X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sınavla girdiği SPK'ya başkan oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sınavla girdiği SPK'ya başkan oldu

  • Giriş Tarihi: 6.7.2013 19:55

Finansal piyasaların en önemli kuruluşlarından Sermaye Piyasası Kurulunda (SPK), uzmanlıktan başkanlığa kadar yükselen kurum içinden ilk kişi olan Vahdettin Ertaş, kariyeri ve özel yaşamı hakkında merak edilenleri AA'ya anlattı.

Tokat'ın Artova kasabasında 6 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğan, üniversiteye kadar Yeşilyurt ilçesinde eğitim gören SPK Başkanı Ertaş, kurumun içinden gelen ilk başkan olma özelliğini taşıyor.

Kurum içinden gelen başkan olmanın avantajları kadar dezavantajları da bulunduğunu belirten Ertaş, çalışma arkadaşları ile kurumu yakından tanımasının kendisi açısından önemli avantajları olduğunu söyledi. Ertaş, "Dezavantaj olarak bakarsak, 'başkanlar biraz mikrofonlardan uzaklaşmalı' diye düşünüyorum. Bu konuda zaman zaman öz eleştiri yapıyorum. Ben belki de mutfaktan geldiğim için biraz detaycıyım. Makro ekonomik konulara zaman ayırabilmek için bu yanımı törpülemeye çalışıyorum" dedi.

Sermaye piyasalarının iş yükü içerisinde kendisi ve ailesine nasıl vakit ayırdığının sorulması üzerine Ertaş, kurumun yeniden yapılanması nedeniyle son 6 ayın mesleki anlamda çok yoğun geçtiğini ifade etti. Zaman zaman hafta sonları bile çalıştığını anlatan Ertaş, buna karşın kendisi ve ailesine olabildiğince vakit ayırmaya çalıştığını dile getirdi.

"Son 6 ayda iki defa yüzmeye gittim"

İş yoğunluğuna rağmen spor yapmaya da vakit ayırmaya çalışan Ertaş, 10 yılı aşkın süredir bu tutumunu sürdürdüğünü anlattı. "Başkan olana kadar haftada en az 3 gün yüzerdim, iki gün de yürüyüş yapardım. Son 6 ayda sadece iki defa yüzmeye gittim ama hafta sonlarında yürüyüşlerimi aksatmamaya çalışıyorum" diyen Ertaş, hangi takımı tuttuğu sorusuna "milli takım" yanıtını verdi.

Takım elbise ve James Bond çantalı müfettişle tanışma

Sermaye piyasasına ilgi duymasında ortaokul 2. sınıfta yaşadığı olayın belirleyici olduğunu, o dönemde takım elbiseli ve James Bond çantalı bir maliye müfettişi ile tanıştığını anlatan Ertaş, şöyle konuştu:

"O günden beri hep müfettiş olmayı istemiştim. Bir dönem bu düşünceyle geçti. 'Pişman mısınız?' diye sorarsanız, mesleğimi ve kurumumu çok seviyorum. Çalışma arkadaşlarımla mesai paylaşmaktan son derece memnunum. Sektörümüz elit bir sektör. Birlikte iş yaptığımız kurumlarla ortak dili paylaşıyoruz. Bunlara rağmen piyasaya girmeseydim amatör olarak bir dönem yaptığım gibi basketbol oynardım."

Ortaokuldaki hayali gerçek oldu

Kurumda işe başladığı ilk gün kendisine James Bond çantası hediye edildiği ifade eden Ertaş, ortaokul yıllarında gördüğü çantayla aynı renge sahip hediyenin kendisini mutlu ettiğini söyledi. SPK Başkanı Ertaş, o anki duygularını şöyle anlattı:

"Rabbime çok şükür ki yıllar önce böyle bir şeyi hayal etmiştim, 22-23 yaşlarında da böyle bir şeye kavuştuk. Ortaokuldaki meslek hayallerimi gerçekleştirdim. Kurumun 30 yıllık tarihinde yüzlerce arkadaşımız çalıştı. Kuruma sınavla girmiş biri olarak başkanlık ilk kez bize nasip oldu. Bu görevi bize emanet eden bütün büyüklerimize çok teşekkür ediyorum. 75 milyonun emaneti üzerimizde. Olabildiğince işimizi yapmaya çalışıyoruz."

Fotoğrafa ilgi

Kurulda Prof. Dr. Nurullah Genç gibi şair ve fotoğrafçı yönleri bulunan üyelerin olması nedeniyle kendini şanslı bir başkan olarak gördüğünü kaydeden Ertaş, "Kurul üyelerimiz çok değerli. Özellikle Nurullah Hocamız, daraldığımız anlarda okuduğu şiirle ya da anlattığı anekdotla hepimizin moralini düzeltiyor. Aynı zamanda hocam fotoğrafçıdır. Bizim için büyük bir esin kaynağı olmuştur" dedi. Ertaş, kendisinin de amatör olarak fotoğraf çektiğini dile getirdi.

"Tecrübelerimi kitaplaştırmayı düşünüyorum"

Emeklilik hayalleri ile ilgili de konuşan Ertaş, 48 yaşında biri olarak emekliliği henüz düşünmemesine karşın, ileride tecrübelerini bir kitapta toplamayı ve üniversitede ders vererek gençlerle paylaşmayı arzu ettiğini söyledi. Ertaş, "İnsanlar ne kadar çok okur, ne kadar çok yazarlarsa o kadar taze kalırlar. Doktoramı tamamladım. Vakit darlığı nedeniyle şu an için daha ileriye gidemiyorum" diye konuştu.

"Kırmızı Kapitalizm"i okuyor

Okumayı çok seven biri olarak öncelikle kendi alanlarıyla ilgili kitapları tercih ettiğini anlatan Ertaş, polisiye ve yakın tarihe ilişkin kitapların da ilgi alanından olduğunu söyledi.

Bu aralar, Carl Walter ve Fraser Howie tarafından kaleme alınan "Kırmızı Kapitalizm: Çin'in Olağandışı Büyümesinin Temelindeki Finansal Kırılganlık" kitabını okuduğunu belirten Ertaş, "Kitap Çin'in son 30 yıldaki gelişimini açıklıyor ve bu gelişimin perde arkasındaki potansiyel tehlikeleri paylaşıyor. Meslektaşlarıma da tavsiye ediyorum" ifadesini kullandı.

"Yorgunluğumu kızımın çaldığı parçaları dinleyerek atıyorum"

İş dışında, çocukları ile mümkün olduğunca çok vakit geçirmeye çalıştığını anlatan Ertaş, özellikle kızının kendisine çok düşkün olduğunu, günde birkaç kez kendisini arayarak eve ne zaman geleceğini sorduğunu dile getirdi.

Kendisinin bir enstrüman çalmayı öğrenmek için vakti olmamasına karşın müzik dinlemeyi sevdiğini kaydeden Ertaş, kızını enstrüman çalma konusunda yönlendirdiğini belirtti. Ertaş, "Kızım gitar çalmaya çalışıyor. Her gün yeni parçalar öğreniyor. Yorgunluğumu onun çaldığı parçaları dinleyerek atıyorum" diye konuştu.

"Hayır" diyemediği yemekler

Sağlıklı beslenmeye özen gösteren bir başkan olarak da dikkati çeken Ertaş, sıkı diyet yaptığını, eşinin de bu konuda kendisine yardımcı olduğunu söyledi. Ertaş, Tokat Kebabı, karnıyarık ve kuru fasulyenin sevdiği yemekler arasında olduğunu ifade etti.

"Gençlerin duyarsızlığı beni endişelendiriyor"

"Kendi nesli" ile "yeni nesli" karşılaştıran Ertaş, teknolojiye bağımlı olmalarını gençler açısından en büyük tehlike olarak gördüğünü kaydetti.

Ortaokul çağlarındayken kendisinin ülke sorunlarına kafa yorduğunu belirten Ertaş, "Şimdiki gençlerin bir kısmında teknoloji ile fazla haşır neşir olma ve olaylara duyarsız kalma durumu var. Bu, beni endişelendiriyor ama bir kesim de var ki hakikaten çok iyi eğitim almış, teknolojiyi ve zamanı çok iyi kullanıyor. Gençlere şunu söylemek istiyorum; zamanınızı çok iyi kullanın, teknoloji bağımlısı olmayın. Teknoloji, insanın 24 saatini alıp götürecek bir problem" diye konuştu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.