X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Üniversitelere teknopark tehdidi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Üniversitelere teknopark tehdidi

  • Giriş Tarihi: 9.10.2013 16:56

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, bilişim sektöründeki insan kaynağı kalitesinin önemini vurgulayarak, "Ar-Ge mühendisi, yazılımcı, programcı arayan var, biz de arıyoruz, bulamıyoruz. Burada bir yanlış var. Bilişimde öne gideceğiz ama 'hadi buyur iş başı' dediğimizde adam yok" dedi.

Binali Yıldırım, Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından düzenlenen "2023'e Doğru: Atılım İçin Bilişim Konferansı"ndaki konuşmasında, uygulamaların, düzenlemelerin ve kurumların çok çok önünde gittiği bir sektörden, bir yaşam alanından bahsettiklerini söyledi.

Bilginin ülkelerin kalkınması için en önemli itici güç olduğunu vurgulayan Yıldırım, dünyada bir değişim yaşandığını eskiden doğudan batıya olan göçün, şimdi batıdan doğuya döndüğünü ifade etti. Yıldırım, "Türkiy'ye uğramadan bu yolculuğu yapmak mümkün değil. Aşağısı deniz yukarısı buz. Mutlaka bu göç Türkiye'den geçmek zorunda" diye konuştu.

Türkiye'nin bilişim, teknoloji konularındaki yerinin fena olmadığını dile getiren Yıldırım, "Teknoloji endeksinde kor çekirdeği yakalamışız. 1-2 noktada atmamız gereken adımlar var. Bunların neler olduğunu biliyoruz" dedi.

10 yılda aldıkları yolu övünç kaynağı olarak görmediklerini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

"Türkiye 2 trilyon dolar gelire erişecekse bunun içinde bu alanın payının mutlaka 160 milyar doların üzerinde olması lazım. Türkiye'nin gelişmesinin, ilerlemesinin lokomotifi olacaksa bilişim, mutlaka bunun üzerine çıkmalıyız. Çarpan etkisi ortada, 21,6 ile 3 arasında değişiyor. Büyümeyi paçasından aşağı çeken değil, sırtından, omzundan, elinden tutarak yukarıya kaldıran bir sektörden bahsediyoruz. Sektörün talihsizliği görünür olmaması, tırlara yükleyerek götüremiyorsunuz. Şaşalı, debdebeli bir üretim süreci yok. Alınteri yok ama akıl teri var. Yoğun sermaye yatırımı yok ama insan sermayesi var. Bunun için algı, olgunun gerisindedir. Problemimiz budur. Algının önce devlet idaresinde süratle değişmesi lazım."

Bu değişimin zor olacağını çünkü bilişim nesli olmadıklarını dile getiren Yıldırım, bilişim neslinin çocukları olduğunu, kendilerinin ise bu nesle girmeye çalışan ya da girmemek için direnen kesimi oluşturduğunu ifade etti.


"TÜRKİYE YENİ BİR ATILIMIN ARİFESİNDE"

Türkiye'nin yeni bir atılımın arifesinde olduğunu vurgulayan Yıldırım, Türkiye'nin altyapıyı oluşturduğunu, artık insan sermayesine daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirtti.

Genç nüfusa rağmen yetişmiş iş gücü bulmakta zorluklar yaşandığına dikkati çeken Yıldırım, "Ar-Ge mühendisi, yazılımcı, programcı arayan var, biz de arıyoruz, bulamıyoruz. Burada bir yanlış var. Bilişimde öne gideceğiz ama 'hadi buyur iş başı' dediğimizde adam yok. Bu çok önemli. Demek ki hala eğitim tarafında ciddi bir çalışmaya ihtiyacımız var" dedi.

Bilişim alanındaki bir diğer sorunun gelişmelerin izlenmesine ilişkin olduğunu vurgulayan Yıldırım, birbirinden habersiz birçok çaba olduğuna değindi.

Birçok önemli firmanın, küresel markanın bölgesel idaresinin Türkiye'de olduğuna dikkati çeken Yıldırım, potansiyelin farkında olanların merkez olarak Türkiye'yi seçtiğini kaydetti.


"UÇUK PROJELER İSTİYORUZ"

Ar-Ge'nin bir zihinsel dönüşüm işi olduğunu vurgulayan Yıldırım, verilen bir imkandan başarı sağlanamayınca Türkiye'nin de içinde bulunduğu bazı ülkelerde insanların yerin dibine sokulduğunu söyledi. Yıldırım, bu anlayışın terk edilmesi gerektiğini, arkadan gelenlerin cesaretinin kırılacağını, o zaman bir yere varılamayacağını belirtti.

Ar-Ge'de kaybedilen paralar olacağına değinen Yıldırım, 100 projeden tutturulacak birinin, bütün hedeflerin yakalanmasında etkili olabileceğini dile getirdi.

Bakan Yıldırım, "Bu anlayışla Ar-Ge'ye bakmamız lazım. Birbirimizi ağırlamak için, kamu kuruluşlarının birbirine para aktarması için bir araç olarak Ar-Ge'yi göremeyiz. Onun için gerçek araştırmacılara, ürün geliştirmecilere bu imkanı vermek zorundayız" diye konuştu.

Ar-Ge'nin önündeki engellerin kaldırılması ve bu yöndeki teşviklere ilişkin de bilgiler veren Yıldırım, bakanlık olarak bilişim ağırlıklı bir Ar-Ge fonu kurduklarını ve desteklemek üzere belirledikleri 79 projeye 90 milyon liralık bir destek vereceklerini anlattı.

Her yıl en az 2 kere proje alacaklarını dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Önerilen Ar-Ge projeleri beklediğimin dışında daha klasik projelerdi. Ben daha uçuk projeler bekliyordum. Ufku sınırlandırılmış projeler geldi. Mevcut üzerinde iyileştirme yapmayı esas alan projeler geldi. Biz istiyoruz ki yeni birşey olsun, uçuk olsun, başkalarnın hiç düşünmediği birşey olsun. Benim için o Ar-Ge projesi daha makbul ama bu bir öğrenme süreci. Bundan sonraki dönemlerde bunları da göreceğiz."


ÜNİVERSİTELERE TEKNOKENT ELEŞTİRİSİ

Üniversilerdeki teknokent uygulamalarını eleştiren Yıldırım, şunları kaydetti:

"Üniversiteler, mübarekler, burayı sanki 7 yıldızlı otel gibi arsa, oda satmaya başladılar. Olmadı ki. Üniversite bunu yaparsa, 15 avrodan, 22 avrodan yer satarsa bu iş Ar-Ge olmaz, bu iş ticaret olur. Üniversitenin işi ticaret değil, üniversitenin işi geliştirmedir, araştırmadır. Bırakın ticareti sokaktaki tüccar yapsın. Sizin ne ihtiyacınız var? Devlet veriyor bütçenizi, ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Efendim döner sermaye oluşturalım, buradan seyahatler yapalım, maaşlara ilaveler yapalım. Tamam eyvallah ama ölçüyü, ayarı da kaçırmayalım. Ne yapacağız? Ben size olacağı söyleyeyim, teknoparkların üniversitelerle ilişkilendirilmesine son vereceğiz. Eğer böyle devam ederlerse bu da yakındır."

kalan karakter 1000

Bilmediğini Bilen Bilmediğini Bilen

Rektörler ticari-mali konularda (satınalma, bütçe, .....vs. gibi) nihai karar mercisi olursa böyle olur. Rektörlerin yetkilerini "akademik yönetici" sınırları içinde yeniden tanımlarsanız bu gibi durumlar oluşmaz. Türkiyede eline yetkiyi geçiren kendini kral zannetmeye meylediyor. Özel sektörde de durum çok farklı değil vesselam.

Aynı Görüşte misiniz?
evet5
hayır0
cevapla 09.10.2013 19:02

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.