyon ve bağlantılı tarım teknolojilerini bir araya getirdi."