X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Babacan'dan bankacılara uyarı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Babacan'dan bankacılara uyarı

  • Giriş Tarihi: 15.6.2013 12:42

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Gezi Parkı odaklı gelişmeleri değerlendirirken, hükümet olarak şiddet karşısında boyun eğme ve şiddetin arkasından gelen talepleri kabul etmelerinin söz olmadığını belirterek, ''Fikirlerini barışçıl yollarla ifade etmek isteyenlere kapımız sonuna kadar açık'' dedi.

Gezi Parkı odaklı gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Babacan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili herkesi dinlediğini hatırlattı.

Bir yargı süreci bulunduğunu ve bunun tamamlanması gerektiğini ifade eden Babacan, ''Arkasından belki halkın da bu konudaki görüşü alınarak, nihayetinde bir sonuca doğru gidiyor. Ümit ediyoruz ki Sayın Başbakanımızın, hükümetimizin bu gayretleri karşılığını bulur'' diye konuştu.


''ŞİDDET KARŞISINDA BOYUN EĞMEYİZ''

Kalabalıkların oldukça heterojen grupları içerdiğini kaydeden Babacan, çevreci vatandaşların oluşturduğu grupları istismar eden, tahrik ve şiddete başvuran yapılar bulunduğunu söyledi.

Gençleri anlamak adına gerekli adımların atılıp atılmadığına ilişkin bir soru üzerine Babacan, illegal örgütlerin işin görüntüsünün anlaşılmasını zorlaştırdığını kaydetti.

''Hükümet olarak şiddet karşısında boyun eğme ve şiddetin arkasından gelen talepleri kabul etmelerinin söz konusu olmadığına'' dikkati çeken Babacan, şöyle devam etti:

''Bu, Türkiye'de bir yöntem haline gelmemeli. İllegal örgütlerin ellerinde molotof kokteylleriyle ya da demir bilyelerle ya da farklı enstrümanlarla çevreye zarar vermesi, yüzlerce dükkanı yakıp yıkması, araçlara zarar vermesi, polisimize yönelik hareketler... Bunları oturup seyredecek durumumuz olamazdı. Böyle bir kapıyı açtığınızda, bir kere izin verdiğinizde, bir kere şiddet karşısında geri adım attığınızda bu bir yöntem haline gelebilir. Buna izin vermek mümkün değil.''

''Fikirlerini barışçıl yollarla ifade etmek isteyenlere kapılarının sonuna kadar açık olduğunu'' anlatan Babacan, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğine saldırıyı düzenleyenler de dahil ortamı istismar edenlere karşı duruşlarını asla değiştirmeyeceklerini belirtti.


''CİDDİ DEZENFORMASYON ÇABALARI VAR''

Taksim'deki olaylarla Arap Baharı sırasında yaşanan olaylar arasında benzerlik kurmaya çalışma yönünde çabaları olanların tespit edildiğine ilişkin soru üzerine Babacan, olaylar sırasında piyasa oyuncuları, dış basın ve iç kamuoyuna yönelik ciddi dezenformasyon çabalarının yaşandığını ifade etti.


AYRINTILI İNCELENMELİ

Bu çabaların merkezi bir yapıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının da arasında bulunduğu birçok unsurun ayrıntılı incelenmesi gerektiğini dile getiren Babacan, ''Özellikle uluslararası basına bakıyoruz. Bizzat alandaki gelişmeler... İşin özü başka, haberlerin yapılış şekli maalesef çok çok başka. Sadece o haberlere bakanlar zannediyorlar ki Türkiye sathı olarak bir kaos içerisine girmiş, adeta bir iç savaş var. Türkiye bunu hak etmiyor. İşin gerçeği de zaten o değil'' dedi.


''TAKSİM ÇOK FARKLI''

Olaylarda dış unsurların etkisi tartışmaları ekseninde ''Taksim, Tahrir olur mu? Türk Baharı mı geliyor?'' yorumlarının hatırlatılması üzerine Babacan, son birkaç haftadır Türkiye'de yaşananlar ile Arap ülkelerinde yaşananların son derece farklı olduğunu söyledi. İktidarda 30-40 yıldır diktatörlük rejimleri bulunan Arap ülkelerinde, işsizlik ve fakirlik kaynaklı isyan hareketinin ortaya çıktığını belirten Babacan, Türkiye'de ise son 10 yılda ekonomik ve siyasi reformlarla çok şeyler değiştiğini belirtti.

Sokaklardaki insanlara bakıldığı zaman bu kişilerin nispeten eğitimli, işi gücü bulunan kişiler olduğunu ifade eden Babacan, şiddeti benimseyen grupları bu kişilerden ayrı tuttuğunu kaydetti.


''OLAYLARIN NEDENİ EKONOMİK DEĞİL''

Türkiye'de son bir yılda 1 milyon 200 bin yeni istihdam oluştuğunu, bu sayısının son 4 yılda 4 milyon 800 bin olarak gerçekleştiğini anlatan Babacan, Türkiye'nin AB ülkeleri arasında genç işsizliğin en düşük seviyelerde bulunduğu ülkelerden olduğunu ifade etti.

Gezi Parkı olaylarının, İspanya ve Yunanistan'daki halk hareketlerine de benzemediğinin altını çizen Babacan, gelir dağılımındaki iyileşmeler konusundaki gelişmelere de bakıldığında işsizlik ve ekonominin bu olayların gerekçesi olamayacağını belirtti.


''BELLİ ODAKLARIN YÖNETTİĞİ BİR SÜREÇ''

Türkiye'nin son yıllarda çeşitli konularda gösterdiği başarının tüm dünya tarafından teslim edildiğini ve ülkenin başka ülkelere ilham kaynağı olduğunu kaydeden Babacan, bu yüzden Türkiye'nin belki ''kıskanılan ve çekilemeyen'' bir ülke haline geldiğini söyledi. Babacan, ''Dolayısıyla hem içeriden hem dışarıdan belli odakların, dezenformasyon veya farklı yöntemlerle yönettiği bir süreç olduğuna inanmak bana göre çok yanlış bir şey değil'' diye konuştu.

Babacan, bununla ilgili somut bulguların bulunduğunu ancak şu an için detay vermenin doğru olmadığını söyledi.


''BANKACILAR OLARAK CAMDAN BİR KALEDE OTURUYORSUNUZ''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bankacıların günlük siyasi tartışmaların içinde yer almaması gerektiğini belirterek, ''Bankacılar olarak camdan bir kalede oturuyorsunuz. Camdan yapılmış bir kalede oturuyorsanız kimseye taş atmayacaksınız. Taş attığınızda karşılığı kötü olur'' dedi.

Gezi Parkı olaylarının tırmanmasında faiz lobisinin etkisine dair bir soru üzerine Babacan, Türkiye'de faizlerin yükselmesinden yararlanan kesimlerin olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yıllarca faizlerin yüksek seyrettiği bir ülke konumunda bulunduğunu hatırlatan Babacan, ilk göreve geldikleri 2002 Kasım döneminde dünyada Türkiye kadar yüksek reel faiz ödeyen bir ülke bulunmadığını belirtti. AK Parti dönemlerinde faizlerin ciddi oranlarda düştüğünü anlatan Babacan, son bir yılda da faizlerin tarihi düşük seviyelere gerilediğine işaret etti. Hazine'nin borçlanma faizlerinin negatife döndüğünü ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

''Bütün bu olaylarda bakıyoruz ki özellikle dışarıdan Türkiye'ye yatırım yapanlara çok enteresan yanlış bilgiler gidiyor. Biri diyor ki 'Türkiye'de zorunlu eğitim 4 yıla düştü. Bunlar eğitimde farklı yöne gidiyor.' Bu bilgilendirme dış yatırımcılara yapılıyor. 'Türkiye'de iç savaş çıktı ya da Türkiye'de alkol tamamen yasaklandı.' Bunlar yatırımcıların bizzat bize söyledikleri. Ciddi bir çaba olmuş burada. Türkiye'yi yakından tanıyan bir kitle var. Bunlar da herhangi bir hareket yok. Bunlar üç hafta yakından izliyor ama alma-satma Türkiye'den çıkma gibi bir kararları yok. Bu süre içerisinde özellikle uluslararası yatırımcıların Türkiye ile ilgili alışverişine baktığımızda daha çok kısa vadeli bakan yatırımcılar.''


BIST'TEN ÇIKAN TUTAR

Şu anda uluslararası yatırımcıların Türkiye piyasasındaki hisse senedi varlığının 75 milyar dolar olduğunu ifade eden Babacan, olayların başlamasından bu zamana kadar Borsa İstanbul'dan çıkışların tutarının 1 milyar 280 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini dile getirdi.

Babacan, 75 milyar dolarlık bir piyasanın içinde 1 milyar 280 milyon dolarlık çıkışın az bir hareket olduğuna işaret ederek, ''Borsa endeksimiz son 2-3 haftalık alışverişin fiyatlarını gösteriyor'' değerlendirmesinde bulundu.

''Büyük kitle yerinde duruyor. Ne alıyor ne de satıyor'' diyen Babacan, sürecin başından beri bu anlamda kayıp olmadığını ifade etti.


''TAKVİM ÇAKIŞTI''

Amerikan Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke'nin 22 Mayıs'taki konuşmasının ardından tüm gelişmekte olan ülke piyasalarında bir hareketlenme olmaya başladığına dikkati çeken Babacan, ''Dünya piyasalarındaki hareketlenme ile Türkiye'deki olaylar takvim olarak çakıştı'' dedi.

İçerdeki olayların da etkisi olmasına karşın Türkiye piyasasındaki hareketlerin ağırlıklı olarak dış kaynaklı olduğunu anlatan Babacan, iç gelişmelerden kaynaklı hareketlerin tamamen Türkiye'yi az tanıyan ve yanlış bilgilendirilmiş yatırımcıların hareketleri olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin uzun yıllardan sonra siyasi ve ekonomik istikrar bakımından çok iyi bir noktaya geldiğini belirten Babacan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu duruma sevinmesi gerektiğini kaydetti.

''Bu noktaya gelmiş bir Türkiye'nin tekrar istikrarsızlık dönemine girmesine izin vermemiz mümkün değil'' diyen Babacan, artık tecrübeli bir yönetimin iş başında olduğuna dikkati çekti.

Toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini dile getiren Babacan, ''Nasıl ki 2009 krizinden Türkiye çok daha güçlü bir ekonomi olarak çıktıysa, bu olanlardan da çok daha güçlü bir demokrasi olarak çıkacaktır'' dedi.


''BANKACILIK CAMDAN KALE GİBİDİR''

Olaylar sırasında bankaların nasıl bir sınav verdiğine ilişkin bir soru üzerine Babacan, bankacıların günlük siyasi tartışmaların dışında olması gerektiğini söyledi.

Bankacılığın itibar ve güven üzerine kurulmuş bir sektör olduğunun altını çizen Babacan, ''Camdan bir kale düşünün; bankacılar olarak orada oturuyorsunuz. Camdan yapılmış bir kalede oturuyorsanız, kimseye taş atmayacaksınız. Taş attığınızda karşılığı kötü olur. Herkes kendi işine odaklanacak'' diye konuştu.

İş çevrelerinin bankaların söylem ve politikalarını yakından izlediğini kaydeden Babacan, bu kadar büyük bir sektörün, kendi müşterilerine ve dışarıya, ülke içinde olan biteni dürüst bir biçimde anlatmasının önemine değindi.

Günlük tartışmaların içine girecek tarzda söylemlerin kabul edilemeyeceğini dile getiren Babacan, ''Siyaset kurumu bunun cevabını fazlasıyla verir'' dedi.

Böylesi bir durumdan bankaların zarar göreceğini belirten Babacan, bankaların itibarlarını korumak için öncelikle kendilerinin çaba göstermesi gerektiğini ifade etti.


''BAZI BANKALAR YÜKSEK FAİZ İSTİYOR OLABİLİR''

Bazı bankaların faiz lobisi ile hareket ettiklerini düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine Babacan, bankalar arasında faizlerin yükselmesini isteyenlerin olabileceğini söyledi.

Reel faizlerin düşük olmasının Türkiye'deki güven ve istikrar ortamının bir sonucu olduğunu ifade eden Babacan, bankaların hem faiz alan hem de veren kuruluşlar olduğunu, ikisi arasındaki farkın bankaların karı olarak belirlendiğini hatırlattı. Babacan, bankaların tek gelir kaynağının faiz olmadığını belirterek, "Faizlerin düşük olduğu gelişmiş ülkelerde de bankalar kar ediyorlar ama yeni iş modelleri ve yeni hizmetler sunarak bu karı elde ediyorlar. Bankalarımızın düşük faiz ortamına kendilerini adapte etmeleri gerekiyor. Pek çoğu adapte etti ama aralarında eski günleri özleyenler olabilir'' diye konuştu.


"ABD'NİN MUHALİFLERE SİLAH SATMA KARTINI MASAYA KOYMASI ÖNEMLİ''

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye kararında Gezi Parkı olaylarına ilişkin değerlendirmeleriyle ilgili, ''Suriye konusunda ciddi miktarda kayıtsız duran bir AB, Türkiye'deki olaylarla ilgili nasıl bu kadar hızlı hareket etti? Üstelik yanlış ve taraflı yorumladılar. Açıkçası akıllara durgunluk veren bir tablo'' dedi.

Bloomberg HT ve Habertürk'ün ortak yayınına katılan Babacan, bundan sonraki dönemde iç piyasa açısından dışarıdaki gelişmelerin daha önemli olacağını söyledi.

Türkiye'ye en uzak olanların bile er ya da geç doğru bilgiye ulaşacağını kaydeden Babacan, son yaşananlar açısından telafi edilemeyecek bir problem görmediklerini dile getirdi.

Her vatandaşa eşit mesafede olduklarını anlatan Babacan, ''Bölücü terör meselesinin çözümüne çaba harcayan iktidarımızın, bu tür konular karşısında kayıtsız kalması söz konusu olamaz'' diye konuştu.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının son dönemdeki açıklamalarını ekonomi açısından bir tehdit olarak görüp görmediğinin sorulması üzerine Babacan, söz konusu kuruluşların son 2-3 haftada yaptıkları değerlendirmelerin nispeten düzgün olduğunu ifade etti. Bu kuruluşların Türkiye'yi yakından izlediklerini belirten Babacan, kendileri ile birebir temas halinde olduklarını kaydetti.


''AP'NİN TESPİTLERİ SON DERECE YANLIŞ''

Gezi Parkı olayları ile ilgili AP'nin kararının kendisini şaşırttığını belirten Babacan, şöyle devam etti:

''Hem üzüldük hem de şaşırdık. Suriye'de 100 bine yakın insan öldü. Her gün bir katliam yaşanıyor. Bir rejim sistematik olarak kendi vatandaşlarını öldürüyor. Üstelik kimyasal silah bile kullanıyorlar. Suriye konusunda ciddi miktarda kayıtsız duran bir AB, Türkiye'deki olaylarla ilgili nasıl bu kadar hızlı hareket etti. Üstelik yanlış ve taraflı yorumladılar. Açıkçası akıllara durgunluk veren bir tablo.''

Bazı lobilerin Avrupa Parlamentosu üzerinde etkili olduğunu dile getiren Babacan, düzgün tespit yapamamasının AB'nin kendi itibarına zarar vereceğine işaret etti.


"ORGANİZE YAPILAR VAR"

Uluslararası medyanın etkisinin de azımsanmaması gerektiğine dikkati çeken Babacan, söz konusu kuruluşların Türkiye'yi her gün bir numaralı gündem maddesi yaptığını söyledi.

Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dezenformasyon ve tahrikin hangi noktada başladığının tespitlerinin yapıldığını bildiren Babacan, ''Burada kasıt var, organize yapılar var'' dedi.


''AB, TÜRKİYE İÇİN MODERNLEŞME PROJESİ''

''Türkiye AB hedefinden koptu'' yorumlarının hatırlatılması üzerine Babacan, ''böyle bir şeyin asla söz konusu olmadığının'' altını çizdi. ''AB'yi Türkiye için bir modernleşme projesi olarak gördük'' diyen Babacan, AB'nin siyasi reformlar konusundaki standartlarının önemli olduğunu belirtti.


TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİ

Gezi Parkı olaylarının Türkiye-ABD ilişkilerinde pürüze neden olup olmadığına ilişkin soru üzerine Babacan, geçen hafta ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile ikili görüşme gerçekleştirdiğini ve Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirdiklerini aktardı.

Kendi duruşlarını Biden'e anlattığını belirten Babacan, ABD'nin Türkiye'deki gelişmeleri iyi takip etmesi gerektiğini dile getirdi.


ABD'NİN SURİYE AÇIKLAMASI

ABD'nin, Suriye'deki rejimin kimyasal silah kullanarak ''kırmızı çizgiyi aştığı'' açıklamasını da değerlendiren Babacan, Suriye konusunda temmuz ayında Cenevre'de bir toplantı daha düzenleneceğini kaydetti. Bu toplantıdan önce tarafların verdiği mesajların son derece önemli olduğunu ifade eden Babacan, bu anlamda ABD'nin muhaliflere silah satma kartını masaya koymasının önemine dikkati çekti.

Türkiye ile ABD arasında Suriye konusunun her anlamda görüşüldüğünü belirten Babacan, ''Rejime birkaç ülke tarafından yoğun silah ve nakit desteği verilirken, Batı'nın bunu seyretmesi düşünülemez. Bunun en azından siyasi mesaj olarak dengelenmesi gerekir'' diye konuştu.


''İRAN'IN SURİYE KONUSUNDAKİ TUTUMU ÜZÜCÜ''

İran'ın, Suriye'ye desteğine ilişkin görüşünü de paylaşan Babacan, bu ülkenin, Suriye'deki mevcut rejime verdiği desteğin Türkiye açısından çok ciddi bir hayal kırıklığı olduğunu söyledi. Babacan, ''Çünkü biz İran'ı yıllarca Birleşmiş Milletler'de AB'ye, ABD'ye karşı hep savunduk. Fakat dönüp dolaşıp Suriye konusunda böyle bir tutum almaları gerçekten çok üzücü ve aynı zamanda endişe verici'' ifadesini kullandı.


TWITTER SORULARI

Babacan, vatandaşların Twitter aracılığıyla yönelttikleri soruları da yanıtladı. Ali Babacan, dolarda artış bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine, kendisinin eskiden beri bu konuda herhangi yorumda bulunmadığını, kur konusunda Merkez Bankasının açıklamalarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Özelleştirme İdaresinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir tasarruf olup olmayacağına dair soruya Babacan, ''Daha portföyümüz var. O portföy devam etsin, ondan sonra bakarız. TMSF'nin elinde dolu varlık var. Tasfiye halinde şirketler var. 'Bunların hepsini birleştirelim?' der miyiz, bilemiyorum'' cevabını verdi.

Gezi Parkı olayları sırasında yaptığı yayınlardan dolayı arayıp özür dileyen uluslararası basın kuruluşları olup olmadığı sorusu üzerine de Babacan, her gün 3-4 kanaldan kendisini aradıklarını ancak telefon bağlantısı kurmak istediklerini aktardı. Kendisinin ise canlı yayında konuşmayı tercih ettiğini anlatan Babacan, bu teklifini kabul eden bir yayın kuruluşu olmadığını sözlerine ekledi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.