Yeme içmede ayrıcalık sağlayan bir kart

Giriş Tarihi: 4.2.2014 08:47

Hizmet odaklı girişimlerin sayısı gün geçtikçe artmakta. Bunun en önemli sebepleri; fırsatların çokluğu ve pazarın büyüklüğü. Bugün okuyacağınız GastroClub isimli girişim kullanıcılarına verdikleri kartla, birçok seçkin restoranda indirimli ve ayrıcalıklı yeme içme deneyimi yaşatırken aynı zamanda özel bir kulüp hizmeti sunuyor. TEB Girişim Evi’nin desteklediği girişimler arasından ilk yatırımı alan GastroClub’ın, kurucu ortakları Gizem Oral Kutman ve Çağlar Karataş ile BIC Angel Investments’tan aldıkları yatırımı ve sonraki süreci konuştuk.

Duygu Eren - Sabah.com.tr

Eğitiminiz ve özgeçmişinizi öğrenebilir miyiz?

2007 yılında Boğaziçi Üniversitesinden mezun oldum. Mezun olduktan sonra kısa bir süre Barilla, sonrasında da 3,5 sene kadar Pepsico Türkiye'de Pazarlama takımlarında Ürün Yöneticisi olarak çalıştım. Sonrasında Pepsico İngiltere'ye transfer oldum, orada da pazarlama ekibinde yaklaşık 1 sene kadar çalıştıktan sonra istifa edip, Türkiye'ye döndüm ve GastroClub'ı kurdum. GastroClub websitesi (www.gastroclub.com.tr) Kasım 2012'de açıldı ve satışlarımız bu tarihte başladı. Ortağım Çağlar Karataş ise King's College mezunu. Londra'da İşletme, New York Üniversitesi'nde Finans üzerine iki yüksek lisansım yapmış. Ardından, Harvard Üniversitesi'nde de yine Finans ve Ekonomi üzerine okudu. 14 yıl boyunca New York ve Londra'da yatırım bankacılığı ve uluslararası finans alanlarında çalışmış ve halen İngiltere'de Türk Bankacıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yapmaktayım.

Bu işe başlama fikri nereden geldi ve nasıl gelişti?

Aslında, Londra'ya taşınırken, en büyük beklentim kendi girişimim tohumlarını atabileceğim fikir ve ilhamla karşılaşmaktı. Öyle de oldu. Birlikte yemeğe gittiğimiz bir arkadaş grubumuzda TasteCard ile tanıştım. Sonrasında uzunca bir süre Tastecard'ı ve rakiplerini deneyimlemek ve araştırmakla geçti. Bu süreç, Londra ki güzel restoranları da deneyimlemek anlamına geliyordu ki bu kısım işimizin en zevkli kısmı. Tabii ki uzaktan da olsa, Türkiye pazarında da bu alandaki gelişmeleri inceledim. Sonrasında bu alanda fırsat olduğunu düşündüm ve bu kez İstanbul'a geri taşınma, şirket kurma ve saha çalışmaları süreci başladı.

BIC Angel Investments'dan nasıl yatırım aldınız?

BIC Angel Investments'ın düzenlediği tanışma toplantılarından birine gittik. Fikrimizi, o zamana kadar yaptıklarımızı ve yapmak istediklerimizi anlattık. İlk sunum 10 dakika kadardı, ama ekiple tanışmak ve kendimizi tanıtmak açısından önemliydi. Sonrasında iş planı üzerinde daha detaylı konuştuğumuz toplantılar başladı. Toplam süreç yaklaşık 4-5 ay civarında sürdü.

Sonrasında nasıl gelişmeler oldu?

BIC Angel Investments'ın ortağımız olmasıyla, hayat bizim için biraz daha profesyonel akmaya başladı. Düzenli olarak strateji toplantıları yapmaya başladık. Bu toplantılarda mevcut durumu ve önemli konularda sonraki adımları birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle finansal raporlama ve Nexum sayesinde IT konularında onların bilgi birikimden çok faydalanıyoruz.

Aldığınız yatırımı nasıl değerlendirdiniz?

Yatırımı almamızdan bu yana 4 ay geçti, yatırımı öncelikle sistemlerimizi ve hizmetlerimizi daha iyi hale getirmek için kullanmaya başladık. Örneğin, mobil uygulamamız çıkacak. Sonraki süreçte de hedefli pazarlama kampanyaları için kullanacağız.

Siz, aynı zamanda TEB Girişim evinin yatırım alan ilk girişimcilerisiniz, orada öğrendikleriniz size neler kattı?

TEB Girişim Evi'nde iş yönetimi danışmanları ve diğer girişimcilerle birlikte çalışıyoruz. Danışmanlarımızın projelerimize farklı bakış açıları ile stratejik katkıları oluyor. Merkezde çok sayıda girişimcinin bir arada olması da hem motivasyon, hem de benzer sorunlarda karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı açısından çok faydalı oluyor. Ayrıca; TEB, Girişim Bankacılığı adına yürüttüğü iletişim çalışmalarına TEB Girişim Evi girişimcileri olarak bizleri de dahil ederek, gerek yazılı gerekse görsel basında kendimizi tanıtmamıza fırsatlar sundu.

İş modelinizi nasıl kurdunuz?

İş modelimizi kurarken yurt dışındaki benzer programların çalışma sistemlerini inceledik. Bir taraftan da saha çalışmalarına başlamıştık, restoranların ve yıllardan beri yeme-içme sektöründe olan kişilerin deneyimleri ve düşünceleri de bizim için önemli rol oynadı. Tüm bu bilgileri harmanlayarak, İngiltere'de gördüğümüz modeli ülkemize adapte etmek için çeşitli eklemeler ve değişiklikler yaptık.

Ekibinizi nasıl kurdunuz ve şu an kaç kişi çalışıyor?

Ekipte, olabildiğince farklı yeteneklerin olmasına özen gösterdik. Ben pazarlama ve marka yönetimi konusunda; Çağlar ise finans ve satış konularında daha iyi. Şu anda part-time arkadaşlarımızla birlikte 6 kişilik bir ekibiz.

Markanızın ismi nereden geliyor?

Markamız mutlaka yeme-içmeyi çağrıştırmalıydı, bunun üzerine odaklandık. Ama yeme–içme derken, biraz daha seçkin bir yaklaşımla yeme-içmeden bahsediyorum. 'Gastro' bunu sağlıyor. Özellikle 'Club' dedik, çünkü burası ağzının tadını bilen gastronomların buluştuğu bir kulüp.

Şu anda kaç restoran üyeniz var?

Şu anda 350'den fazla partner restoranımız var. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da çalışmalarımız devam ediyor ve partner restoran sayımız da hızlıca artıyor.

İndirim oranları genel olarak nasıl?

İndirim oranları %10-%50 arasında değişiyor. Ortalaması %20 civarında diyebiliriz. En cebe dokunan faydamız, tüm masanın hesabında ve yıl boyunca istenilen sıklıkta kullanılabiliyor olması. Bu özellikleri sayesinde aslında üyelik ücreti 3-4 yemekte çıkarılıyor ve yıl boyunca 2000 TL'ye varan tasarruf imkanı sağlıyoruz.

Nasıl büyümeyi hedefliyorsunuz?

Pazarlama çalışmalarıyla üye sayımızı arttırırken, planlarımıza paralel olarak diğer şehirlerdeki operasyonlarımıza başlayacağız. Hedef kitlemize ulaşmak için en etkin pazarlama araçlarını kullanmaya çalışıyoruz, öte yandan üyelerimizin geri bildirimi ve yorumları da hizmetlerimizi iyileştirmek adına önemli rol oynuyor.

GastroClub kart başka ne gibi ayrıcalıklar sağlıyor?

Üyelerimizin özel yemeklerinin konforunu arttırabilmek için, iş ortağımızın desteğiyle ilk seferinde %50, sonrakilerde %20 özel şöför hizmeti sunuyoruz. Üyelerimizi evlerinde de en kaliteli ve leziz ürünlerle buluşturmak için anlaşmalı şarküterilerimiz var. Buralardan indirimli alışveriş yapabiliyorlar. Anlaşmalı yemek okulumuzda workshoplara katılabiliyor ve özel tasarım pastacılarımız sayesinde özel günlerinde de yanlarında oluyoruz.

İşe başlarken rehberlik anlamında destek gördünüz mü?

Aslında, BIC ile de, TEB ile de işin başında diyebileceğimiz bir noktada tanıştık. Dolayısıyla onların rehberlik anlamında önemli katkıları oldu.

Şu an markanızın yönetimini nasıl yapıyorsunuz?

Benim geçmiş deneyimim de marka yönetimi üzerine, dolayısıyla marka yönetimi konusunda ben daha etkin rol oynuyorum. Gerekli noktalarda, örneğin PR veya sosyal medya yönetimi gibi konularda işin uzmanlarından destek ve danışmanlık alıyoruz.

Türkiye'de yeme içme sektörü sizce nereye gidiyor?

Türkiye'de yıllık dışarıda yeme-içme harcamaları toplam 7 milyar dolar. Bu harcamanın yarısından fazlası (3,8 milyar dolar) İstanbul'da gerçekleşiyor. Yeme-içme sektörü ülke ekonomisinin 3 katı fazla büyüyor. (%15) 'Dışarıda yeme-içme' alışkanlığı ülke genelinde gün geçtikçe artıyor. Dolayısıyla yeme-içme hızla büyüyen ve büyümeye devam edecek gibi görünen bir sektör. Bu da birçok girişimci ve yatırımcı için önemli fırsatlar doğuruyor.

Gelecekle ilgili kendi hayaliniz ve stratejiniz nedir?

Önceliğimiz ve şu anki tek hedefimiz işimizi büyütmek. Yeme-içme alanında hedef kitlemiz için ilk akla gelen, ilk danışılan ve üyelerinin bu alanda her noktada yanında olan bir marka olmak istiyoruz.
ARKADAŞINA GÖNDER
Yeme içmede ayrıcalık sağlayan bir kart
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz