Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ÖNCEL ÖZİÇER

Yedi koyun yemişler

Diyorum ki, uyutulmaya bu kadar meyilli bir millet olmamızın nedeni, hepimizin ninnilerle büyütülmemiz olabilir mi? Türk insanının yavrucukları kendi kendine uyumaz çünkü biliyorsunuz. En beyazından en kırsalına kadar her Türk bebeği, ninni söylenerek, ayakta veya pikede sallayanak uyutulur. Bizde çocuklar kendi kendilerine uyuyamaz yani. Uyutulur. Bu yüzden doğuştan teşneyiz uyutulmaya. Bir de bizim ninniler pek acıklı tonda söylenir ya, o yüzden duygu sömürülerine hiç gelemiyoruz. Daha doğrusu tam tersi, iki gözyaşı bir acıklı hikaye kaşısında mum gibi eriyoruz. Benim çocuğum olmadı ama bol bol kuzen çocuklarıyla haşır neşir olma şansım vardı. O yüzden bebeğim olmadan bebek bakmayı acayip bilirim. Yedirmeyi, giydirmeyi, altını değiştirmeyi ve bir de ninnilerle uyutmayı. Hala bayılırım o ninnileri dinlemeye de, söylemeye de. Sözleri çok komiktir ama öyle içli bir tondan söylenir ki, insanın feRyat figan bağrını yırtası gelir. Geçenlerde kanka Serdar'la her zamanki kanapelerimize konuşlanmış TV izliyoruz. Benim bir ara canım sıkıldı. Dellendim hatta. N'apsam n'apsam diye bakınırken, baktım yanımdan Cacık geçiyor. Benim Ankara kedisi, manyak küçük kızım. Hemen kaptım keratayı. Aldım bir yastık ayağıma. Yan çevirip uzattım bunu. Başladım kediyi hem ayakta sallamaya, hem de en matem tonundan bir ninni çığırmaya: "Bahçeye kurdum salıncak Eline de verdim oyuncak Uyumadı gitti yumurcak Uyusun da büyüsün ninni" Serdar şöyle yan gözle bana ve ayağımda sallanan ve bu durumdan hiç de memnun olmayan Cacık'a baktı. Takdir edersiniz ki Cacık'ı yastıkta tutabilmek için iki elimle destek (!) vermek durumundayım o sıra. Serdar'ın kısa süreli "Allah bu kadını ıslah etsin" bakışından sonra ben hiç oralı olmadım. Ninnime devam ettim. Makam yine Makber makamı: "Huuu huuu dervişler Hak yoluna durmuşlar Yedi koyun yemişler Daha var mı demişler Ee kızıma ee ee ee" Üçüncü, dördüncü nakarattan sonra Serdar dayanamadı. "Öncel Allah aşkına sus be birader. Vicdan azabı gibi ne biçim ninni bu ya... Sözü komik, bestesi trajik, karşımdaki manzara nevrotik. Manyaam çıktı burda, ağlıcam mı gülücem mi karar veremedim." Fakat artık ara veremezdim, çünkü Cacık ellerimin altında, ayaklarımınsa üstünde, direnmeyi kesip, hafiften gözlerini kapatmaya balşamıştı bile. Nitekim ninninin "danaların bostana girmesi" kısmında uyudu kaldı. Yemin ederim; kediyi ayağımda sallayıp ninni söyleyerek uyuttum. Keramet bende değil tabii. Ah şu Türk insanının yaratıcılığının kanıtı ninniler. Hepimizi onlar uyuttular.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA