X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Daha sürdürülebilir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Daha sürdürülebilir

  • Giriş Tarihi: 26.9.2013 13:00

Çin’in son hamlesi, tüm dünyayı şaşkına çevirdi. Son yıllarda adını sıkça Afrika’daki yatırımlarıyla duymaya alıştığımız Çin, bu defa sıradışı bir hamle yaptı.

Çinli şirket Xinjiang Production and Construction Corps'un Ukrayna'nın yüzde 5'ine denk gelen 3 milyon hektar tarım arazisini satın alma girişiminde bulunduğu, haberlere yansıdı. Dünya genelinde daha önceki bu tür girişimler, daha çok Afrika, Güney Asya ve Güney Amerika ülkeleri ile birlikte anılırdı. Oysa bu seferki girişimin adresi, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleriyle gündemde olan Ukrayna oldu. Haberlere yansıdığı kadarıyla alınacak olan arazinin büyüklüğü Hollanda ve İsrail'den daha büyük ve üstelik dünyanın en verimli toprakları olduğu belirtiliyor.

Ancak bu satın alma Çin ve Çinli şirketler için ilk değil; tabii, nüfusu çok ama tarım arazisi yeterli olmayan gelişmiş ülkeler için de… Geçen yıl uluslararası basında yer alan bir araştırmada, Çin'in 28 ülkede 3,6 milyon hektar tarım arazisi kiraladığı ya da satın aldığı bilgisi yer almıştı. Bu ülkelerden biri de komşusu Rusya. Ama en önemli toprak yatırımlarından birini Filipinler oluşturuyor. Ayrıca Laos'ta da büyük miktarda arazisi var Çin'in.

Bu alanda Çin'i ülke olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, Japonya, Libya, Güney Kore, Mısır gibi ülkeler takip ediyor.

Bu rakamların ardından, dünya üzerinde ekilebilir 1,5 milyar hektar, henüz çeşitli nedenlerle kullanılmayan 3,5 milyar hektar tarım arazisi olduğunu da bir not olarak düşeyim.

Haberlerin basında yer almasının ardından "Çin ne yapmak istiyor?" sorusu da konuşulmaya başlandı. Ama bana göre "ne yapılmak" istenmesinden ziyade asıl soru "buna iten sebepler ne?" sorusu olmalı. Çin özelinde bunun birkaç önemli sebebi var. Bunların başında, 1970'lerden itibaren sanayileşmeye hız veren Çin'in tarım arazilerini önemsememesi geliyor. Önemsememesi diyorum çünkü o yıllardan bugüne Çin'deki tarım arazilerinin yüzde 20'si endüstriyel atıklar ve madenler yüzünden kirlenmiş ve kullanılamaz durumda. Son yıllardaki kuraklık ve beraberindeki tuzlanma, erozyon gibi şartlar ise verimli toprakların yarısını işe yaramaz hale getirmiş.

Dolayısıyla Çin'in tarım arazileri giderek küçülüyor. FAO'nun yayınladığı bir rapora göre, bu gelişmeler sonucunda Çin'de kişi başına tarıma elverişli arazi 0,1 hektara kadar gerilemiş durumda. Üstelik bu sorun, sadece Çin'in değil, başka ülkelerin de başında…

Son kertede şunu söylemek gerekir ki, tarım, gıda ve içecek sektörlerinin doğa ve çevre ile benzersiz bir ilişkisi var. Ancak dünya Çin örneğinde olduğu üzere, bir taraftan kazandığını, toprağı ve çevreyi kirleterek kaybediyor. Bu nedenle kalkınmada, sanayileşmede ve diğer tüm işlerde sürdürülebilir olmak lazım. Ama yaşananların ve geleceğe dönük projeksiyonların, daha sürdürülebilir iş modelleri üzerine kafa yormamız gerektiği konusunda bir hatırlatma olduğunu da unutmamamız lazım. Yoksa 9 milyara ulaşması beklenen nüfusu nasıl besleyeceğiz? Üretecek toprak kalmadıktan sonra…

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.