X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sosyal girişimlerin geleceği ve sürdürülebilirliliği
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sosyal girişimlerin geleceği ve sürdürülebilirliliği

  • Giriş Tarihi: 5.3.2013 11:22 Güncelleme Tarihi: 5.3.2013 11:22

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı Duygu Eren bu hafta Sosyal Girişimlerin Geleceği seminerini yazdı.

Sosyal girişimler, içerik ve tanım itibariyle kimi zaman sivil toplum kuruluşlarıyla karıştırılmaktadır. TÜSEV (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı) ve British Council tarafından hazırlanan "Sosyal Girişim Nedir?" broşürüne göre sosyal girişimler çoğunlukla ürün ve hizmetler yaratırken dezavantajlı grupları (kadınlar, gençler, engelliler, vb) istihdam ederler; sorun ve fırsatları fark etme, doğru değerlendirme ve risk alma gibi girişimcilik odaklı bir yaklaşım izlerler. Sosyal girişimler vakıf ve derneklerin iktisadi işletmeleri, kooperatifler ve kar amacı gütmeyen şirketler olarak kurulabilmektedir. Sivil toplum kuruluşları ise daha çok gönüllüler tarafından oluşturulmuş, kar amacı gütmeyen yapılardır. Sosyal girişimler ve sivil toplum kuruluşları toplumsal bir sorunu çözmek gibi benzer amaçlara sahip olabilirler ancak etkileri ve hareket alanları farklıdır.

Sosyal girişim modellerinin de tartışıldığı "Sosyal Girişimlerin Geleceği: Sivil Toplum İlişkisi ve Sürdürülebilirlilik" semineri 27 Şubat günü İstanbul'da yapıldı. TÜSEV'in, British Council desteği ve işbirliğiyle ile 2009 yılından beri hayata geçirdiği Sosyal Girişimcilik Projesi kapsamında düzenlenen seminerde, Avrupa Sivil Toplum Liderleri Ağı Euclid'in Direktörü Filippo Addarii konuşmacıydı.

Seminerde, sosyal girişimleri destekleyen kuruluşlardan temsilciler, sosyal girişimciler ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri bir araya geldi. Sosyal girişim-sivil toplum ilişkisi, sosyal girişimcilik alanında yaşanan gelişmeler, sosyal girişimlerin sürdürülebilirliliği ve fon mekanizmaları konuları ele alınarak Türkiye ve Avrupa'dan örneklerle tartışıldı. Filippo Addarii'ye göre "sosyal girişimcilik" kavramının devletler tarafından yasal olarak tanımlanması uygulamada çeşitli kısıtlamalar getirebilmektedir. Kesin tanımlamalardan ziyade kurumların yarattığı sosyal etkiler dikkate alınmalıdır.

Genellikle sivil toplum kuruluşları gönüllülük esasıyla beraber profesyonel bir yapıya sahip olurken sosyal girişimler bünyelerinde daha fazla profesyonele sahip olabilmektedir. Addarii'ye göre Avrupa, çok kültürlü yapısı itibarı ile içinde birçok farklı sosyal girişim ve sivil toplum modelini barındırmaktadır. Artık Avrupa'nın önemli bir inovasyon merkezi olduğuna dikkat çeken Addarii, inovasyona açık olmayan kuruluşların yok olmaya mahkûm olduğunun altını çizdi.

Sosyal girişimlerin geleceği ve sürdürülebilirliği konusuna odaklanan bir sunum gerçekleştiren Addarii, birçok sosyo-ekonomik problemin, kamu kuruluşlarına artı bir maliyet getirmeden, girişimci fikirlerle çözümlenebileceğinin altını çizerken, ekonomik faaliyette bulunmayan veya ekonomik bir getirisi olmayan faaliyetlerin, sosyal girişim olarak adlandırılamayacağını belirtti.

Bağış ve kamu desteğinin sosyal girişimlerin kurulma aşamasında önemli bir rolü olduğunu belirten Addarii, "Bağışlar ve kamu desteğinin, sosyal girişimlerin kurulma aşamasındaki önemli tartışılamaz ancak, sosyal girişimler sonraki aşamalarda piyasa koşullarında rekabet etmek için hazır olmalıdır." şeklinde konuştu.

Konferansın, özellikle soru cevap kısmında hararetli tartışmalar ve yorumlar oldu. Ülkemizde sosyal girişimlerin, hayırseverlilik veya bağışçılıkla karıştırabileceğine değinildi. Filippo Addarii, her sosyal girişimin sosyal bir soruna çözüm bulmak için yapılan kişisel bir girişim olduğundan bahsetti. "Sosyal girişimin yarattığı etkiyle motive olan girişimcinin amacı, yarattığı değerleri toplumun faydası için kullanmaktır" dedi.

Konferansın moderatörlüğünü üstlenen ve konferans sonrasında görüştüğüm TÜSEV Genel Sekreteri Tevfik Başak Ersen, sosyal girişimin diğer girişimlerden farkının motivasyonla başladığından bahsetti. Bir girişimin sosyal girişim olabilmesi için hareket noktasınının, sosyal bir problemi çözmek olduğunu ve elde edilen gelirin yine aynı amaçla harcanması gerektiğini belirtti. İş modelinin de bunlar dikkate alınarak hazırlanması ve uygulanması gerektiğine de dikkati çekti.

Girişimcilik ekosisteminin ülkemizde hızla büyüdüğü bir ortamda, sosyal girişimcilikle ilgili gerçekleşen bu konferansın gördüğü ilgi beni hem mutlu etti hem de bu konuda ne kadar yol aldığımızı fark etmemi sağladı. Sosyal girişimler, sosyal amaç odaklı olarak büyüyen ve kârını yine sosyal bir amaç için kullanan yapılar. Sürdürülebilir olması içinse gönüllülük esasına dayanmadığı için k âr etmeleri gerekli. İlerleyen zamanlarda ülkemizde daha çok sosyal girişimcinin olacağına ve sosyal girişim kavramının kafalarda diğer kavramlarla karışmayacak şekilde yer edineceğine inanıyorum.

Duygu Eren

Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

Yazarla iletişim için:
duygu@dpdanismanlik.com

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.