X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dünyanın en sıra dışı gezi yeri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dünyanın en sıra dışı gezi yeri

  • Giriş Tarihi: 6.3.2014 11:19

Japonya’da 2011 yılında meydana gelen 9 şiddetindeki depremin ardından yaşanan Fukuşima nükleer santralindeki sızıntı, bugüne kadar dünyanın gördüğü ikinci büyük nükleer felaket olarak hafızalarımıza kazındı.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

5 gün sonra bu talihsiz olayın 3. yıldönümü olacak. Fukuşima, henüz çok yakın bir geçmişe sahip olsa da bugün kime sorarsak soralım büyük ihtimalle tarihin en acı nükleer kazası olarak akla ilk Çernobil felaketi gelir. Çernobil, bugünkü Ukrayna'nın sınırları içerisinde kalıyor. 1986 yılında gerçekleşen nükleer kazanın, eski Sovyetler Birliği'nin çöküşünü hızlandırdığı hep konuşulmuştur.

Çernobil, bu olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra dünya turizmine yeni bir jargon da kazandırmıştı: "Afet Turizmi". Yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılında, iş dünyasının önemli dergilerinden Forbes, Çernobil'i "dünyanın en sıra dışı gezi yerleri" arasında göstermişti. Ukraynalı yetkililer, Çernobil kazasının her ne kadar trajik bir hadise olsa da ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiğini söylüyorlardı. Kazanın olduğu bölge, bugün dahi kişi başına 150 - 160 dolar gibi bir ücret karşılığında gezilebiliyor.

Ancak Ukrayna bugünlerde ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklarıyla tekrar dünyanın gündeminde. Hükümet değişikliği, ülkede son 3 aydır süregelen tansiyonu düşürmüş görünse de yine de tüm dünya diken üzerinde. Bir yanda ABD ve AB, diğer yanda Rusya, Ukrayna'da yaşanan krizde aktif rol almış durumdalar. İlk açıklamalar, Rusya'ya ekonomik yaptırım uygulanabileceği yönünde oldu. Hatta çok kısa bir zamanda bu yaptırımlara başlanacağı da konuşuluyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin'in askerleri geri çağırması ise şimdilik gerginliği azaltmış, aynı zamanda global piyasaları da rahatlatmış görünüyor. Ukrayna'nın, dünya için ne kadar önemli olduğu bu krizle birlikte daha fazla ortaya çıktı sanırım; tabii Türkiye için de. Bunu krizin çıktığı ilk andan itibaren yaşananlar da gösteriyor. Ülke, jeopolitik konumu itibariyle Avrupa'nın enerji musluğunun başında. Rusya üzerinden gelen doğal gaz, Avrupa'ya buradan gidiyor. Avrupa'nın Rus doğal gazına olan bağımlılığı dolayısıyla Ukrayna'daki krizin uzaması, uzun vadede başta AB ve Rusya ekonomisini etkileyecek.

Ukrayna'nın dış dünyaya borçlarını kısa vadede ödeyemeyecek durumda olması ise bir başka tedirginlik kaynağı… Doğal olarak yaşanan bu süreç, global ekonomiyi ve emtia piyasalarını da etkiliyor. Ukrayna'nın önemli bir özelliği var ki; o da dünyanın sayılı tarımsal ürün ihracatçılarından biri olması. ABD Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasına göre Ukrayna, bu yıl dünyanın en büyük beşinci buğday ihracatçısı ve en büyük üçüncü mısır ihracatçısı olacak. Ukrayna Tarım ve Gıda Bakanlığı da Ocak ayında 2013/2014 sezonunun başlangıcından Şubat ayı başına kadar ülkenin yaklaşık 21 milyon ton tahıl, 11,7 milyon ton da mısır ihracatı gerçekleştirdiğini açıkladı. Ancak son bir aydır Ukrayna'da yaşanan kaygılar nedeniyle dünya buğday ve mısır fiyatları %4 oranında yükseldi. Krizdeki Ukrayna'nın aynı zamanda önemli bir yağlı tohum üreticisi olması, bu ürünlerin piyasasını da etkileme eğilimi taşıyor. Ukrayna krizi bizim için de önemli. Türkiye her yıl önemli miktarda kanola, soya, ham ayçiçeği yağı, küspe ve kepek gibi yem hammaddelerini Ukrayna'dan ithal ediyor. Öte yandan geçtiğimiz yılın Ekim ayında Türkiye ile Ukrayna arasında bir Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı düzenlendi. Bu toplantıda iki ülke arasında imzalanması düşünülen Serbest Ticaret Antlaşması (STA) da gündemdeydi. Bu STA, yıllık 6-7 milyar dolar seviyesindeki dış ticaretin 20 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını amaçlıyor. Görünen o ki, bu süreç biraz daha uzayacak. Fakat şu anda ülke krizde olsa da bunun çok uzun sürmeyeceğini tahmin ediyorum. Muhtemelen böyle önemli bir ülkenin uzun süre krizde kalmasına ne ABD ve AB ne de Rusya ve diğer bölge ülkeleri müsaade etmeyecektir. Bu nedenle Ukrayna'nın geleceğinin parlak olduğunu, krizin hemen sonrasında yatırım için daha fazla sayıda Türk firmasının bu ülkeye gideceğini ve kesintiye uğramış olan "dünyanın en sıra dışı" seyahatlerinin de kaldığı yerden devam edeceğini tahmin ediyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.