NBA takımı gibi!

Giriş Tarihi: 6.9.2009 10:37 Güncelleme Tarihi: 6.9.2009 10:38
2010 Dünya Kupası grup eleme maçında Türkiye, Kayseri Kadir Has Stadı'nda konuk ettiği Estonya'yı 4-2 mağlup etti.

Milliler, Estonya karşısında sıkıntılı dakikalar yaşasa da Tuncay (2), Sercan ve Arda'nın golleriyle sonuca gidip galibiyetle tanıştı.

AHMET ÇAKAR: NBA takımı gibi (SABAH)

Kim ne derse desin, son yılların en iyi maçını oynadık. Rakip zayıf olabilir ve maçta da iki gol yemiş olabiliriz ama top bizdeyken bir NBA takımı gibi topu çevirdik.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

Özellikle iki oyuncunun alınlarından öpmek gerek Arda ve Tuncay. Estonya'lı oyuncularla kedi fare oynar gibi oynadılar.

Diğerleri kötü mü oynadı? Hayır. Emre de çok iyiydi, Sercan da. Özellikle Sercan Türk futbolunun geleceği olabilecek özelliklere sahip. Deplasmanlarda çok iş yapar.

Bir de tabii defansımızın Estonya'lı forvetlerle zaman zaman karşıya kalmasından bahsedelim. Emre ve Hamit ofansif organizasyonlarda iyi ama aynı şekilde defanslarına da yardım etmeleri gerekiyor.

Ama ne olursa olsun dün gece önce Milli Takımımızı böylesine bir futbol ortaya koydukları için tebrik ediyor ayrıca Kayseri şehrinin de milli maçların bundan böyle klasik şehirlerinden biri olacağını ve olması gerektiğini belirtiyoruz.

İSKENDER GÜNEN: Arda Turan farkı (SABAH)

Dün zorlu bir geceden sonra Estonya'yı geçtik. Bir kez daha gördük: Kolay görünen karşılaşmalarda sıkıntılarımız var. Tuncay'ın attığı ilk gole kadarki bölüm tam bir korku filmi gibiydi. Nasıl olmasın?

Halbuki daha sakin olabilsek, kenarda topla buluştuğunda çok etkili olan Arda'yı daha fazla buluşturabilsek daha önce golü bulma şansımız vardı. Attığımız gol kenardan Arda ile başladı ve Tuncay ile sonuca ulaştı. İkinci gol ise Arda'nın tek başına kişisel çabasıyla gerçekleşti.

Ancak bu karşılaşmada anlatılması gereken bir oyuncu vardı ki, onu en sona sakladım. Son yıllarda hiçbir oyuncunun ulusal bir maçta böylesi etkin ve sonucu değiştiren isim olduğunu görmedik. Bir Arda seyrettim ki, gerçekten tek başına bir takım. Oyunun keyiflendiği anlarda, topu ayağına aldığında kilidi çözen, gol atan, attıran, gol pozisyonları yaratan bir oyuncu kimliği ile sahada yer aldı. Arda, grupta kalan maçlarımızda da aynı performansı sahaya yansıtabilirse bizi bekleyen ve zor görünen karşılaşmaları kolaya çevirebilme şansımız çok fazla.

ÖMER ÜRÜNDÜL: Kısa süreli şoklar (SABAH)

Ardından takım halinde rakibimizin üstüne gittik. Estonya önce önde baskı yapıyor, ardından ataklarımızın olgunlaşma döneminde takım halinde 18'e gömülüyordu. Bu savunmayı aşmak için orta saha çeşitlemelerini iyi yaptık. Sol kulvarı zaman zaman iyi kullandık. Ancak sağ kulvarı çalıştıramadık. Çünkü Kazım Kazım'ın arkasında oynamak kadar zor bir durum yok. Gökhan Gönül de bu sıkıntıyı yaşadı.

Ondan sonra tekrar tempoyu yükselttik ve gecenin yıldızı Arda Hamit'in kornerinde tekrar takımımızı öne geçirdi. Ardından da Tuncay'ın attığı nefis golle farkı ikiye çıkardık ve bu maç için işi bitirdik.

Böyle savunmanın yerleşme düzenini bozacak birçok varyasyon denendi. Ancak dün geceki aşırı yüklenme fizik açıdan Bosna Hersek maçı öncesi Milli Takımımızı yıprattı.

SELÇUK YULA: Savunmaya dikkat! (FOTOMAÇ)

Kazanmamız gereken bir maçtı, kazandık. Bu tür karşılaşmalar için fazla yoruma gerek yok. Asıl finalimizi çarşamba günü Bosna'da oynayacağız. Tamam, belki Estonya'yı yenmesine yendik ama bu maçtan çıkarmamız gereken dersler var. Estonya, sadece bire bir mücadelelerle direnmeye çalışan ve ofansif açıdan belli bir sistem ve taktiği olmadığı için bizim kaybettiğimiz toplarla sonuca gitmeye çalışan bir takım.

Fatih Terim'in sahaya sürdüğü kadro, bu takımı yapacak hemen hemen herkesin kullanacağı 11'di. Gökhan Zan'ın sakatlanıp çıkması talihsizlikti. Kazım-Halil değişikliği de doğruydu. Çünkü o dakikaya kadar Kazım'ı sahada göremedik.

Emre, oyundan çıkana kadar Arda'ya büyük destek verdi. Ve de ileride yerlerinde bir saniye bile durmayan Tuncay ve Sercan. Zaten bütün goller de bu dörtlünün çabasıyla geldi. "Maçı bu oyuncularla aldık" diyebilirim ama çarşamba günü bütün takımın o çocuklara yardımcı olması gerekecek. Çünkü Ermenistan karşısında izlediğim Bosna bizi gerçekten çok zorlayacaktır.

BÜLENT TULUN: Tam konsantrasyon (FOTOMAÇ)

Bosna'nın Ermenistan galibiyetinden sonra Milli Takım oldukça tutuk ve tedirgin başladı. Estonya karşısında ilk 15 dakikada geriden oyun kurmaya çalışan Servet ve Gökhan, art arda hatalar yapınca pozisyon yaratmadan pozisyona giren Estonya, bir de gol buldu ve endişeler arttı.

Ancak ön liberoda savunmaya yardım etmekten çok hücum düşünme önceliği herhalde Bosna maçında tekrarlanmayacak. Sakin ve kontrollü bir oyunla Bosna'yı geçersek, Belçika bir onur mücadelesi olacak. Bu maçta bir sarı kart gösterildiği düşünülürse gayet centilmence ve oynamak isteyen bir rakibe karşı mücadele edildiği söylenebilir. Bugünden sonrası çarşambaya kadar öz eleştiri yapıp, konsantrasyonumuzu üst düzeyde tutmaktan başka çare yok.

İSMET TONGO: Biri tamam, ya üçü? (FOTOMAÇ)

Sadece Arda değil, bir de Tuncay var. İki gol attı, sahada basmadık yer bırakmadı. Bir de defanstan tek başına top çıkarttı. Böyle futbolcuya söylenecek şey "Sağol kardeş" tir. Bunlardan sonra iyi olan Emre var. O da öyle. Halil de öyle. Bir milli takım için bu isimler çok önemli. Hiç kimse kalkıp "Kötü oynadık" diye bir şey söylemesin. Hatalı iki gol yedik. Kimse moralleri bozmasın. Ama sayın Terim de bizleri 2-2'deki gibi umutsuz bir duruma düşürmesin. Kayseri'de her şey mükemmeldi. Stad harika, tribünlerdeki atmosfer ilginç.

Ancak Arda kafayla muhteşem bir gol atıverdi. Durum 3-2 oldu. Ardından Tuncay skoru 4-2'ye getirerek herkesin sinirlerini rahatlattı. Maçın yıldızı tarşmasız Arda idi. Ancak Tuncay' ı da unutmamak lazım. En çok çalışanlar ise Emre ve Halil idi.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
NBA takımı gibi!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN