X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Prensesleri giydiren Türk modacı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Prensesleri giydiren Türk modacı

  • Giriş Tarihi: 28.2.2014 11:33

Modacı Seçkin İlker, 2012 yılında dünyada yaklaşık 224 milyar dolarlık tesettür giyimi ithalatı ve ihracatı yapıldığını belirterek, "2018 yılında bu rakamın 322 milyar doları aşması bekleniyor" dedi.

Tesettür giyim sektörünün gelişmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İlker, 2012 yılında dünyada yaklaşık 224 milyar dolarlık tesettür giyimi ithalatı ve ihracatı yapıldığını ve bu rakamın 2018 yılında 322 milyar doları aşmasının beklendiğini söyledi.

Türkiye'nin ise 2012 yılında 25 milyar dolarlık tesettür giyimi harcaması yaparak, bu sektörde en fazla harcama yapan ülke olduğunu belirten İlker, diğer ülkeleri, "21 milyar dolarla İran, 17 milyar dolarla Endonezya, 16 milyar dolarla Mısır, 15 milyar dolarla Suudi Arabistan ve 14 milyar dolarla Pakistan" şeklinde sıraladı.

Seçkin İlker, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleriyle Kuzey Amerika'da tesettür giyimine 21 milyar dolarlık harcama yapıldığına dikkati çekerek, dünyanın en büyük giyim harcamalarının 494 milyar dolarla Amerika'da yapıldığını, bu ülkeyi Küresel Müslüman Giyim Pazarı'nın takip ettiğini aktardı.

Türkiye'de geçen yıl tüm sektörlerde 114 milyar 611 milyon 41 bin 60 avro ihracat yapıldığına işaret eden İlker, 189 milyar 776 milyon 489 bin 197 avro da ithalat yapıldığını ifade etti.

İlker, bu ihracat rakamının 12 milyar 760 milyon 244 bin 840 avroluk kısmının hazır giyim sektöründen kazanıldığını dile getirerek, "Hazır giyim sektöründe ilk sırada Çin, 6. sırada ise Türkiye bulunuyor. En çok Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa ve Hollanda'ya ihracat yapılıyor" dedi.

Türkiye'deki türban ve eşarp pazarının büyüklüğünün 1 milyar liranın üzerinde olduğunu aktaran İlker, tesettür giyim pazarının ise 3,5–4 milyar lira civarında olduğuna dikkati çekti. İlker, Türkiye'de yıllık türban ve eşarp satışının ise 70 milyon adet olduğunu belirterek, Türkiye'nin tekstil ve konfeksiyon ürünleri ihracatında geçmiş yıllara göre en büyük artışın yüzde 31 ile şal ve eşarp sektöründe gerçekleştiğinin altını çizdi.
İlker, Türkiye'nin şal ihracatının 2012 yılında 44 milyon 278 bin 401 dolar iken, 2013 yılında 58 milyon 149 bin 213 milyon dolar olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin pardösü, kaban ihracatı geçen yıl 7 milyon 777 bin 888 liraydı. bone, bere, fes ve takke İhracatı ise 24 milyon 787 bin 737 lira. Türkiye, tesettür giyim ihracatını genel olarak Suudi Arabistan, Libya, Irak, Almanya, İspanya ve İngiltere'ye yapmaktadır" diye konuştu.


"LÜBNAN İLE SIFIR GÜMRÜK ANLAŞMASI YAPILMALI"

Seçkin İlker, küreselleşen dünyada artık Amerika'nın değil, Mekke ve Suudi Arabistan gibi pazarlara girmenin zor olduğunu belirterek, pazarları tanımanın fuarların varlığıyla mümkün olduğunu söyledi. Bazen fuarsız da işlerin hallolduğunu dile getiren İlker, rekabetin hırslanarak değil de işi iyi yapmak için kullanılması gerektiğini ifade etti.

Tesettür giyimde Malezya ve Endonezya'nın önde gelen ülkelerden olduğunu ve Türkiye'nin de bu konuda ilerlediğini ifade eden İlker, "Arabistan'da dış kıyafet önemli. Çünkü onların hayat biçimi haremlik selamlık şeklinde... Bizim dekolte üretme sebeplerimizin başında bu geliyor. Düğünlerde aşırı dekolte giymeyi seviyorlar. Ayrıca orada birden fazla kadınla evlilik serbest olduğu için hanımlar arasında rekabet var. Hepsi eşine kendini beğendirebilmek için iyi giyinmek istiyor. Dekolte kıyafet ürettiğimiz için çok eleştiri aldık ancak ben bu sebeplerden ötürü bir mahsur görmüyorum" ifadelerini kullandı.

Malezya, Endonezya ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Lübnan'dan da önemli modacıların çıktığına değinen İlker, Lübnan'dan ithalatını yapmak istediği bir ürünü, gümrük vergisi çok yüksek olduğu için Türkiye'ye getiremediğini anlattı.

Sırbistan ve AB ile sıfır gümrük vergisiyle çalıştıklarını, Rusya'da ise gümrüğün Sırbistan'dan dolayı atlayabildiklerini, Malezya ve Cezayir ile de bir takım anlaşmalar yapıldığını aktaran İlker, Lübnan ile sıkıntı yaşanmaması gerektiğini ve ilgili makamlara bu sorununu bildireceğini söyledi.
İlker, Lübnan ile sıfır gümrük anlaşması yapılması gerektiğini dile getirerek, bu ülkenin modada önemli bir yere sahip olduğunu anlattı.

Hedefleri doğrultusunda Dubai'de bir mağaza açmak istediğini ifade eden İlker, şunları kaydetti:

"Dünya krizinden dolayı Amerika'da mağaza açmaktan vazgeçtik. Malezya ve Endonezya'da zaten partnerlerimiz var. Suudi Arabistan'da belki bir partnerimiz olabilir, bu yıl içerisinde görüşmelerimiz neticelenir. Aşırı büyümeden yana değilim ama bir iş büyümüyorsa, yürümüyor demektir. Suudi Arabistan ile planladığımız ortaklık gerçekleşirse, bütün körfez ülkelerinde mağaza açabileceğiz. Dubai'deki mağazamı ortaksız açmayı düşünüyorum. Şu an dünyanın merkezini Dubai olarak görüyorum."


"KÖRFEZ PRENSESLERİNİ GİYDİRİYORUZ"

İlker, ayrıca uluslararası özel müşterileri olduğunu, Kuveyt'ten, Katar'dan, Suudi Arabistan'dan pek çok prensesi giydirdiğini dile getirerek, yine Türkiye'de de bazı siyasi eşlerini giydirdiğini açıkladı.

Yakın zamanda üretim atölyesi açacakları, bunun hazırlıklarının sürdüğü bilgisini veren İlker, atölyenin ayda 150 gelinlik üretimi gerçekleştirecekleri bir yer olacağını, bunu geçecek siparişlerde ise Çin ile çalışmaları gerektiğini anlattı.

Yeni bir marka oluşturacakları bildiren ve bu sayede tesettürlü tesettürsüz ayrımı olmadan, herkesin ortak alışveriş yapabileceği bir yer konsepte sahip olacağını belirten İlker, toplumun kalın çizgilerle ayrılmaması gerektiğini, mağazalarla bu ayrımın yapılması halinde tam bütünleşmenin sağlanamayacağını dile getirdi.


"ARTIK BÜYÜK MODACILAR, TESETTÜRLÜLER İÇİN DE ÜRETİYOR"

Seçkin İlker, Fransa'da bir gazeteden kendisine "tesettür giyim büyük bir pazara ulaştı, nereye gidiyor" diye sorulduğunu, kendisinin de onlara, tesettürlü kadınların çok şık giyinerek kendilerini ifade etmesinden memnun olduğu ve kendilerini geri plana itmediği cevabını verdiğini aktardı.

Bu gelişimden korkulmaması gerektiğini çünkü tesettürlü kadınların da bir müşteri olduğunu belirten İlker, şöyle devam etti:

"Tesettür giyim sektörü pazarı büyümesi önce kaygı gibi algılandı, sanki tesettüre girenler mi çoğalıyor diye... Bence öyle değil, yeni neslin tüm dünya ile iletişimi çok kolay. Bu yüzden kendilerini rahat ifade edebilecekleri, kendileri gibi olan insanların varlığını hissedebiliyorlar. Malezya'da, Endonezya'da tesettür bir yaşam biçimi… Gerek günlük giyimde, gerek abiyede, kadınların kendi aralarında olan toplantılarında, erkeklerle olan selamlık denilen kısımlarda bayanlar kendilerini çok güzel ifade edebiliyor. Ülkemizde başörtü konusu problemliydi, sorunlar artık geçmişte kaldı. Nedeni belki siyasi olan baskılar kalktığı için, artık başörtülüler demokratik bir ortamda yaşıyor. Türkiye'de her kesim kendini çok rahat ifade ediyor. Bence pazarın büyümesi, bunun yansıması, bunun çeşitliliğinden kaynaklanıyor."

Avrupa ülkelerinde düzenlenen moda haftalarına tesettür giyim olarak katılımın arttığına dikkati çeken İlker, artık Armani, Valentino gibi büyük modacıların da özellikle Arabistan'da yaşayan tesettürlüler için Ebaye (dış giyim), türban ve bone tasarladığını söyledi.

İlker, en az 3 yıldır büyük modacıların da tesettürlülerin farkına vardığını vurgulayarak, "Artık bizde belli bir standardın üzerinde maddiyata sahip hanımefendiler, hem bu defilelere davet ediliyor hem de onları izleyip oradan kendilerine kıyafet beğeniyorlar" dedi.

Artık dekoltenin yanı sıra günlük giyimde ya da abiyelerde uzun kollu modellere yer verildiğine dikkati çeken İlker, "Moda ticareti körüklemek için var. Tüketim tarafında çok önemli talep varsa oraya yönlenme zorunluluğunuz var. Büyük modacılar da bunun farkına varıp, pastadan pay almaya devam etmek için harekete geçti" dedi.

Gençlerin üniversiteye yönelmesiyle birlikte sektörlerde kalifiye eleman eksikliğinin giderek belirgin hale geldiğini ifade eden İlker, editörlüğünü yaptığı Endaa dergisinde adı hiç duyulmamış tasarımcılara yer vererek, onların da ürünlerini tanıtabilmesine olanak sağladıklarını ve bu kişilere fırsat verilirse, Türk moda sektörünün daha da gelişeceğine inandığını dile getirdi.

Konuşmasında tesettüre girme hikayesini de anlatan Seçkin İlker, Vatikan'a yaptığı bir ziyaret sırasında kendisine hidayet nasip olduğunu belirtti. Dini gerektiği gibi yaşamak ile neyin kastedildiğini ve kişilerin inançlarının gereğini yeri getirebilme özgürlüğünün önemini vurgulayan İlker, "Dinimi öğrenmekte bir mahsur olmadığını ben Avrupalılardan öğrendim" dedi.


"SURİYE'DEKİ SAVAŞI DURDURMAK İÇİN 'ÇÖL DEFİLESİ'..."

Seçkin İlker, hayata geçirmek istedikleri projeleri de anlatarak, bunların başında Mikrokredi'nin geldiğini belirtti. Projenin, Bangladeşli bir ekonomistten örnek alınarak gerçekleştirildiğini aktaran İlker, projede Turkcell'in sanal olarak açacağı mağazasında, maddi durumu iyi olmayan girişimci kadınlara ürünlerini satabilecekleri ve ayda 2 bin lira tutarında kazandıkça geri ödeyecekleri kredi bağlanacağını açıkladı.

Türkiye'de hükümetin maddi durumu iyi olmayanlara yönelik ciddi manada çalışma yürüttüğünü belirten İlker, bu projenin de hükümetin çalışmalarına katkı sağlayacağını ifade etti.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler nezdinde Suriye'deki savaşı durdurmak için Fransa'daki bir arkadaşının da katkısıyla Dubai'de "Çöl Defilesi" düzenleyeceklerini ancak bir takım sağlık problemlerinden dolayı bunu ertelediklerini dile getiren İlker, projenin 10 milyon dolar olduğunu söyledi.

Son olarak, stokları kuvvetli olduğu için sezon olarak kur artışının olumsuz etkilerine yakalanmadıklarını ifade eden İlker, zamanlı alışverişin faydalarını gördüklerini, yakın zamanda her şeyin yerine oturacağına inandığını sözlerine ekledi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.