X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Halkbank’ın KOBİ’ler için özel bir önemi var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Halkbank’ın KOBİ’ler için özel bir önemi var

  • Giriş Tarihi: 21.2.2014 15:25

14 yıllık dönemden sonra İstanbul Sanayi Odası’na (İSO) taze kan getiren Başkan Erdal Bahçıvan ile yeni yönetimi, hedeflerini, KOBİ’lere desteklerini, 2013 yılı değerlendirmesini ve 2014 öngörülerini Halkbankkobi.com.tr için anlattı.

Halkbank'la ilgili değerlendirmelerde de bulunan Bahçıvan, "Sanayi şirketlerimizin büyük çoğunluğu KOBİ şirketlerinden oluşmaktadır. KOBİ'lerimizin işletme sermayesi yetersizliği ve öz kaynak yaratmaktaki güçlüğünü aşmak için uzun yıllardır çalışmalar yürüten Halk Bankası'nın tüm bankacılık sektörü içinde KOBİ'ler için ayrı ve özel bir önemi vardır" dedi.

İSO yeni yönetiminin planları ve hedefleri neler?

Önümüzdeki temel hedef: 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda da (2014-2018) belirtildiği gibi verimlilik, bilgi, teknolojiye yoğunlaşmak, katma değeri yüksek ürünlerden oluşan bir üretim ve sanayi yapısını oluşturmak. Türkiye gibi iddiası ve hedefleri olan bir ülke, güçlü bir sanayi olmaksızın sorunlarını çözemeyeceği gibi dünya siyasetinde ve ekonomisinde sözü geçen lider bir ülke olamaz. Daha güçlü bir sanayi, hiç kuşkusuz ki daha sağlam bir ekonomik ve toplumsal istikrarın da teminatıdır. Yeni çalışma döneminde ana hedefimiz bu temel gerçeği, toplumun tüm kesimlerine ve ilgili kurumlara en iyi şekilde anlatmak.
Yatırım ve üretim ortamının, finansal yapının, sermaye piyasalarının ve sigortacılığın yapısal değişimi tetikleyecek, rekabet gücünü destekleyecek bir yapıya taşınmasını hızlandırmak bir diğer ana hedefimiz. Temel ihtisas kurullarımıza ilaveten, ihtiyaçlar doğrultusunda yeni kurullar oluşturulacağız. Sanayicimizin ürettiği ürünlerin, iç ve dış pazarlara gerekli rekabet koşullarında ulaştırılması için ihtiyacımız olan lojistik politikalarının ve yatırımlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyoruz. Sanayicimizin, haksız rekabete maruz kalmasına neden olan tüm kayıt dışı faktörlere yönelik mücadeleyi amaçlayan çabaların destekçisi olacağız. Aile şirketlerinin kurumsallaşması, sanayi işletmelerinin çağdaş bir yönetim anlayışı eşliğinde yönetilmesi hususunda üyelerimizin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesine önem veriyoruz.

Bu hedefe nasıl ulaşmayı planlıyorsunuz?

Tüketimden değil, üretmekten itibar kazanmaya çalışan bir toplumsal bilinci yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Yeni müteşebbisler yaratmak kadar mevcut müteşebbis ruhunu çağın ihtiyaçları ve gerekleri doğrultusunda geliştirmeyi hedefliyoruz. Sermaye piyasalarıyla çok yakın ilişkide bulunarak, sanayici için uygun finansman kaynaklarının yaratılmasına çalışıyoruz. Uluslararası farklı finans kaynaklarını çekmeyi, BES gibi yeni kaynaklardan yararlanmayı hedefliyoruz.

Sanayicilerin finansa ulaşmasındaki sorunlar neler? Bunların çözümü için nelerin yapılması gerekli?

Finansman sıkıntısının ilk sıralarında kredi maliyetlerinin yüksekliği, işletme sermayesi ihtiyacının hızlı artışı, özkaynak yaratamamak, kredi bulamamak gibi sorunlar yer alıyor. Bunlara ilaveten işletmelerin tahsilatlarında ve sermaye piyasasından fon elde etmede karşılaştıkları güçlüklerle finansal yönetimdeki yetersizlikler de finansman konusundaki sorunları artırıyor. Bunların çözümü için yurt içi tasarrufların artırılmasının yanı sıra sermaye piyasalarından daha fazla yararlanılmasının sağlanması büyük önem taşıyor. Bankaların teminata bakış açısı değiştirilerek firmaların geçmiş performansları dikkate alındığı bir teminat anlayışı getirilmeli. Gelişmiş ülke ekonomilerini incelediğimizde, finansman problemlerinin çözümünde sermaye piyasalarının etkin bir yöntem olarak kullanıldığı görülüyor. Devlet tahvilleriyle karşılaştırıldığında getirileri daha yüksek olabilecek Özel Sektör Tahviline yönelik ilgi artırılmalı. Bu çerçevede, şirket tahvillerine vergi avantajları sağlanması gibi unsurlarla "Ortak Özel Sektör Tahvili" seçeneğinin daha kullanılır hale getirilmesi yönünde çalışmalar yapılmalı. Finans sektörü enstrümanlarının mümkün olduğunca alternatifli (Sukuk gibi) hale getirilmesi ve sanayicinin hizmetine sunulması önem arz ediyor.

Son dönemde kurda yaşanan dalgalanmalar sanayiciyi nasıl etkiliyor?

Türkiye ekonomisi 10 yılı aşkın bir süredir değerli TL ve görece istikrarlı bir kur sayesinde ucuza ithalat yapma ve küresel ekonomide düşük faizlerle finansmana erişim avantajlarından faydalanmıştı. Şimdi bu imkânın ciddi biçimde azaldığını görüyoruz. Türkiye'nin önemli bir cari açık sorunu var ve bunun nedenlerinden biri de TL'nin aşırı değerli olması idi. Kur artışlarının normal koşullarda ihracatçı sektörler açısından olumlu sonuçlar yaratması ve kısa vadede cari açığı daraltıcı etki yapması beklenir. Ancak Türkiye sanayisinin yapısal bir sorunu var: Enerji başta olmak üzere ithal girdilere bağımlılık. Döviz kuru, biz sanayiciler için hayati önemde. Döviz kurunun yükselmesi, ithal girdisi yüksek olan sektörlerin maliyetlerini arttırarak kârlılığı baskılıyor. Ayrıca daha uygun koşullar sunması nedeniyle yabancı para cinsi kredi kullanmış olan sanayi firmalarının bilançoları da döviz kuru artışından etkileniyor. Finans dışı sektörün bugün 165 milyar doları aşkın bir döviz açık pozisyonu bulunurken özel sektörün dış borç stoku da 260 milyar doları aştı. Kurlardaki bu hareketlilik neticesinde bu gelişmelerden kaynaklanan zararların da artması söz konusu.

Yeni iş fikirlerine sermaye desteği verilmesi için bankalardan beklentileriniz neler?

Bankacılık sektöründe sanayi kuruluşlarına yönelik uzun vadeli yatırımları destekleyen, proje bazlı ve Ar-Ge'yi destekler nitelikte kredi uygulamalarının hayata geçirilmesi sağlanmalı. Bilanço değerleri kuvvetli firmalarımızın, büyüme amaçlı yatırımları, ticari kar niteliği yüksek projelerinin finansmanı için bankalarımızın gerekli fon mekanizmalarını hayata geçirebilecekleri yasal düzenlemeler uygulanmalı. Bankaların belirli bir oranda krediyi uzun vadeli proje finansmanı ve sanayi firmalarına yönelik finansman için kullandırmaları sağlanmalı.

Türkiye'nin ekonomik potansiyelini daha da ileri taşıyabilmesi için İstanbullu sanayicilerin beklentileri neler?

Türkiye sanayisinin en önemli sorunu rekabet gücü ve yetersiz katma değer. Dolayısıyla politikaların öncelikle bu alanlara odaklanması gerekiyor.

Son yıllardaki gelişmelere rağmen kayıt dışı ekonomi, içeride yarattığı haksız rekabet ve piyasada dolaşan kalitesiz ürünler nedeniyle halen ciddi bir sorun oluşturmayı sürdürüyor. Başta vergi politikaları alanında olmak üzere kayıt dışılıkla mücadelede daha hızlı ilerleme sağlanması gerekiyor. Sanayici açısından en önemli sorunlardan biri de işgücü maliyetleri ve nitelikli eleman sıkıntısı. İşgücü piyasalarında katılıkların azaltılmasına ve işgücü niteliğinin arttırılmasına yönelik reformların sürdürülmesi, Türkiye'nin istihdam sorununun yapısal boyutunun çözümüne katkı sağlar. Sanayimizin girişim sayısı bazında çok önemli bir kısmını oluşturan KOBİ'lerin finansmana erişim konusunda önemli sıkıntıları var. Zaten ölçek, dış rekabet, nitelikli ara eleman gibi problemler nedeniyle birçok önemli kısıtla mücadele eden KOBİ'lerin daha uygun koşullarda finansmana erişebilmeleri için adım atılması gerekiyor.

Halkbank'ın KOBİ'ler için geliştirdiği projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu çalışmalara ilaveten neler yapılmasını önerirsiniz?

Halk Bankası, "Evrensel bankacılığın tüm gereklerini yerine getiren, bireysel hizmetlerde güçlü, bölgenin lideri KOBİ bankası olma" vizyonuna sahiptir. Bu vizyon biz sanayicilerin rekabet gücü, üretimi ve yatırımı için çok önemlidir. Sanayi şirketlerimizin büyük çoğunluğu KOBİ şirketlerinden oluşmaktadır. KOBİ'lerin desteklenmesi demek ülke sanayimizin kalkınması ve dolayısıyla ülkemizin daha ileri noktalara taşınması demektir. KOBİ'lerimizin işletme sermayesi yetersizliği ve öz kaynak yaratmaktaki güçlüğünü aşmak için uzun yıllardır çalışmalar yürüten Halk Bankası'nın tüm bankacılık sektörü içinde KOBİ'ler için ayrı ve özel bir önemi vardır. Sanayimizin finansman konusunda yaşadığı sıkıntılar sanayiciler ve bankacılar arasında kurulacak güçlü diyalog ve etkili bir işbirlikleri ile çözüme kavuşabilir. İSO olarak temel beklentimiz sanayimizin sorunlarının çözümüne ve rekabet gücünün artmasına katkıda bulunacak uzun vadeli, uygun maliyetli ve proje bazlı kredi uygulamalarının hayata geçirilmesidir.

2013 yılı değerlendirmeniz ve 2014 yılı ekonomik gelişi hakkında öngörüleriniz neler?

2013'ün ilk üç çeyreğinde Türkiye ekonomisi beklentileri aşan bir büyüme performansı sergiledi. Enerji fiyatlarının ılımlı seyrinin de etkisiyle altın hariç cari açığın artışı sınırlı kaldı ve hatta son aylarda azalmaya başladı. Bankacılık sektörü ile kamu maliyesinin ekonomiye katkıları artarak devam etti. Kadınların işgücüne katılım oranında hepimizi sevindiren bir artış söz konusu oldu.

2014'e ise ABD Merkez Bankası'nın parasal genişleme programını yavaşlatmaya başladığı ve gelişmekte olan ülkelerin döviz bolluğundan elde ettiği avantajların azaldığı bir küresel ortamda girdik. Bu yıl Türkiye'de siyasi gelişmelerin ekonomiyi daha fazla etkileyeceğini görüyoruz. 2 yıl içerisinde üç kritik seçimin yaşanacağı yakın gelecekte, kısa vadeli tüm ekonomik beklentiler bu hareketli siyasi atmosfere göre yeniden şekillenecektir. 2014'te küresel ekonomiye ilişkin beklentiler geçen yıla göre daha olumlu olmakla birlikte, bunun gelişmekte olan ülkelere aynı şekilde yansımadığını görüyoruz. Kurlarda ve piyasa faizlerinde yaşanan yükseliş önümüzdeki aylarda makroekonomik gelişmeler açısından da belirleyici olacak. Bu ortam, Türkiye'nin dış kırılganlıklarla mücadelede daha etkin politika araçları geliştirmesini zorunlu kılıyor. 2014'te Euro Bölgesi'ndeki toparlanma süreci Türkiye'nin ekonomik performansı açısından oldukça önemli. İhracatımızdaki payı yüzde 40'ın üzerinde olan AB ekonomisinin resesyondan çıkması son aylarda ihracatımıza yansımaya başladı. Bu durum cari açığımız üzerinde olumlu etki yaratacaktır.

BDDK ve TCMB'nin aşırı tüketimi azaltarak kredileri yatırım alanlarına kaydırmaya yönelik önlemleriyle birlikte 2014'te Türkiye ekonomisinde iç-dış talep ve tüketim-yatırım dengelenmelerinin süreceğini, yani yatırımların ve ihracatın daha güçlü bir rol oynayacağını umuyoruz.

Kaynak: Betül ALAKENT - Halkbankkobi.com.tr

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.