Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Altında kemik kırıldı

Giriş Tarihi: 27.6.2013 17:09

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, yastık altındaki altının ekonomiye kazandırılması için Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'dan bankalara, munzam karşılığı kabul edilmiş ya da kabul edilecek altınların belli bir miktarının halktan gelen altınlardan olma zorunluluğu getirilmesini istediklerini söyledi.

AA Finans Masası'na konuk olan Halaç, onsu bin 600 dolardan gerileyen altın fiyatlarının keskin bir düşüş yaptığını, ancak piyasalardaki genel kanının fiyatların bin 150 dolara kadar gerileyeceği yönünde olduğunu söyledi.

Türk halkının altını yatırım aracı olarak sevdiğini aktaran Halaç, yastık altında 5 bin ton civarında altın olduğunun tahmin edildiğini, yapılan araştırmalara bakarak bu rakamın gerçeğe yakın olduğunu söyleyebileceğini ifade etti.

Altın almanın Türk halkınında bir aidiyet oluşturduğunu vurgulayan Halaç, bundan dolayı Türkiye'de 40 bin civarında kuyumcu olduğunu, başka hiç bir ülkede bu kadar kuyumcu bulunmadığına dikkati çekti.

Vatandaşın altın almasındaki sebeplerden birinin kendisini enflasyona karşı koruma isteği olduğunu anlatan Halaç, vaktinde bankalarla sıkıntı yaşayan halkın buraya para koymak istemediğini söyledi.

20 tona yakın yastık altından çıkan altın olduğunu kaydeden Halaç, sözlerine şöyle devam etti:

"Ondan başka 350 ton civarında yastık altına girecek altın bankalar tarafından satıldığı için ekonominin içinde kaldı. Merkez Bankamızın altın rezervi 110 tondu, şimdi 440 ton civarında. Son 2 sene içinde 330 ton altın, yani parasal değeri yaklaşık 25 milyar lira civarında olan bir para, Merkez Bankası rezervlerine girdi. Ama bu yeterli değil. Bu konuda halkın bilinçlenmesi lazım, bankalara güvenmesi lazım. Örneğin yastık altında 1 kilogram altının var. 10 sene sonra bu 1001 gram olmayacak. Ama bankaya koyduğun zaman bunu zamanla bin 20, bin 40, bin 100 gramlara ulaşacak. Altın bazında çoğalacak. İnsanları bu konuda bilgilendirmemiz lazım.

Bugün 5 bin tonun parasal değeri yaklaşık 400 milyar lira civarında. Yani 400 milyar lira bir şekilde ekonomiden çekilmiş, yastık altına gitmiş. O rakam ekonominin içinde kalsaydı kim bilir neler yapılırdı. En büyük etkilerinden biri de faizlerin düşmesi. Çünkü piyasada likidite bollaşacağı için faizleri düşürecek. Merkez Bankası bu konuda çok önemli adımlar attı. Bunun sonucunda bankalar bu işe sıcak baktı. Merkez Bankası da altını munzam karşılığı olarak kabul etmeye başladı. Biz Merkez Bankamızla övünüyoruz, ama dışarda güçlü görünmesi için Merkez'in elinde bir Türk Lirası olması var, bir de altın olması var. Bir merkez bankasının elinde altın varsa yurt dışındaki itibarı ve gücü kuvvetli oluyor."


"ALTIN SERMAYE PİYASALARINDA TEMİNAT OLARAK KABUL EDİLMEYE BAŞLANDI"

İAR Başkanı Halaç, yastık altında olduğu tahmin edilen 5 bin ton altının yastık altına girmesinin 2-3 senede olmadığı için buradan çıkmasının da 2-3 sene içerisinde olamayacağını söyledi.

Altının sermaye piyasalarında teminat olarak kabul edilmeye başlandığını belirten Halaç, "Yani repo piyasasında, hisse senedi piyasasında teminat için para ya da bir şey koymayacaklar. Çünkü bu maliyetli. Bunun yerine altın konulabilecek. Altının en büyük avantajı şu anda maliyetinin düşük olması. Bu çok önemli bir etki yapacak" dedi.

Altının elektronik transferinin önünün açıldığını aktaran Halaç, bu ilk aşamada munzam karşılıklar için kullanılacak olsa da ilerleyen aşamalarda Diyarbakır'daki A bankasından, İzmir'deki C bankasına altının havale edilebileceğini söyledi.

Merkez Bankası'nın munzam karşılık olarak altını kabul ederek bankalara güzel bir fırsat tanıdığını vurgulayan Halaç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sayın Babacan ile Sayın Başçı'ya da söyledim. Eğer yastık altındaki altının ekonomiye kazandırılmasını istiyorsak, munzam karşılığı kabul edilmiş, kabul edilecek altınların belli bir miktarının halktan gelen altınlardan olma zorunluluğu getirilmesini istedik. Örneğin bir banka, Merkez Bankası'na 100 kilogram altınını munzam verecek, Merkez eğer, 'Bu 100 kilogramın 50 kilogramını halktan toplaman gerekir' derse, bu sefer o banka yastık altındaki altını çıkarmak için uğraşacak. Bizim burada bankalara ihtiyacımız var. Bankalardan başka hiç bir yer mevduat kabul edemez. Biz de bu altının mevduat olarak çıkmasını istediğimiz için bankaya gelmesi lazım. Burada bankaların mecburen kullanılması gerekiyor.

Biz dolar ya da avro aldığımız zaman Amerika'yı ya da Avrupa'yı finanse ediyoruz bedavaya. Altının hiç değilse ulusu yok, ulusu olmayan bir para birimi. Kimseyi finanse etmiyoruz. Bu durumda vatandaşın geliri artacak. Bu durumda bankanın elindeki mevduat oranı artacak. Altını swap yaparak nakite çevirebilecek. Munzam karşılığı zaten Merkez Bankası'nda kullanacak. Merkez de rezervlerini artıracak ve çok daha güçlü bir altın stoğu ile dünyada sayılı merkez bankalarından biri olacak. Yastık altındaki altının biraz daha çıkması lazım. Biraz daha bankaların bu işe eğilmesi lazım. Dediğim gibi 400 milyar lira ekonomiden kaçmış. Ne kadarını çekersek o kadarı kardır."


"ARTIK ALTINDAKİ KEMİK KIRILDI, TEDAVİSİ UZUN SÜRECEK"

İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Başkanı Özcan Halaç, "Artık altındaki kemik kırıldı, tedavisi uzun sürecek. Ama altın her zaman güvenli liman olma özelliğini koruyacaktır" dedi.

Anadolu Ajansı'nın 100. Yıl Vizyonu çerçevesinde geliştirdiği AA Finans Haberleri Terminali'nin canlı toplantılar dizisi AA Finans Masası'na konuk olan Halaç, Türkiye'nin altın madenciliği konusunda son zamanlarda çok geliştiğini belirterek, altın madenciliğinin ölümlere neden olduğu gerekçesiyle bir süre engellendiğini, ancak 15 yıldan bu yana çalışan altın madeninin ölüme neden olmadığının görüldüğünü kaydetti.

Türkiye'nin yaklaşık 150 ton altın ithal ettiğini ve bunun 6-7 milyar dolar ettiğini ifade eden Halaç, şunları söyledi:

"Türkiye'de geçen sene 29,5 ton altın çıkarıldı. Bu zamanında çıkarılıp, altın madenciliği zamanında teşvik edilseydi, dış ticaret açığımız bu kadar olmazdı. Özellikle hükümetin işin arkasında durmasıyla altın madenciliği işlemeye başladık. Şu anda 5 tane altın madeni, 3 binden fazla istihdam var. Bazı sıkıntılar da var. İzin almada yaşanan sıkıntılar var. Maden sahalarının ihalesi durdurulmuş durumdadır. Bu nedenle madencilik firmalarının sıkıntıları var. Türkiye'deki altın madenciliğinin geliştirilmesi lazım. Altının ons çıkarma maliyeti 400-500 dolar civarındadır. Yurt dışında 950 dolar civarında görülüyor."

Halaç, altının maliyetinin yükselmesinin ardından basit madencilik denilen ufak tefek madenciler oluştuğunu anlatarak, "Türkiye'de tespit edilmiş 700 ton civarında altın rezervimiz var. Tahmini ise 5-6 bin ton civarında deniliyor. Altın çıkartma işi çok masraflı. Türk yatırımcıları fazla cesaret edemediği için bu yatırımlar genelde yabancılar tarafından yapılıyor" diye konuştu.


"ALTIN GÜVENLİ LİMAN OLMA ÖZELLİĞİNİ KORUYACAKTIR"

Altının güvenli liman özelliğini yitirip yitirmediğine ilişkin soru üzerine Halaç, altın fiyatının çıkmasının sebebinin direkt olarak para basılması olmadığını belirterek, şunları anlattı:

"Para basılmasının enflasyon yaratacağı korkusu altını çıkardı. Merkez bankaları da altın aldı. Onun arkasında bir sürü yatırımcı da altın aldı. Fonlar da riske girerek altın aldı ve dengeler bozuldu. İlk düşüşte Güney Kıbrıs 'belki altın satabilirim' dedi. Bu AB'deki merkez bankaları için negatif psikolojik etkiydi. Fed'in açıklaması da bunda etkili oldu. Bana sorarsanız artık altındaki kemik kırıldı, tedavisi uzun sürecek. Ama altın her zaman güvenli liman olma özelliğini koruyacaktır."

Halaç, bir soru üze üzerine "Bütün dünya madencilikten, yerin altındaki o parayı, metali çıkarmaktan köşeyi dönerken biz protestolarla, bürokratik engellemeler veya düzenlemelerle hala madenciliğimizi genişletemiyoruz. Tüm dünyada maden aramaya 11,5 milyar dolar civarında para harcanıyor, Türkiye'de bu rakam 60-80 milyon dolar civarında. Çok düşük bir rakam, geliştirilmesi lazım" yorumunu yaptı.

Afrika'da altın bulmak kolay olsa da oturmuş düzenli bir demokrasi bulunmaması sebebiyle büyük yabancı firmaların buraya gitmek istemediğini dile getiren Halaç, "Türkiye bu konuda biçilmiş bir kaftan. Ama Türkiye'de de bürokratik engellerin kaldırılması, bu ihalelerin tekrar başlaması, madenciliği sıkıntıya sokan izinlerin verilmeye başlanması lazım. Yoksa Türkiye'de de madencilik sıkıntıya girer. Şu an çalışan madenler de kendilerini geliştiremiyor. Bürokrasinin bu konuya biraz daha hassasiyet göstermesi lazım" diye konuştu.

Halaç, Darphane'nin greve gitmesinin altın fiyatlarına muhtemel etkisine ilişkin bir soruya da "Fiyatın düşmesiyle altına talep olunca insanların ilk yatırım yapacağı altın olarak ziynet akla geliyor. Darphane'nin bu yoğun ortamda greve gitmesi biraz sıkıntı. Şu an zaten greve gitmediği halde Darphane'nin üretimini zamanında yapamamasından dolayı fiyatlarda bir şişkinlik var. Ama önümüzdeki Ramazan döneminde düğün faaliyetleri azalacağı için bu takı mevsimi biraz dondurulucak. O dönemde yoğun hissedileceğini sanmıyorum grevin. Ama Ramazan sonuna kadar çözülmez ise Ramazan sonra düğün faaliyetleri yoğun bir şekilde devam edeceğinden yeni altında ufak bir sıkıntı olabilir. Ama önceki senelerde basılan altınları bulmakta bir sıkıntı olmayacak" yanıtını verdi.


"BANKA ALTINI SATIN ALMIYOR, ONUN GÖREVİ ALTINI MEVDUAT KABUL ETMEK..."

İAR olarak gram altınları yatırım altını piyasasına girmek için ürettiklerini ancak daha sonra gelişen uygulamalarla gram altını bankacılık aracı yapmaya karar verdiklerini ve onun üzerine çalıştıklarını anlatan Halaç, "Gram altın uluslararası geçerli bir altın. İAR'ın ürettiği altınlar dünyanın her tarafında geçerli. Kontrole tabi değil. Bütün bankalarada, borsalarda, takasbanklarda rahatlıkla geçerli. Türkiye için gurur kaynağı" dedi.

Ziynet altının ağırlık standardının bulunmaması, seri numarası ve paketli olmamasının bankacılık faaliyetlerinde kullanılmasına engel teşkil ettiğini belirten Halaç, şöyle devam etti:

"Türkiye'de sırf ziynet altın satarak evine ekmek götüren bir sürü kuyumcu var. Ziynet altını satma yetkisini bankalara vermek kuyumcuların itiraz noktası... Külçe altın bir tarafa, Darphane'nin ürettiği ziynet altın bir tarafa... Bankacılara sorduğunuz zaman çoğunun söylediği 'Biz bunu yapmayız, yapamayız...' Çünkü buna ağırlık standartı lazım, paket lazım. Bu tarz sıkıntılar olduğu sürece bankaların bunu yapacağını sanmıyorum.

Kuyumcular, konunun maksadını anlamamış kişiler tarafından yanlış yönlendirildi. Bundan dolayı bir gerginlik oldu. Vatandaş altın satacaksa zaten kuyumcuya gider. Banka altını satın almıyor, onun görevi altını mevduat kabul etmek... Niye mevduat kabul etmek? Yastık altından çıksın ekonomiye girsin... Bankanın işi altın alıp satmak değil. Hal böyle iken bazı kişiler kötü niyetli olarak kuyumcuları yanlış yere yönlendirmeye çalıştı 'Bankalar ekmeğimizi elimizden alacak' diye... Bankanın senin ekmeğinle ne alakası var. Sen altın kredisini yüzde 10 faizle alırken, bankalar bu işin içine girdi diye faiz oranı yüzde 4'e düştü. 3 tane banka altın işi yaparken şimdi 13 tane banka altın işi yapıyor. İstediğinden al istediğin rekabete koştur. Birkaç kişi insanları kasıtlı olarak ters yöne yönlendirdi. Ama amaçlarına ulaşamadılar. Kuyumcular da bilinçlendi."


"GRAM ALTIN, SATARKEN EZ AZ ZARAR EDECEĞİNİZ ALTIN"

Düğün sezonunun da gelmesiyle gram altına talebin arttığını belirten Halaç, "Artık gram altını alan insan, bu altını direkt bankaya götürdüğünde mevduat olarak kabul edileceğini biliyor. Gram altının getirisi olmaya başladı yani. Bugün gram altını bankaya götürüyorsun, banka sana getiri veriyor. Bu, ziynet altında yok. Ayrıca gram altın en ucuz işçilikle alabileceğiniz altın durumunda, satarken en az zarar edeceğiniz altın. O nedenle gram altın çok kazançlı bir yatırım türü" değerlendirmesinde bulundu.

Küresel piyasalarda işlem gören altının ons fiyatındaki fiyat hareketlerine ilişkin görüşlerini aktaran Halaç, şunları kaydetti:

"Fed'in parayı kısması durumunda paranın maliyeti artacak. Faizler yükselecek. Her ne kadar altına güvenli liman desek de bazı insanlar tarafından riskli yatırım olarak da görülebiliyor. Bu sebeple paralar buradan çekilip faize kayabilir. Fed'in para basmayı kesmesi krizin bittiği anlamına gelmiyor. Krizin bitmesinin en büyük göstergesi krizden önceki istihdam rakamının yakalanmasıdır."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Altında kemik kırıldı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz