Bakan Soylu bu sözlerle açıkladı: Daha iyisini görmedim
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nde düzenlenen istihbarat ve güvenlik temalı İkinci Uluslararası Güvenlik Kongresi’nde yaptığı konuşmada yüz tanıma programı ile ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.Ülkesi ve mesai arkadaşlarıyla gurur duyduğunu, mesai arkadaşlarının ne istedilerse en iyisini yaparak önlerine getirdiğini belirter Soylu, u anda bizim yüz tanıma programımız var. Amerika da dahil olmak üzere kimsenin bunun yanından geçtiğini düşünmüyorum. Biz de müşteriyiz. Bize de yakın zamana kadar çok yüz tanıma programı getirdiler. Bizim arkadaşlarımızın yaptıklarını geçebilen daha yüz tanıma programı görmedim."
İçişleri Bakanı Soylu, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi'nde düzenlenen istihbarat ve güvenlik temalı İkinci Uluslararası Güvenlik Kongresi'nde yaptığı konuşmada, klasik istihbarat yöntemlerinin yerini teknik istihbarat, sinyal ölçüm ve iz gibi daha spesifik istihbarat alanlarının almaya başladığını söyledi. Bu sayede istihbaratın maliyetinin biraz da olsa düştüğünün altını çizen Soylu, saha istihbaratının hala önemini koruduğunu vurguladı. Soylu, dijital istihbaratın bu işin çatısı olmaya doğru ilerlediğini ifade etti. Soylu, Türkiye'de özellikle Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Genelkurmay, Emniyet ve Jandarma birimlerinin istihbarat faaliyeti yürüttüğünü hatırlatarak şöyle devam etti:
HIZLI VE GÜÇLÜ ADAPTASYON!
"Öteden beri bu dört kurum arasında koordinasyon eksikliği belki de bizim en temel sorunlarımızdan biriydi. Özellikle 2009-2010'lu yıllardan, Türkiye'de vesayetin kalkmasından sonra bu alanda çok önemli gelişmeler yaşanmaya başlandı. 2012 yılında Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu oluşturuldu, yani bir zihni beraberlik tekamül etti. 2013 yılında güvenlik birimlerinin istihbarat paylaşımını sağlamayı hedefleyen Müşterek İstihbarat Koordinasyon Merkezi oluşturuldu. Aynı zamanda bu merkezde üretilen verilerin hızlı paylaşımı için operasyonel bilgi paylaşım sistemi hayata geçirildi. Böylece koordinasyonun kurumsal altyapısı tamamlanmış oldu."
Bu yapının özellikle 15 Temmuz'dan sonra daha yüksek bir istihbarat ve buna bağlı operasyonel bir kapasite oluşturulmasına imkan sağladığının altını çizen Soylu, "Türkiye'nin başarılı olduğu bir alan da siber teknolojilere hem siber güvenlik hem de istihbarat alanındaki hızlı ve güçlü adaptasyon olmuştur." dedi.
"YILLIK BELGE İNCELEME KAPASİTEMİZİ, 45 BİNDEN 750 BİNE ÇIKARDIK"
Soylu, artık siber savaş alanı ile konvansiyonel savaş alanının birbirine yaklaştığını ve birbirinden beslendiğini belirtti. Siber savaşların, kendine hedef olarak sadece bilgisayardaki dosyaları seçmediğine işaret eden Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üretim tesisleri, elektrik santralleri, su şebeke yönetim sistemleri, hatta elektrik dağıtım sistemleri, enerji tesisleri gibi doğrudan hayatlarımıza temas eden yapıları kilitlemeyi, oralarda fiziki zarar üretmeyi hedefleyen bir savaş türü haline geliyor. Dolayısıyla bunun karşısında bir siber güvenlik kapasitesi üretmemiz gerekir. Haliyle buna bağlı olarak da bir siber istihbarat yapınızın olması lazım. Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının kuruluş tarihi 2001'dir. 15 Temmuz sonrasında yaşanan temizliğin ardından bu kuruma yepyeni bir ivme kazandırdık, çok ciddi bir yatırım yapıldı, merkezini güçlendirdik."
2020 yılı itibarıyla 81 ilin tamamında şube müdürlüğü teşkilatlanmasının tamamlandığını aktaran Soylu, 500 ilave personel aldıklarını söyledi. Soylu, hızlı veri inceleme sistemlerini 23 ile kurduklarını dile getirerek "Böylece yıllık belge inceleme kapasitemizi 45 binden 750 bine çıkardık. Ne demektir biliyor musunuz? Sadece belgeye ulaşmak, istihbari bir altyapı, bilgi altyapısı oluşturmak değil hukukun da hızlı işlemesini, işletilmesini sağlamak... 15 Temmuz sonrası ele geçen 2 milyon 600 bin FETÖ'yle ilgili materyalden incelenmeyi bekleyen sadece 85 bin adet kalmıştır. Bazen bir teknik aletin, bu cep telefonu olur, bilgisayar olur veya bir veri bankası olur, sökülmesi bile 1,5 yılı bulur. O kadar kolay bir iş değildir. Arkadaşlarımızın, oradaki o ince ayrıntılarla ulaştıkları neticeler bugün Türkiye'nin hukuk sisteminin güçlenmesine, demokrasinin ayakları üzerinde daha sağlam olmasına, seçilmiş iktidarın geleceğe güvenle bakmasına ve milletimizin verdiği reyin ve milli iradenin hakim olmasının daha güçlü bir anlayışla ilerlemesine çok büyük katkılar sunmuştur." değerlendirmelerini yaptı.