Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu SABAH'a konuştu: Türkiye'yi o kadar sevdim ve mutlu hissettim ki...
Dünya'da ilk kez Rus arşivlerindeki Osmanlı'ya dair haritaları incelediği eserini çıkarmaya hazırlanan Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu SABAH'a konuştu; "Türkiye'yi o kadar sevdim ve mutlu hissettim ki kendimi burada tekrar Rusya'ya dönemedim. Ben bir tarihçi olarak bunu söylüyorum, tarih boyunca Türkiye, özellikle gerek yurtdışı Türkleri için gerekse Müslümanlar için ve geriye kalan herkese ev sahipliği yapıyor. Başı sıkışan herkes eminim en az bir kez Türkiye'ye gelmiştir" ifadelerini kullandı.
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı törende İlim Yayma Ödüllerinde Sosyal Bilimler kategorisinde birincilik ödülünün sahibi olmuştu. Kemaloğlu'nun hayat hikâyesi; Rusya'dan başlayıp kendine Türklerin tarihini anlatmayı görev edinmiş bir insandan daha fazlası... Sovyetler Birliği döneminde Rusya'nın Ulyanovsk şehrinde doğan Kemaloğlu, üniversite eğitimi almak için Türkiye'ye bundan 25 yıl önce gelip hayatını Türklerin tarihini "en doğru şekilde" anlatmaya adayan bir bilim insanı. Kemaloğlu, Türk Tarih Kurumu ve Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (ASAN) çalıştı. Dünya'da ilk kez Rus arşivlerindeki Osmanlı'ya dair haritaları incelediği eserini çıkarmaya hazırlanan Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu SABAH'a konuştu; "Türkiye'yi o kadar sevdim ve mutlu hissettim ki kendimi burada tekrar Rusya'ya dönemedim. Ben bir tarihçi olarak bunu söylüyorum, tarih boyunca Türkiye, özellikle gerek yurtdışı Türkleri için gerekse Müslümanlar için ve geriye kalan herkese ev sahipliği yapıyor. Başı sıkışan herkes eminim en az bir kez Türkiye'ye gelmiştir. Türkler düşmüşlere, ihtiyaç sahiplerine her zaman kapılarını açan onlara destek olan, sahiplenici bir millet" ifadelerini kullandı.
BEYAZ RUSLAR DA TÜRKİYE'YE SIĞINMIŞTI
"Sovyetler Birliği döneminde 1978 yılında Rusya'nın Ulyanovsk şehrinde doğdum. Tatar Türküyüm. Ulyanovsk şehri belki Türkiye'de iyi bilinmiyor ama iki tane önemli kişi orada doğru. Birincisi Lenin, Rusya'daki devrimi gerçekleştiren kişi. Ondan dolayı şehre Ulyanovsk ismi verildi. Aslında Lenin onun lakabıdır. İkincisi de Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kuruluşunda önemli rol oynayan Yusuf Akçura, Türk aydını, Türkiye'de hem fikri hem de ilmi hayatta önemli rol oynayan bir bilim insanıdır. 1996 yılında Türkiye'ye rahatça üniversite eğitimi almak için geldim. Rusya'da okumadım çünkü o dönem Sovyetler Birliği yıkılmıştı çok sıkıntılı bir dönemdi Rusya'da. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ile gelmiştim. Sınava girdim ve Marmara Üniversitesi Tarih bölümünü kazandım. Üniversite eğitimi aldıktan sonra yüksek lisansımı ve doktoramı da Türkiye'de yaptım. Benim Rusya'dan Türkiye'ye gelirken burada kalmak gibi bir düşüncem yoktu. Üniversiteyi okuyup dönecektim. Fakat Türkiye'yi o kadar sevdim ve mutlu hissettim ki kendimi burada tekrar Rusya'ya dönemedim. Ben Türkiye'nin her yerini ve her şeyini seviyorum. Ben bir tarihçi olarak bunu söylüyorum, tarih boyunca Türkiye, özellikle gerek yurtdışı Türkleri için gerekse Müslümanlar için ve geriye kalan herkese ev sahipliği yapıyor. Başı sıkışan herkes eminim en az bir kez Türkiye'ye gelmiştir. Türkler düşmüşlere, ihtiyaç sahiplerine her zaman kapılarını açan onlara destek olan, sahiplenici bir millet. Yirminci yüzyılın başında Rusya'da devrim olduğu zaman Bolşeviklerden kaçan, Komünistlerden kaçan Beyaz Ruslar da Türkiye'ye sığındılar. Türkiye gerçekten çok misafirperver bir ülke. Ben burayı vatanım gibi görüyorum. Buraya geldiğimde Türk vatandaşı değildim ama artık Türk vatandaşıyım çok mutluyum."
HOCALARIM TÜRKİYE'DE KAL TÜRK TARİHİNE KATKILARIN OLSUN DEDİ, KALDIM
"Hem yüksek lisansımda hem de doktoramda ben Altın Orda Devleti ve Rusya'daki Türkler üzerine çalışmalar yaptım. Türkiye'de Altın Orda devleti ile ilgili yapılan çalışmalara benim büyük katkım oldu. Ben çok sayıda Türk Tarihi ile ilgili Rusça kaynağı Türkçeye kazandırdım. Neden bu konuları çalıştım? Birincisi, Türkiye'de çok çalışılan bir konu değildi. Bir boşluk vardı. Üniversitede çalışırken hocalarım burada kal Türk tarihine bir katkın olsun demişlerdi, bu beni çok etkilemişti. Altın Orda Devleti Rusya'da hep çalışılan bir konu ama Ruslar hep kendi açılarından Türk tarihini ele alıyorlar. Ben yeni bir bakış açısıyla dünyadaki tüm kaynakları kullanarak Altın Orda ve Hanlıklar konusunda çalışmaya karar verdim. Bu konuda doktoramı yaptım."
"İlim Yayma Ödüllerine başvurum çok tesadüfi oldu. Mailler geliyordu "İlim Yayma Ödülleri" başvuruları başladı diye ama İlim Yaymayı çok bilmiyordum. Başvurma gibi bir niyetim yoktu. Çünkü Türkiye'de bazı ödül veren kurumlar genellikle ya kendilerinden birine ya da tanıdıklarına ödülleri veriyorlar. Ama İlim Yayma hiç böyle bir kurum değilmiş ne kadar objektif olduklarını onları tanıdıktan sonra anladım. Sonra yine de bir başvuru yapayım dedim seçileceğimi hiç düşünmeden, son gün başvuru yaptım. "Altın Orda ve Rusya" adlı eserimle başvuru yaptım. Bu eser, 13 ve 16. Yüzyıllar arasındaki Rusya üzerindeki Türk etkisini ele alıyor. Türkiye'de bu konu ile ilgili bir boşluk vardı. O boşluğu doldurmak istedim. Ruslar kabul etmiyor Rus tarihinde Türklerin etkisi yok diyorlar. Ben bu eserimde bunun tam tersi olduğunu Rus kaynaklarını kullanarak ispatladım."