Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Otomotiv için kritik tarih

Giriş Tarihi: 27.9.2009 11:50 Güncelleme Tarihi: 27.9.2009 11:51
Hükümetin ekonomik önlem paketleri kapsamında açıkladığı ve 30 Eylül'e kadar uzattığı ÖTV indirimi sona ererken, sektör temsilcileri Avrupa ülkelerinde olduğu gibi hurda teşviki istiyor.

Geçen yılın son çeyreğinden itibaren dünyada etkisini gösteren global ekonomik kriz, eş zamanlı olarak Türkiye'yi de etkilerken, Türk ekonomisinin lokomotifi konumundaki otomotiv sektörü krizin en çok hissedildiği sektörlerin başında geldi.

Gerek sektör temsilcileri gerekse hükümet tarafından alınan önlemlerle sektör ayakta tutulmaya çalışılırken, sektöre ilk destek mart ayında yürürlüğe konulan ÖTV indirimiyle geldi.

İndirimin olumlu yansımaları, uygulamanın sona eriş tarihini uzatırken, otomotiv firmaları da düzenledikleri çeşitli kampanyalarla pazarın daralmasının önüne geçmeye çalıştı.

Özellikle binek otomobiller üzerinde ağırlığını hissettiren ÖTV indirimi sayesinde, kriz yılı olmasına rağmen yılın 8 aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre kıyasla satışlar yüzde 5,9 oranında arttı.
ÖTV indirim döneminde otomotiv sektöründe yaşanan hareketlilik sektöre nefes aldırdı, stokların azalmasına yardımcı oldu, otomotiv sanayisinde çarklar döndü, işçiler yeniden fabrikalara çağrıldı.
Bu dönemde kısa çalışma ödeneği taleplerinden vazgeçildi. Tüketici de fiyat avantajını görünce talebini öne çekti ve yoğun bir alım dönemi başladı.

Hükümetin ekonomik önlem paketi kapsamında açıkladığı uygulamanın sonuna doğru yaklaşılırken, sektör temsilcileri indirimin devamında, sektöre hurda teşviki ile destek olunması görüşünde.

VERGİ ORANLARI...

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de taşıt alımında yabancı ülkelerdekinin çok üzerinde vergi oranları uygulandığını belirtti.

Aybar, ÖTV üzerinden KDV alınıyor olmasının vergileri daha da arttırdığını dile getirerek, 2008 yılından itibaren süregelen krizle Türkiye'de otomotive uygulanan vergilerin Avrupa ülkelerine oranla ne kadar yüksek olduğunun da bir kez daha görülmüş olduğunu kaydetti.

Ekim 2008 itibariyle iç pazarda da belirginleşen global krizin etkilerinin devamı olarak 2009 yılının Ocak ve Şubat aylarında binek ve hafif ticari araç pazarında toplam yüzde 38 civarında bir daralmanın söz konusu olduğuna değinen Aybar, ÖTV indiriminin devreye girdiği Mart ayı ortasından itibaren otomotiv sektöründe büyük bir hareketlilik olduğunu ifade etti.

ÖTV İNDİRİMİYLE YÜZDE 50 ARTIŞ

Aybar, Mart ayının ikinci yarısının, ilk yarısından 5 kat daha fazla satış getirdiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

''Sektöre verilen bu destek sayesinde, ÖTV indiriminin yapıldığı ilk dönem olan 16 Mart–15 Haziran araında, geçen yılın aynı dönemine göre binek otomobil satışlarında yüzde 50 artış sağlandı. 16 Haziran itibariyle değişen ÖTV oranlarıyla yeni bir 3,5 aylık dönem başlamış oldu. ÖTV indirimi bu dönemde kamu maliyesine de katkı sağlamış, ek vergi gelirleri elde edilmiştir. İşte yaşadığımız son 5,5 aylık süre, bu indirimlerin bize ne kadar olumlu sonuçlar getirdiğini somut olarak ortaya koydu.

Bu teşvikin özellikle binek otomobiller üzerindeki ağırlıklı etkisiyle ocak-ağustos döneminde 228 bin 870 adet otomobil satılırken, geçen yılın ilk 8 ayındaki binek araç satışları yüzde 5,9 oranında geçilmiş oldu. Ancak hafif ticari araçlarda geçen yılın ilk 8 ayına kıyasla kümülatifte yüzde 18'lik daralma sürüyor.''
Global ekonomide yaşanan kriz, petrol fiyatlarındaki artışlar ve çevreci kaygılar nedeniyle emisyon oranlarının düşürülmesinin, otomotiv sektörünü son yıllarda yeni arayışlara yönlendirdiğini belirten Aybar, AB ülkelerinde ve Kyoto Sözleşmesini imzalamış ülkelerde, çevrenin korunması ve çevre kirliliği ile mücadelenin öncelikli ve temel konulardan birisi olduğunu bildirdi.

İbrahim Aybar, Avrupa Birliği'nin (AB) çevre kalitesinin arttırılması amacıyla yeni taşıtların alımında uygulanan satış vergisinde kirlilik ve yakıt tüketim değerlerini kriter olarak aldığını ve daha az kirleten aracı vergi uygulamalarıyla da teşvik ettiğini kaydederek, global krizin etkilerini azaltmak amacıyla önlemler alınırken havayı daha çok kirleten eski teknoloji araçların trafikten çekilmesinin ve çevreci araçlarla yenilenmesinin sağlandığını anlattı.

Hurda uygulamasının Türkiye için yeni bir konu olmadığını anımsatan Aybar, Türkiye'de daha önce de araçların pazardan çekilmesini teşvik eden ÖTV Kanunu ile başlayan uygulamanın ''hurda indirimi'' olarak adlandırıldığını ve uygulamaya alındığını ancak alt yapı eksikliği ve denetim boşluklarından da doğan olumsuz gelişmelerin, uygulamanın kısa sürede hükümet tarafından devre dışı bırakılmasına yol açtığını hatırlattı.

2003 YILINDA, HURDA İNDİRİMİ İLE PAZAR BÜYÜDÜ

Aybar, bu süreçte toplam 322 bin adet motorlu taşıtın trafikteki kaydının silindiğini ve bu uygulamanın amacına ulaşarak 2003 yılında pazarın yüzde 20 büyümesini sağladığını hatırlattı.

''Sanayimizin yeni bir çöküntüye uğramaması için ÖTV indirimi döneminin ardından satış ivmesinin devamı çok önem arz ediyor'' diyen Aybar, bunun için, Avrupa ülkelerindeki uygulamalara benzer eski araçların yenisiyle değiştirilmesiyle ilgili daha uzun dönemi kapsayan teşviklerin yapılması gerektiğini ifade etti.

Aybar, ABD ve AB ülkelerinde krizin etkilerini azaltacak önlemler arasında öncelikli olarak eski araçların pazardan çekilmesi ve sanayinin devamına fırsat verecek yeni ürünler için de pazar yaratma gayretlerinin öne çıktığını dile getirerek, bu kapsamda hükümetlerin tesis ettikleri özel fonlarla eski ürünlerin yeni ürünlerle değiştirilerek pazardan çekilmesini sağlayacak destekleri uygulamaya koyduklarını söyledi.
''Ekonomik ömrünü tamamlamış'' olan araçların pazardan arındırılmasına ilişkin yönetmelik'in Çevre ve Orman Bakanlığınca hazırlandığını ve yürürlük aşamasına gelindiğini anlatan Aybar, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu sayede hükümetimizce sektöre ivme kazandıracak bir teşvik ile araç değişiminin desteklenmesi halinde önceki uygulamada karşılaşılan sorunların ortadan kalkması imkan dahiline girmiş olacaktır. Nitekim hazırlanan yönetmelik kapsamında kurulacak olan geri dönüşüm merkezlerine kaydı silinecek olan araçların teslimi ile yasal olmayan tasarruflar da önlenmiş olacak ve sektörümüzün gelişmesi ve devamlılığı yönünde çok önemli bir adım atılacaktır.

ESKİ ARAÇLARA İLİŞKİN GEREKLİ DEĞERLENDİRME SÜRATLE YAPILMALI

Bugün itibarıyla ülkemizde 2 milyon 158 bin adedi binek olmak üzere toplam 2 milyon 963 bin adet 16 yaş ve üzeri trafikte olan araç bulunuyor. Gerek çevre koruma düşünceleri gerekse sektörümüzün ileriye dönük çağdaş teknolojik atılımları için olduğu kadar, sektörün girdiği dar boğazdan çıkış için de hükümetimizce eski araçlara ilişkin gerekli değerlendirmenin vakit geçirmeden yapılması araç parkının yenilenmesinin teşvik edilmesi zorunluluk arz etmektedir.''

Aybar, AB ülkelerindeki uygulamalara benzer bir hurda teşviki uygulamasının yapılması durumunda iç pazarın genişleyeceğini ve büyümesinin sağlanacağı dile getirerek, araç yenileme potansiyeline ilave talep artışıyla vergi gelirlerinde, araç satın alma ve genç motorlu araçların yüksek yıllık motorlu taşıtlar vergileri ile kamu maliyesine ilave katkıların sağlanacağını ifade etti.

Bu ilave talep artışı vasıtasıyla ana ve yan sanayide üretim artışı ve fabrikalardaki istihdamın da korunmasının sağlanmış olacağını dile getiren Aybar, ''Hurdaya çıkan araçların geri dönüşüm bertaraf sektörleri gelişecek, ekonomiye ek dönüşümle vergi çalışma alanı, ekonomik ham madde girişi kaynakları yaratılacaktır. En önemlisi ekolojik dengeyi bozan, havayı kirleten eski araçlar azaltılarak, Kyoto Protokolünü imzalayarak taraf olan ülkemizde çevre kalitesinin arttırılmasına büyük katkı sağlanacaktır'' diye konuştu.

İbrahim Aybar, 30 Eylül 2009 tarihinde sona erecek ikinci ÖTV indirimi sonrasına yönelik hükümetin sektöre desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, Türk ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektöründe hükümetin desteği ile iki basamaklı uygulanan vergi indiriminin, 2009 yılında krizin etkilerini azalttığını ancak 2010 yılı talebini de teşvikler sayesinde öne çektiğini söyledi.

2010 YILI, SEKTÖR İÇİN KRİTİK BİR YIL

Bu nedenle 2010 yılının kritik bir yıl olduğunu savunan Aybar, otomotiv sektörüne herhangi bir destekleyici tedbir açıklanmadığı takdirde 2010 yılında satışların doğal olarak düşeceğini belirtti.
Aybar, Türkiye'de yaşlı otomobillere uygulanacak sürekli bir vergi ve maliyet avantajının önemli bir adım olacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

''Başta Almanya olmak üzere, İngiltere, İspanya ve İtalya'da sektöre verilen bu tür teşvikleri takiben elde edilen olumlu sonuçlar somut birer örnektir. Almanya'da, Ağustos 2009 rakamlarına göre büyüme yüzde 28,4 oranında devam etmiştir. İtalya'da yüzde 8,5 pazar büyümesi gerçekleştiği gibi, yıl başından beri uzun süredir ciddi pazar daralması yaşayan İngiltere'de bile mayıs 2009'da uygulamaya konulan eski araçların yenileriyle değiştirilmesine yönelik teşvik, İngiltere pazarını Ağustos ayında yüzde 6 oranında büyütmüştür.''

"ÖTV İNDİRİMİNİN DEVAM ETMEYECEĞİ YÖNÜNDE SİNYALLER GELİYOR''

TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Ali Pandır, 30 Eylül'de sona erecek ÖTV indiriminin devam etmeyeceği yönünde hükümetten sinyaller geldiğini belirterek, ''Hurda araçların trafikten çekilmesi yönündeki teşviklerin devreye alınmasını sadece sektör değil çevre açısından da değerli buluyoruz fakat bu konuyla ilgili de hükümet cephesinde kısa vadede gelişme görünmüyor'' dedi.

Pandır, üyesi oldukları Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) kanalı ile hükümete yapılan yeni teşvik önerilerinin sonuç vermesini umduklarını bildirdi.

Otomobil pazarını yılın başında 375 bin gibi gördüklerini, şu anda ise pazarın 450 bin adetlere ulaşacağını düşündüklerini anlatan Pandır, Fiat olarak kendilerinin 50 bin adetlik satış rakamlarını hedeflerken, şu aşamada 70 binli adetleri öngördüklerini belirtti.

Pandır, son günlerde ÖTV indiriminin devam etmeyeceği yönünde hükümetten sinyaller geldiğini savunarak, ''Hurda araçların trafikten çekilmesi yönündeki teşviklerin devreye alınmasını sadece sektör değil çevre açısından da değerli buluyoruz fakat bu konuyla ilgili de hükümet cephesinde kısa vadede gelişme görünmüyor'' diye konuştu.

Bununla beraber Tofaş çatısı altında yer alan Fiat, Alfa Romeo, Lancia markaları olarak hiç bir teşvikin devreye alınmaması halinde de müşterilerine ürün çeşitliliğini, iç finans şirketi olan Koç Fiat Kredi uygulamalarıyla, uygun koşullarda araç sunma konusunda hazırlıklı olduklarını anlatan Pandır, Tofaş olarak her duruma uygun senaryo ve gerekli hazırlıklarının bulunduğunu söyledi.

BU GÜNLER FIRSAT GÜNLERİ

Ali Pandır, 30 Eylül sonrasında ÖTV indiriminin devam etmeyebileceğinden hareketle mevcut koşulların müşterilerin satın alma kararları açısından en iyi dönem olduğunu ifade ederek, yeni bir otomobil veya hafif ticari araç alımı yapmayı düşünen herkes için bu günlerin ''fırsat günleri'' olduğunu savundu.
Ali, Pandır, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Son üç ay, otomotivdeki geleneksel mevsimsellik nedeni ile kısmen hareketli olabilir, ancak elbette ÖTV indirimi dönemlerindeki kadar olmayacaktır. Birincisi talebin büyük kısmı, ileride alacakların fırsat dönemine alımlarını öne çekmesinden geldi, bir deyişle geleceği satın aldık. İkincisi de zaten yeni teşvik devreye alınsa dahi geçmişteki büyük indirimler seviyesinde olması, büyük etki yaratması mümkün gözükmüyor.

Sektörün uzun vadeli gelişimi için artık Türkiye'de 3 aylık, 6 aylık gibi kısa vadeli indirimler yerine, ÖTV-KDV vergilerin AB ile uyumlu şekilde kademeli olarak azaltılmasına odaklanmalıdır. Sektörün kısa vadeli yangın söndürmelerden çok, uzun vadede gelişimi destekleyen reformlara ihtiyacı var. Biz de sektörün ana oyuncuları olarak planımızı ona göre yapıp 2010 ve sonrasında çok daha istikrarlı bir şekilde yapılanabilir, ülke ekonomisini kalkındırabiliriz.''

Hükümetin, mart'ın ikinci yarısında sektöre destek için çıkardığı ÖTV teşvikini Tofaş olarak çok iyi değerlendirdiklerini ifade eden Pandır, değişen şartlara hızla adapte olup, müşterilerin taleplerine hızla ve en çok alternatifle cevap verdiklerini anlattı.

ÖTV İNDİRİMİNİ İYİ DEĞERLENDİRDİK

Pandır, ÖTV indirimiyle oluşan yoğun talep karşısında 2008 yılından bu yana doğru stok yönetimi, hızlı üretim ve esnek lojistik planlaması yaparak hareket ettiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Fiat markamızla hem ürün stratejilerimizi, hem de fiyatlandırma ve kampanyaları iyi yönettik; ayrıca iç finans şirketimiz Koç Fiat Kredi avantajımızı iyi değerlendirdik. Hem binek hem de ticari araç üreticisi olmanın sağladığı avantajla mart ve nisan aylarından itibaren başlayan yükselişimizi mayıs ve haziran aylarında toplam ve hafif ticari araç pazarında lider olarak istikrarlı bir şekilde devam ettirdik.
Birinci ÖTV döneminde gösterdiğimiz bu başarıyı 2. ÖTV döneminin başladığı 16 Haziran'dan itibaren de devam ettirerek yine hem toplam pazarda hem de hafif ticari araç pazarında da 8 ay sonunda liderliğimizi koruduk. İlk 8 ay sonunda 51 bin adetten fazla satışla ulusal pazarda liderliğimizi koruyoruz. En yakın rakibimizle aramızda 3 bin 500 adet civarında bir fark bulunuyor.''

30 Eylül'e kadar olan süreçte pazardaki tüm oyuncuların, mevcut pazar koşullarının sağladığı avantajları en iyi biçimde değerlendireceklerine değinen Pandır, kendilerinin her zaman durumu en iyi şekilde değerlendiren, adapte olan ama bu arada karlılığını ve çevikliğini yitirmeyen bir şirket olduğunu söylediklerini anımsattı.

HYUNDAİ ASSAN TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ TARAKÇIOĞLU

Hyundai Assan Türkiye Genel Müdürü Kurthan Tarakçıoğlu ise, 16 Mart-15 Haziran ve sonrasında da göreceli olarak azaltılarak 30 Eylül'e kadar geçerli olan, yani sadece 3 3 ayla sınırlı olan ÖTV indirim paketinin, geçtiğimiz dönemlerden ertelenen taleplerin ve önümüzdeki dönemde gelebilecek potansiyel talebin bu vergi teşvik dönemine toplanmasıyla sektörde ani bir talep artışına neden olduğunu söyledi.
Tarakçıoğlu, bu vergi indirimleriyle, ana sanayinin ve yan sanayinin yeniden çalışmaya başladığını, kriz sebebiyle biriken stokların eridiğini, ticaretin hem yerli üretim ve hem de ithalat çarklarının dönmeye başladığını belirterek, altı ay için de olsa tüketimin canlanmasıyla devletin önemli bir vergi geliri sağladığını kaydetti.

Dünyada ve Türkiye'de kriz sonlanmadığına göre ÖTV teşvikinin son tarihi olan 30 Eylül'den sonra 1600 cc ve altı otomobillerin vergilerinin eski düzene geçmesiyle, pazarın yüzde 80'ini oluşturan bu otomobillerin liste fiyatlarının yaklaşık yüzde 7,5 artacağını anlatan Tarakçıoğlu, otomobil almak isteyenlerin vergi teşvikiyle otomobillerini bu dönemde almış olacaklarını ve geriye sadece yüksek endişeye sahip ve harcamalarını en üst seviyede kısmış olan bir tüketici kitlesi kalacağını ifade etti.
Kurthan Tarakçıoğlu, şunları kaydetti:

''Kısacası, sektör beklenenden daha derin bir şekilde küçülecektir. 15 Mart'tan önce kötü olan durum, bu şartlar altında 30 Eylül'den sonra çok kötü olacaktır. Bunun önüne geçebilmek adına kredi olanaklarının artması ve tüketici kredilerine imkan tanıyacak şartların ve desteklerin oluşturulması beklenmektedir.
Orta vadede ÖTV indiriminin yıl sonuna kadar devamı programa alınmalıdır. Fakat uzun dönemli, kalıcı ve sektörün tüm etki alanı için doyurucu bir talebin sağlanması için 15 yaş üstü otomobillere ÖTV teşviki uygulanmasının yanında yine uzun vadede ÖTV oranlarında da indirime gidilmesi uygun olacaktır. Yani hükümetin çekinceli olduğu hurda işleminin fiziksel olarak gerçekleştirilmesi ile ilgili alt yapı yıl sonuna kadar tamamlanabilir ve yeni yıl itibariyle de ülkemiz, her medeni ülkede var olan hurda araç işlemlerine kavuşabilir.

Böylesine bir yapı Kyoto Protokolüne imza atmış olan Türkiye'nin çok önemli bir taahhüdünün altının doldurmasını sağlarken aynı zamanda da vatandaşa daha güvenli bir trafik ortamını sağlamış olacaktır. Eski ve 15 yaşından büyük araçların hurdaya ayrılarak yenileriyle değiştirilebileceği bir paketin ortaya konması ve bunun da KDV ya da ÖTV oranında yapılacak bir indirimle desteklenmesi oldukça etkili bir çözüm olacaktır. Ancak sektörün sürekli olarak canlı tutulabilmesi için ÖTV oranlarında kalıcı olarak indirimlerin yapılması ve Avrupa pazarları seviyesine getirilmesi çok daha verimli olacaktır.''

KADEMELİ İNDİRİM


Otomotiv endüstrisinin sürdürülebilirliğinin ve tüm dünyada olduğu gibi ekonomiye öncelikli olarak katkısının sağlanması için ÖTV oranının, 1.6 litreye kadar motor hacmine sahip araçlarda yüzde 20 seviyesine kalıcı olarak çekilmesi gerektiğini ifade eden Tarakcıoğlu, daha büyük hacimli motorlara sahip araçlarda da kademeli olarak indirimlerin yapılmasının, sektörün önünü görmesini ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını dile getirdi.

Tarakçıoğlu, bu ÖTV indirimi döneminde, daha önce yaptıkları satış tahminlerinde yıllık anlamda yüzde 20-25 oranında artış gördüklerini belirterek, bu indirimlerin ancak 3 aylık sürelerle kısıtlı olmasının, üretim planlarında ve bütçe çalışmalarında dengesizlik yarattığını, sektörde 30 Eylül'den sonra, şu anki mevcut duruma göre yüzde 50 oranında daralma olacağını öngördüklerini söyledi.

Tarakçıoğlu, gerekli önlemlerin bugünden alınmaması halinde sektörde ekonomik krizin yarattığı olumsuz koşulların daha uzun süre devam edeceğini savundu.

Tarakçıoğlu, şunları söyledi:

''2010 yılında arzu edilen gelişmenin gerçekleşmesi de büyük ölçüde imkansızlaşacak, sektörün toparlanması ve güç kazanması ise güçleşecektir. Krizin yaşandığı pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik krizle mücadele için işletmelerin kullandığı yöntemlerin başında istihdam hacminin düşürülmesi gelmektedir. 2009 yılının başında istihdam oranlarındaki düşüşün 30 Eylül'den sonra sektörde ortaya çıkacak olan derin durgunluk sebebiyle artarak devam edeceği beklenmektedir. Otomotiv sektörü ve etkilediği diğer sektörler sadece devletin vergi gelir kaybı nedeniyle değil, aynı zamanda da istihdam oranlarında düşüşün kendini büyük ölçüde hissettireceği sektörler olarak 1 Ekim'den itibaren kan ağlayacaktır.''

PEUGEOT OTOMOTİV PAZARLAMA GENEL MÜDÜRÜ VİEUX

Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş Genel Müdürü Jean Pierre Vieux de, mart ayında uygulanmaya başlanan ve 15 Haziran'da sona eren ÖTV avantajı ile toplam pazarda olumlu gelişmelerin yaşandığını ve pazarın 2008 yılı seviyelerine ulaştığını kaydetti.

Vieux, ÖTV avantajı ile sektörde satışlarda artış yaşandığını, müşterilerin daha uygun fiyatlarla araç sahibi olduğunu ve ayrıca bu canlılığın vergi gelirlerinde de bir artış sağladığını anlattı.

Bu uygulama sonucunda hem müşterilerin, hem hükümetin, hem de otomotiv sektörü kazançlı olduğunu dile getiren Vieux, bu gelişmenin, Türkiye'de pozitif bir dinamizm yarattığını söyledi.
Jean Pierre Vieux, 15 Haziran'dan sonra ÖTV indirim oranının değişmesi ile birlikte showroom'lara gelen müşteri sayısında bir azalma yaşandığını ifade ederek, Ocak-Ağustos dönemi incelendiğinde 2008 yılının aynı dönemine oranla toplam pazarda 11 bin adet aracın daha az satıldığının görüldüğünü, bu farkın 8 bin adedinin ise ağustos ayında gerçekleştiğini ve toplam pazarda da yüzde 18,5 oranında bir daralma yaşandığını söyledi.

Vieux, bu sonuçlara karşın Peugeot'nun, Türkiye pazarında payını yükseltmeye devam etiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

''Ağustos ayında özellikle hafif ticari araç pazarında elde ettiğimiz yüzde 9,3 oranında pazar payı dikkat çekiyor. Peugeot'nun ocak-ağustos toplam pazardaki payı ise yüzde 5,6 olarak gerçekleşti.

Global krizin etkisine karşın ÖTV avantajının Türkiye otomotiv sektörüne çok olumlu etkisi oldu. 30 Eylül'de ÖTV avantajının sona ermesi ile ilgili olarak, otomobil sektörüne destek olmak adına hükümetin bu yıl hayata geçirdiği ve verimliliği kanıtlanmış olan ÖTV avantajı uygulamasının devamı şeklinde bir gelişme yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.

Mart ayında alınmış ve 15 Haziran itibariyle değişen oran ile devam eden ÖTV avantajı otomotiv sektörü için çok olumlu sonuçlar getirdi. Hükümet nezdinde alınan bu başarılı kararın sektör adına devamını ümit ediyorum.''
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Otomotiv için kritik tarih
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz