X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Altında 40 yıllık ezber bozuldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Altında 40 yıllık ezber bozuldu

  • Giriş Tarihi: 23.1.2014 12:17

Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Levent Yılmaz, "Kriz dönemlerinde 'güvenli liman' olma düşüncesiyle altına anında talep gerçekleşir. Ancak 2008 küresel finansal krizle başlayan süreçte yaşanan gelişmeler, belirtilen pek çok korelasyonun çalışmadığını ya da en azından verimli çalışmadığı gerçeğini gözler önüne serdi" dedi.

ABD'de başlayan ve daha sonra etkisi tüm dünyaya yayılan 2008 küresel ekonomik krizinin ardından yaşanan süreçte, ABD Merkez Bankası (Fed) politikaları tüm piyasalar üzerinde temel belirleyici oldu.

Söz konusu politikalara yön veren ekonomik veriler de çoğu zaman piyasalarda ters etki yaratmış, yakından takip edilen iktisadi değişkenler arasındaki ilişkiler ise belirsizlik kazanmıştı. Birçok akademik geçerliliği olan korelasyonlar tersine dönerken, piyasadaki "İyi veri, iyi piyasa" algısı da yerini "iyi veri, kötü piyasa"ya bıraktı. Aynı dönemde bilindik ilişkilerin tersine dönmesi, birçok ekonomistin tahmin ve beklentilerini "ters köşe" yaptı.

Özellikle kriz dönemlerinde güvenli liman olarak bilinen altın ise piyasa analistlerin beklentilerini hayal kırıklığına uğratan yatırım enstrümanlarının başında geldi.

Yılmaz, ekonomistlerin çoğu zaman yanıldığı ve tahmin etmekte zorlandığı bir dönem yaşandığına dikkati çekerek, 2008 küresel finansal krizin ardından oluşan ve adına "Yeni Ekonomi" denilmeye başlanılan oldukça farklı bir ekonomik ortam bulunduğunu söyledi.

Bilinen ekonomi taşlarının yerinden oynamış durumda olduğuna dikkati çeken Yılmaz, bu nedenle bilinen pek çok eski korelasyonun çalışmadığını ve işleyiş mekanizmasının henüz netleşmediği bu ortamda akıbeti en çok merak edilen piyasa unsurlarının başında ise altının geldiğini ifade etti.

Altın üretiminin sınırlı olması nedeniyle her dönem değerli bir maden olduğunu kaydeden Mehmet Levent Yılmaz, şunları kaydetti:

"Altının uzun dönemdeki fiyat hareketleri incelendiğinde, her ne kadar bazı dalgalanmalar yaşasa da genellikle değerini koruduğu gözlemlenmekte. Özellikle 1974 yılındaki 1. Petrol Şoku'nun ardından 1978 yılında yaşanan borç krizi ve hemen ardından gelen 2. Petrol Şoku, altın fiyatlarını belirgin bir şekilde yükseltti. Ancak bu krizin aşılmasının hemen sonrasında, fiyatlara piyasa tarafından bir düzeltme gelmiş ve altın 2005 yılına kadar yatay bir seyir izlemiştir. Altın fiyatının Eylül 2008'deki küresel finansal kriz dönemine kadar olan son 30 yıllık günlük fiyat ortalaması, sadece 390,9 dolar/ons seviyesinde. Bununla birlikte 1978 yılından bugüne kadar kriz dahil ortalama günlük fiyat ise 543 dolar/ons seviyesine yükseldi."

Yılmaz, altında en önemli noktalardan birinin fiziki talep olduğunu vurgulayarak, elektronik ticaretin yaygınlaşmaya, altın ETF'lerinin (Exchange Trading Fund) gündeme gelmeye ve bankaların altın hesapları üzerinden fiziki olmayan altın piyasası oluşturmaya başladığı 2004 yılından itibaren, altın fiyatlarında belirgin bir yükseliş görüldüğüne dikkati çekti.

2008 yılına kadarki 4 yıllık sürede toplam altın talebinde belirgin bir yükselme olmamasına karşın, altın fiyatlarında önemli yükselişler görüldüğünü anımsatan Yılmaz, bu durumun ETF işlemlerinin başlamasıyla altın fiyatının spekülatif olup olmadığının sorgulanması gerektiği anlamına gelebileceğine işaret etti.

Yılmaz, kriz dönemi hariç altın fiyatı hareketlerinin petrol fiyatı, kur, faiz, gelir ve future işlemleri gibi diğer değişkenlerle olan ilişkisine yönelik yaptığı çalışmasına değinerek, elde ettiği sonuçlar hakkında şu bilgileri verdi:

"Altın fiyatlarıyla döviz kuru arasında ters orantılı bir ilişki bulunurken, petrolle altın fiyatları arasında pozitif bir korelasyon vardır. Altın fiyatları faiz oranlarına duyarlıdır ve ters orantılı bir ilişkisi vardır. Altın fiyatları gelire duyarlıdır ve gelir arttıkça altın talebi artar. Future işlemlerin neticesinde oluşan fiyatlar, spot fiyatların oluşmasında önemli bir etken rol oynar. Kriz dönemlerinde 'güvenli liman' olma düşüncesi ile altına anında talep gerçekleşir. Ancak 2008 küresel finansal krizi ile başlayan süreçte yaşanan gelişmeler, bu belirtilen pek çok korelasyonun çalışmadığını ya da en azından verimli çalışmadığı gerçeğini gözler önüne serdi."

Küresel ekonomik kriz sonrasında, altın ve petrol fiyatları arasındaki korelasyonun bozulduğunu dile getiren Yılmaz, söz konusu dönemin hemen ardından Merkez Bankaları'nın altın almaya başlamasına rağmen, talepte düşme meydana geldiğini aktardı.


"ALTIN TALEBİ İLE FAİZ ORANLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ DE ESKİSİ KADAR BELİRGİN DEĞİL"

Yılmaz, altının sürekli kıyaslandığı emtialardan bakır ile altın arasında da pozitif ilişkinin olduğunu, her ikisinin de eş zamanlı olarak artması veya azalmasının beklendiğini ifade ederek, ancak 2008 krizinin ardından bu korelasyonun çalışmadığını dile getirdi. Krizin ardından altın fiyatları hızla yükselirken, bakır fiyatlarında ciddi bir düşüş yaşandığına dikkati çeken Yılmaz, iki emtia arasındaki ayrışmanın 2010 yılının 2. çeyreğinden itibaren giderek belirginleştiğini ve bilinen korelasyonun tersine döndüğünü söyledi.

Mehmet Levent Yılmaz, şöyle devam etti:

"Son olarak, yapılan çalışmalar gösteriyor ki, küresel finansal krizin ilk başladığı dönemde daha önceki krizlerde olduğu gibi altına bir hücum değil, altından kaçış oldu. Krizin ardından geçen sürede petrol fiyatlarında sert düşüşler yaşanırken, altın fiyatları dalgalı olsa da yükselmeye devam etti. Krizin ardından, altının talebinin daha önceki bulgulardan farklı olarak döviz kurundan çok fazla etkilenmediği ortaya çıktı. Daha önceki çalışmalarda ortaya konulan gelirle altın arasındaki korelasyonun da giderek düştüğü tespit edildi. Altın talebiyle faiz oranları arasındaki ilişki de eskisi kadar belirgin değil. Ayrıca son dönemde daha önceden oluşan future fiyatların da spot fiyatları etkilemediği ortaya çıktı."

Tüm bu gelişmelerin altının "güvenli liman" olma özelliğini önemli derecede kaybettiğini gösterdiğini aktaran Yılmaz, ekonomistlerin önemli bir kısmının bu yeni belirsizlik ortamına alıştığını söylemenin pek mümkün olmadığını kaydetti.

Küresel finansal krizin sadece altın piyasasına değil diğer tüm piyasalara belirsizlik getirdiğine işaret eden Yılmaz, sözlerini "Bilinen bütün korelasyonların güvenilemez hale geldiği ve ekonomistlerin tahminlerinde sürekli yanıldıkları bu yeni dönemin ne zaman sonlanacağını ve ekonominin 'yeni normal' durumunun ne olacağını şu aşamada tahmin etmek gerçekten mümkün değil. Ancak emin olduğumuz bir şey var ki artık eski bilgilerimiz yeni durumunu analiz etmek için yeterli değil" diye tamamladı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.