X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AB’de süt kotalarının kalkması Türkiye için dezavantaj mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AB’de süt kotalarının kalkması Türkiye için dezavantaj mı?

  • Giriş Tarihi: 24.4.2014 10:22

Avrupa Birliği (AB), 31 Mart 2015 itibariyle Birlik içerisinde 30 yıldan bu yana uyguladığı süt kotası uygulamasını kaldırıyor.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Küresel süt piyasasındaki gelişmeler bunu gerektiriyor. Nitekim yapılan tahminlere göre önümüzdeki yıllarda, küresel süt ve süt ürünleri talebindeki artış, arzın gerisinde kalacak. AB büyüyen pazardan daha fazla pay almayı hedefliyor. Ancak bir ikinci sebebi daha var; o da kota uygulamasının bir anlamının kalmamış olması. 2012 yılı sonunda Avrupa Komisyonu'nun AB Parlamentosu ve AB Konseyi'ne sunduğu bir rapor, AB üyesi ülkelerin pek çoğunda süt üretim rakamlarının, belirlenen kotaların altında kaldığını gösteriyor. Rapora göre, Birliğin toplam süt üretimi 2010/11 kota yılında, belirlenen kotanın %6 altında kalırken, sadece 5 üye ülke kendi süt kotasını aşmış. 2011/12 kota yılında ise AB süt teslimat yüzdesi kotanın yaklaşık %4,7 altında kalmış ve sadece 6 üye ülke kendi ulusal kotasını aşmış. Bu az sayıdaki ülkenin kota aşım oranı ise en fazla %4-5 civarında kalmış.

Rakamlardan da anlaşılacağı üzere 30 yılın sonunda kotalı üretimin geldiği nokta da ortaya çıkmış oluyor. Öte yandan süt kotalarının bir yıl içinde kalkacak olması tüm AB ülkelerinde üretim hacimlerini değişmesine neden olacak. Bu öngörüyle 2014 yılı başında MTT Agrifood Research Finland adlı araştırma şirketi, Baltık Denizi çevresindeki ülkelerdeki tedarik zincirlerinin rekabet analizini yapmış. Analiz, Finlandiya'nın yanı sıra İsveç, Danimarka, Almanya, Polonya ve üç Baltık devletini (Estonya, Litvanya, Letonya) kapsıyor. Sekiz ülkedeki süt ürünleri zincirinin rekabetçi gelişimi ve konumu her biri rekabetçiliğin göstergesi ya da belirteci olan beş faktör açısından incelenmiş: Ekonomik performans, üretkenlik, dış ticaret performansı, büyüme ve inovasyon. Çalışmanın sonucuna göre bu ülkelerin rekabet pozisyonları gelecekte çok hızlı şekilde değişebilir. Çünkü süt ve süt ürünleri endüstrisi bu ülkelerde gıda sektörünün önemli bir bölümünü oluşturmakta. Üretimin kota sistemi tarafından kısıtlandığı İrlanda, Hollanda, Almanya, Danimarka ve Polonya gibi ülkeler üretimlerini artırmaya hazırlar. Bu ülkeler ihraç pazarlarında da iyi performans sergilemiş, İsveç dışında dış ticaret fazlası vermeye başlamışlar.

Sonuçta gelişmekte olan ülkelerde tüketim arttığı için dünya süt ürünleri talebinin arzdan daha hızlı büyüyeceği düşünülüyor ve AB de bu büyümeden pay almak istemekte. Bu durum ise en çok Çin, Rusya, Arap ülkeleri ve Afrika pazarlarını etkileyecek.

Küresel süt fiyatları da bir yandan artmaya devam ediyor. Bu artışta pek çok sebebin yanı sıra en önemli faktörlerden biri ise dünya süt ve süt ürünleri ticaretinin belli başlı 5-6 ülke tarafından gerçekleştiriliyor olmasının da büyük payı var. Süt ürünleri ihracatı; AB, Yeni Zelanda, Avustralya ve ABD ile Güney Amerika'daki bazı ülkelerle sınırlı. Dolayısıyla arzın talebi karşılayamaması neticesinde fiyatlar yükselmeye devam ediyor.

Talepteki artış büyük ölçüde Çin ve Rusya'daki süt üretiminin azalmasından kaynaklanıyor. Ama analistlerin dikkat çektiği nokta, Çin'in talebinin alışılmadık bir şekilde yüksek olması. Rabobank'a göre 2013 yılı dördüncü çeyreğinde süt ürünleri ihracatındaki artışın miktar olarak neredeyse tamamına yakını Çin tarafından satın alındı. Ancak Çin'in bu satın alması daha çok Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin süt endüstrilerini teşvik ediyor.

Öte yandan küresel süt ihracatçısı bu ülkelerde süt üretiminin 2014 yılında tekrar artması bekleniyor. 2014 yılında ihracatçı ülkelerdeki üretimin %1.5 (4.2 milyon ton) artarak 275.8 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor.

AB'ye geri dönersek; tahminlere göre 2014 yılında AB'de süt üretimindeki inek sayısı, 2013 yılıyla aynı seviyede kalacak. Ancak inek başına elde edilen verimin artması ile süt üretiminin %1 oranında artacağı tahmin ediliyor. Artan süt üretiminin ise büyük oranda peynir üretiminde kullanılması bekleniyor. AB'nin süt kotaları 31 Mart 2015 tarihinde sona ereceğinden, bu durumun çiftçilerin hayvan sayılarını artırmaları yönünde teşvik edici olacağı da tahminler arasında.

Peki, tüm bu gelişmelerin ve özellikle AB'de kotaların kalkacak olması, 2013 yılında 18,2 milyon ton süt üreten Türkiye'yi nasıl etkileyecek? AB ile birlikte dünya süt üretiminin de paralel olarak artması nedeniyle ilk etapta kotanın kaldırılmasının küresel pazara büyük etkileri olacağını tahmin etmiyorum. Küresel fiyatları etkileyecek, önemli düşüşlere sebep olabilecek mi? İlk etapta, hayır. Ama kotaların kalkmasıyla birlikte AB'nin sütte kalite ve katma değere odaklanacağı da muhakkak. Bu da bize önümüzdeki birkaç yılın odak noktasını gösteriyor aslında. Sütümüzün kalitesini iyileştirmek, katma değerli süt ürünlerine odaklanmak ve inovasyon. Diğer taraftan, ihracatta ülke çeşitlendirmesi çalışmaları başarıyla devam ederken bunu destekleyecek ihracat teşviklerinin planlanması da önemli. Özellikle peynir, yoğurt, ayran gibi ürünlerimize ihraç pazarlarında rekabet gücü kazandırmak için bir teşvik sistemi oluşturulmalıyız.

Tabii, tüm bunları yaparken iç piyasada da hem gelecekteki muhtemel üretim artışını dengeleyecek hem de fiyat istikrarını sağlayacak uygulamaları, yani tüketimi arttıracak politikaları hayata geçirmeliyiz. Tüm bunları henüz vakit varken yapmak ve planlamak ise en önemli olanı… Böylece AB'de kotaların kalkmasıyla birlikte dezavantajlı konuma düşmeden yolumuza devam edebiliriz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.