X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Okul Sütü: Geleceğe yatırım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Okul Sütü: Geleceğe yatırım

  • Giriş Tarihi: 10.2.2014 14:34

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Bugün başlayan Okul Sütü Programını, Cumhuriyet tarihinin en önemli sosyal projelerinden biri olarak nitelendiriyorum. Sosyal bir proje olmasına rağmen, sağlayacağı ekonomik faydalar inanılmaz. Ancak bunu iddia ederken, sadece bu yıl dağıtılacak 60 bin 770 ton sütten ve bunun üretime, sanayiye katkılarından söz etmiyorum. Bunun daha ötesinde bir şeyden, süt ile sağlık arasındaki ilişkinin, bu ülkenin geleceğine olan katkısından söz ediyorum.

Eskiler ne güzel söylemiş; "Her işin başı sağlık!" diye. Boşuna söylememişler tabii… Süt de sağlık demek. İnsan sağlığı ve gelişiminde hayati bir role sahip. Özellikle çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimlerine olan katkısı tartışılmaz. Buraya kadar her şey tamam ama Okul Sütü Programını bundan daha önemli kılan ne?

Yetersiz beslenmenin hem bireye hem de devlete büyük maliyeti olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir yazımda daha bahsetmiştim; her yıl AB bütçesinden malnutrisyon sonucu ortaya çıkan hastalıkların önlenmesi için harcanan para 170 milyar Euro civarında. Dünya Bankası'na göre yaşamın erken yaşlarındaki yetersiz beslenme, okulda başarı derecesinin 0.7 puan düşmesine yol açıyor. Bunun yanı sıra, yapılan bazı hesaplamalara göre, Türkiye'de vitamin ve mineral eksikliklerinin yol açtığı GSYİH kaybı %0,7 civarında. GSYİH'mızın yaklaşık 800 milyar dolar olduğunu düşünürsek yaşadığımız kayıp 5 milyar doların biraz üzerinde. Okul Sütü Projesinin uygulanması için üç yılda toplam 370 milyon 549 bin TL'lik bütçe kullanıldı. Yani bu bütçeyle aslında biz, gelecekteki 5 milyar dolarlık kayıpları önleme yolunda önemli adımlar atmış oluyoruz.

Peki, bir an içinbu söylediklerimin çok ütopik olduğunu varsayalım ve Okul Sütü ile oluşan resme bir kez daha bakalım. Tabloyu şöyle özetleyebiliriz; Artan süt talebi ve arzı, buna mukabil bu talebi karşılamak suretiyle gelişen çiftlikler, tarım istihdamında artış, kırsal kalkınma ve özetle büyüyen ve modernleşen bir süt ve tarım sektörü. Diğer yandan bu gelişme ülkeye yeni süt işletmeleri kazandırırken, kayıtlı üretim artışı dolayısıyla vergi gelirlerinde yükselişi de beraberinde getirecek. Başka? Çocuklarımız sağlıklı beslenecek, zihinsel ve fiziksel gelişimleri ve okul performansları artacak. Düzenli süt içme alışkanlığının kazandırılması ile toplum sağlığında iyileşme yaşanacak. Çocuklarımızın edindikleri süt içme alışkanlığı sayesinde ise süt talebi süreklilik arz edecek.

Tabii, Türkiye'de program henüz üçüncü yılında olduğu için programın kazandırdığı pek çok güzel neticeyi henüz ölçümleyemedik. Ama dünyada bunun örnekleri çok. Ülkelerden örneklere geçmeden evvel hemen şunu belirteyim; kamuoyunda Okul Sütü Programlarının hep geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde yapıldığı gibi yanlış bir kanaat var. Oysa Okul Sütü programı özellikle gelişmiş ülkelerde yaygın. Dünyada 80'den fazla ülkede okul sütü projeleri uygulanıyor.

Örneğin; AB'de öğrencilere süt ürünlerine erişebilmeleri için yardım sağlanıyor. Çek Cumhuriyeti ise uygulamanın devlet eliyle başarıya ulaştığının görünür olduğu tek ülke. Proje Çek Cumhuriyetinde 1996 yılında küçük ölçekli bir özel işletmenin girişimiyle başlatılmış. AB'ye üyeliğinin ardından 1999 yılındaysa devlet projesi haline dönüşmüş. Programın ülkede süt tüketimini %19 arttırdığı ölçümlenmiş. Bir diğer başarılı uygulama ise Portekiz'de hayata geçirilmiş. Proje sayesinde ülkede, yıllık kişi başına içme sütü tüketimi 29 litreden 70 litreye yükselirken, beraberinde 10 yıl içinde boy ortalamalarında 3 cm'ye yakın artış gözlenmiş. Çocukların okula devam ve zihinsel aktivitelerinde de iyileşme olduğu kaydedilmiş. Çocukların % 52'sinde görülen "Endemik Guatr" vakalarının 5 yıllık uygulama sonucunda % 9'a kadar gerilediği görülmüş.

Öte yandan Okul sütü, toplam ulusal süt tüketiminin Tayland'da %25'ini, Japonya'da %9'unu, ABD'de %7'sini, Finlandiya'da %5'ini, Norveç ve İsveç'te %4'ünü, Kanada ve Danimarka'da ise %3'ünü oluşturuyor. Çin'deki programda 1999 – 2006 yılları arasında süt üretimi 8 milyar litreden 24 milyar litreye, süt hayvanı sayısı ise 4,6 milyondan 14 milyona ulaşmış. Kişi başı tüketim ise 7 litreden 25 litreye çıkmış.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Liste böyle uzayıp gidiyor. Ben, çocuklarımıza sağlıklı bir gelecek sunan bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür edilmesi, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında da devam edecek uygulamanın artık bir sosyal projeden ziyade sosyal devlet politikasına dönüştürülmesi gerektiğini düşünüyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.