Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dünyayı bekleyen su tehlikesi

Giriş Tarihi: 18.3.2013 11:07

Dünyanın temiz su varlığı tüm çabalara karşın her geçen gün daha büyük tehlike altına giriyor.

İlknur Menlik - ilknur@gidahatti.com

Suyla ilgili küresel çabaları boşa çıkaran iki ana faktör var: iklim değişikliği ve insan faaliyetleri. Yapılan bazı araştırmalara göre dünyanın ısısı 150 bin yılda 1oC artarken, bu artış 150 yılda 1oC'ye düşmüş durumda. Bu hızlanmadaki ana unsur ise sanayileşme, şehirleşme gibi nedenlerle karbon salımındaki artışın küresel ısınmayı tetiklemesi. Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim tarafından geçen yılın son aylarında açıklanan bir iklim raporuna göre, iklim taahhütlerinin yerine getirilmemesi durumunda dünyadaki sıcaklık 2060 yılına kadar 4oC artacak. Bu da 150 yılda 1oC'ye düşen ısı artışındaki hızlanmayı gözler önüne seriyor.

Bu olumsuz iklim tablosundan en fazla etkilenen ise su. Bu hafta, 22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle dünya bu konuyu konuşacak. Birleşmiş Milletler'in (BM) paylaştığı bazı veriler, tablonun geçtiğimiz yıllardan pek farklı olmadığını ortaya koyuyor. BM'ye göre güvenilir temiz suya talep artışı, önceki yıllara göre hızlanmış durumda. Veriler, 783 milyon kişinin temiz suya, yaklaşık 2,5 milyar kişinin ise yeterli arıtıma erişimi olmadığını gösteriyor. Yılda 6-9 milyon kişi ise afetlerin yol açtığı sonuçlar ve suyla ilgili hastalıklar nedeniyle ölüyorlar. UNESCO'ya göre ise gelişmekte olan ülkelerin, kentsel nüfusunun yüzde 27′sinin evinde şebeke suyu yok.

Bazı tahminlere göre, su talebinde hiç artış olmasa bile, dünya nüfusunun tamamının ortalama bir Avrupalı veya Kuzey Amerikalının yaşam standardına sahip olup bunu sürdürmesi için 3,5 adet kadar dünya gezegeni gerekiyor.

İşin başka ilginç tarafları da var. Örneğin; 2030'da öngörülen nüfus artışına dayalı olarak gıda talebinde %50 oranında bir atış beklenirken su ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına talepte artışın %60 civarında olacağı tahmin ediliyor. Sulama ve gıda üretiminde kullanılan su, tatlı su kaynakları üzerindeki en büyük baskıyı oluşturuyor. Tarım ise küresel tatlı su tüketiminin yaklaşık %70'inden sorumlu.

Dünya Sağlık Örgütü ile UNICEF tarafından geçen yıl ortaklaşa hazırlanan bir rapora göre, tarımsal üretim ve verimlilikte yenilikçi reformlar yapılmazsa tarımda kullanılabilecek temiz su miktarının daha da hızla azalacağına vurgu yapılıyor.

Tarımdan hareketle su konusunda toprak kullanımıyla ilgili bir başka gerçeğe de işaret etmek istiyorum. Buna örnek olarak Suudi Arabistan'ı verebilirim. Orta Doğu'nun en büyük tahıl üreticilerinden Suudi Arabistan, yer altı sularını korumak için yıllık tahıl üretimini %12 oranında azaltacağını açıklamıştı. Suudi yönetimi, kendi suyunu korumak amacıyla Suudi şirketlere tarımsal üretim yapmaları için Afrika'da büyük arazileri kiralama teşvikleri veriyor. Suudi Arabistan temel ekinlerini Afrika'da üretmek için yatırım yaparak, yıllık yüzlerce milyon galon su tasarrufu yapmaya başladı ve böylece yer altı su kaynaklarındaki azalmayı yavaşlattı.

Burada paylaşmak istediğim ilginç bir başka veri de suyun büyük bölümünün, ithal edilen gıda ve içecek ürünlerinin içeriği olarak tüketilmesi. Buna göre, gelişmiş ülkelerde, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika'da kişi başına günde en az 3 metreküp su, ithal edilen gıdalarla tüketiliyor. Bu rakam Asya'da kişi başına 1,4 metreküp, Afrika'da ise 1,1 metreküp olarak ölçülmüş.

Ekonomik büyüme ve kişisel refahın artması sonucu küresel beslenme alışkanlıklarında son 30 yılda görülen değişim de (tahıl bazlı beslenmeden et ve süte dayalı beslenmeye geçiş), su tüketimi üzerinde büyük etki yaratıyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü'ne (FAO) göre, büyük ihtimalle 21. yüzyılın ortalarına kadar da yaratmaya devam edecek.

Su konusunda küresel çözüm arayışları devam ediyor. En önemli faktörlerin başında gelen iklim değişikliğinde, verilen sözlerin yerine getirilmesi konusunda bir kararlılık görülmesinin, su sorunlarının çözümüne ilişkin çabalar üzerinde bir nebze olsun rahatlatıcı etkisi olabilir.

Bu tablo içerisinde Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya nazaran su zengini, ancak Avrupa ve Amerika'ya göre su fakiri sayılır. Bizi de etkilemeye başlayan iklim değişikliğinin, su kaynaklarımız üzerinde olumsuz etkileri olması kuvvetle muhtemel. Bu konuları ve bunların yanı sıra güvenilir içme suyuna olan talebi ve bu talebi karşılayan ambalajlı su sektörünü bir sonraki yazımda ele alacağım.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Dünyayı bekleyen su tehlikesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz