Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler

İktidardaki AK Parti'yi ve Başbakan Erdoğan'ı Amerika'nın güdümünde olmakla suçlayanlar şimdi de, "AK Parti Türkiye'nin dış politikadaki eksenini mi değiştiriyor" veya "Amerika ile ipleri mi kopartıyoruz" diye endişeli çığlıklar atıyorlar.
Olaylara biraz daha geniş açıdan bakılabilse, aslında Türkiye'nin eksen değiştirmediği ama "Eksen"in yerinin değiştiği kolayca görülür.
İsterseniz Obama yönetimindeki Amerika ile İsrail arasındaki ilişkilerin kamuoyunda nasıl algılandığına bakalım.
Örneğin çeşitli kamuoyu yoklamalarına göre, İsraillilerin en fazla yüzde 6'sı Başkan Obama'nın İsrail yanlısı bir siyaset izlediğini düşünüyorlar.
İsraillilerin yüzde 51'ine göre de Obama Filistinlilerden yana bir siyasetçi.
Daha da ötesi var.
ABD Başkanı Obama İsrail'in işgal ettiği topraklarda ve Kudüs'te yeni yerleşimler planlamasını kınadığı zaman, bu yılın mart ayında yapılan Haarets-Diyalog kamuoyu yoklamasında, İsrail halkının yüzde 27'sinin Obama'yı "Yahudi Düşmanı" (anti-Semitic) olarak gördüğü anlaşılmıştı.
Amerikan Yahudilerinin eğilimlerine gelince.

Netanyahu'yu alkışlayalım mı?

Geçen yılın mayısında Obama'nın Amerikan Yahudileri arasındaki tutulma oranı yüzde 79'ken, şimdi bu rakam yüzde 57'ye düşmüş durumda.
Bunlara bakarak "Obama Ortadoğu'ya dönük Amerikan dış politikasının eksenini değiştiriyor" diyebilir miyiz acaba?
Olaya bir başka açıdan bakmayı deneyelim.
İsrail'in işgal edilmiş topraklarda yaşayan Filistinlilere karşı en sert tedbirler almasının, bu topraklarda yeni Yahudi yerleşimlerinin yapılmasının ve Gazze'yle ilgili hukuk dışı uygulamaların gündemde olmasının sorumlusu İsrail Başbakanı Netanyahu değil midir?
Veya İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, çeşitli davranışları ve söylemleri ile Türkiye-İsrail ilişkilerini Mavi Marmara baskınından önce de kopma noktasına getirmemiş miydi?
Bu durumda Amerika'nın veya Türkiye'nin dış politikalarında eksen değiştirmemek için, Netanyahu'nun her yaptığını görmezden gelmeleri gerekmez mi?
Belki de Türkiye'nin "Eksen değişiyor" diye feryat eden yerli neoconlarını tatmin etmek için, Lieberman'ı "Türk dostu" olarak ilan etmek bir çözüm olabilir.
Gerçeklere dönersek.

Eksen de merkez de değişti

Kimse eksen değiştirmiyor.
Eksen değişiyor.
Nasıl "Kim merkezin sağında kim merkezin solunda" sorusuna cevap ararken, bir anda "Merkez"in yer değiştirdiğini anlayıp şaşırdıysak, eksen de aynı şekilde yer değiştirdi.
Türkiye'nin ittifakları da, temel dış siyaset hedefleri de aynı.
Ama şimdi müttefikimiz olmayan bölge ve dünya ülkeleri ile de dostluk ve karşılıklı anlayış arayışlarımız var.
"Brezilya nerde Türkiye nerde" demenin anlamsız kaldığı günleri böylece yaşamıyor muyuz?
Eğer Kıbrıs'a bir kalıcı çözüm üretebilsek, içerideki "Kürt Realitesi"ni bölücü terörden soyutlamayı başarabilsek, Avrupa Birliği ile üyelik serüvenimizde yeni bir aşamaya ulaşabilsek ve çoğulcu ve özgürlükçü demokrasimizi daha yerleşik bir hukuk alt yapısına oturtabilsek, iç siyaset eksenimizin sağlığı dış ekseni de etkileyecektir.
Keşke CHP'den de bu açıdan yeni ve yaratıcı katkılar gelse iç ve dış siyasetimize.
"Açılım"lar keşke sadece AK Parti'nin malı olmasalar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA