Kadınların sadece ve nadiren köfte yiyebildiği, bonfileyi az-orta pişmiş sevenlere kan akıtan vahşiler muamelesi yapıldığı günler... 2000'lerin ortası. Emre Mermer adı işte ilk bugünlerde duyulur. Emre Mermer 1968 doğumlu, ODTÜ İşletme mezunu bir adamdır. Coopers & Lybrand, Societe Generale gibi yerlerde şık bir kariyer yapmıştır. Aynı zamanda da ikinci kuşak besicidir ve 30'larına geldiğinde artık genlerinin gıdıklamasına dayanamaz. Önce İzmit'te bir besi çiftliği kurar, burada düve ve süt dana üretir. Dünyanın en iyi et ırkı olan Angus üretimine girer, bunun tek tedarikçisi olarak İstanbul'un en tepe et toptancılarından olur. Bir sürü 5 yıldızlı otel ve marka restoran etlerini ondan alır. 2004'te 'kurtarılmış bölge' imajlı Küçükarmutlu'da Dükkan'ı açarak perakendeciliğe de soyunur. İşte bu kasap dükkânı, İstanbul burjuvalarının kırmızı etle olan ilişkilerini değiştirecektir. Önce eti sahiden canı gönülden sevenler, şehirdeki yabancı uyruklular derken, Dükkan hızla moda olur. Muhit terstir, fiyatlar kazıktır, ne gam... Burada görünmek 'in' olmuştur, 'herkes' buradadır, salata eşeleyen sıfır beden kadınlar, hatta cümle âlemi vejetaryen olduğuna inandırmış dana karşıtı aktivistler! 'Cemiyet' insanları, Rusya'nın McDonald's siftahındaki gibi, bu kasap dükkânında doğum günlerini kutlar! Yeni bir dedikodu kanalı keşfedilmiştir: Camekândan ünlülerin adlarının etiketlendiği etlerini dikizlemek, çöplerini karıştırmak gibidir! Dükkan Kasap'ta satılan ürünleri tatmak için az sayıda masa vardır, şirazeden çıkan talep üstüne 2007'te bitişikte Dükkan Steakhouse açılır. İstanbul için 'Dry Aged Beef' vaktidir. Kemik üzerinde 28 gün dinlendirmenin muhabbeti yapılıyor, 'Rib Eye Steak' cümle içinde rahatça kullanılabiliyordur. Türkiye'nin bu ilk steakhouse'u, daha nicelerine ilham verecektir.