Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Homoislamicus tasavvuru canlandırılmalı"

Giriş Tarihi: 20.5.2014 15:09 Güncelleme Tarihi: 20.5.2014 16:01

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, "Homoislamicus temelli eski tasavvuru yeniden canlandırmak gerek. Bu tasavvur, İslami-İnsani Tasavvurudur" dedi.

Olpak, MÜSİAD ve World Islamic Economic Forum Foundation'ın (WIEF) ortaklaşa düzenlediği "Türkiye'de İslami Finans Sektörünü Dönüştürmek, Gelişme Vaadi" temalı 8. WIEF Yuvarlak Masa Toplantısı'nda, dünyanın ve ekonomik güç merkezlerinin değiştiğini, dünya siyasetinde ve ekonomisinde yüzyıllarca oyun kuran aktörlerin, konumlarını yavaş yavaş kaybettiğini ve yerlerini yenilere bıraktığını anlattı.

Satınalma Gücü paritesine göre, 1980'de dünya GSYH'sının yüzde 70'inin gelişmiş ekonomiler tarafından üretilirken, son 30 yılda bu oranın yüzde 50'nin altına düştüğünü, benzer biçimde, üretim merkezlerinin de Doğu'ya kaydığını aktaran Olpak, buna bağlı olarak, bazı ülkelerin konumlarını korumaya, bazılarının da yeni konum elde etmeye çalıştığını, şu an dünyanın pek çok coğrafyasındaki olayların da bu sürecin bir parçası olduğunu belirtti.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 2008 finans kriziyle, dünya ekonomisinin en büyük daralmayı yaşadığını aktaran Olpak, şöyle devam etti:

"Kimi ülkelerde çift haneli küçülmeler gördük. Birçok ülke, kriz öncesi seviyesini henüz yakalayamadı ve krizin olumsuz etkilerini gidermek için ardı ardına politikalar üretiliyor. Özetle, gerek siyasi, gerek iktisadi olarak, çok hızlı gelişen bir süreci yaşıyoruz. Tüm bu yaşananların, pek çok ülkeyi küreselleşme olgusuyla etkilememesi mümkün değil. 1970'lerden günümüze, etkileri gittikçe artan bir şekilde, küreselleşmeyi, farklı yansımalarıyla yaşıyoruz. Ticaretin önündeki engeller, belki sadece retorik olarak kalkıyor. Sermaye, ülkeler arasında, göreceli olarak daha serbest hareket ediyor. Bir yandan, ürünlerin, gelişmelerin ve imkanların ülkeler arası geçişini ve paylaşımını hızlandıran bu süreç, diğer taraftan, ülkelerin sınırları dışında yaşanan olaylara kayıtsız kalabilmesini mümkün kılmamaktadır. Küreselleşmeyle sınırların sadece haritalarda bir anlam ifade ettiği bir sürece girilmiştir."

Küresel ekonomi ve küresel finansal sistemin birbirinden ayrılmaz hale geldiğini, ekonomik faaliyetlerin temel amacının, toplumların refah düzeylerinin yükseltilmesi, finans sektörünün ise refah düzeylerinin arttırılmasında gerekli olan kaynakların oluşturulması olduğunu belirten Olpak, ancak mevcut küresel finansal sisteminin bu amacı paylaşmadığını ifade etti.

Olpak, şunları kaydetti:

"Zira, küresel finansal krizin tetikleyici sebeplerinin belki de en başında, insanoğlunun ne pahasına olursa olsun kazanma hırsı gelmektedir. Bu hırs, hiçbir ahlaki, hukuki, vicdani kural tanımıyor. Dünyada gerek refah, gerek gelir dağılımı her tür çabaya karşın düzelmedi hatta daha da bozuldu. Dünyadaki en zengin 85 kişinin toplam zenginliği, dünya nüfusunun en fakir yarısına eşit. Dünyanın en zengin yüzde 1'lik nüfusunun zenginliği de dünya nüfusunun en fakir yarısının 65 katı kadar. Homoeconomicus temelli bir insan tasavvurunun, dünyayı getirdiği yer ortada... Bu çarpık yapının düzelmesi yolu ve çözümünü ararken, adalet ve merhamet dini olan İslam ilkelerinin iyi anlaşılması gerekir. Bu çerçevede Homoislamicus temelli eski tasavvuru yeniden canlandırmak gerekiyor. Bu tasavvur, İslami-İnsani Tasavvurudur."

Uzun yıllar, İslami ekonomi ve finansın, sadece hassasiyet düzeyinde kaldığını ve teorik olarak incelendiğini belirten Olpak, bunun geleneksel ekonomi içerisinde yerinin ne olacağı, bu temel prensiplerin ne şekilde realize edileceği konusunda eksikler bulunduğunu, özellikle 2000 sonrası dönemde, Malezya başta olmak üzere pek çok ülkede, bu alanda önemli ilerlemeler kaydedildiğini anımsattı.

Türkiye'nin, 2002 sonrası dönemde yakaladığı siyasi istikrarla GSYH'sını 2,5 kat artırdığını, dünyanın en yüksek enflasyonlu ülkeleri arasında sayılırken enflasyonu tek haneli rakamlara çektiğini belirten Olpak, şöyle devam etti:

"Türkiye, dış ticaret hacmini 400 milyar doların üzerine çıkarmış, bütçe açığını yüzde 2'nin altına çekmiştir. 2009 krizi sonrasında hızlıca toparlanarak büyümesine devam etmiş ve son 17 çeyrektir de büyümesini aralıksız sürdürmektedir. MÜSİAD olarak ne pahasına olursa olsun büyümeyi doğru ve yeterli görmüyoruz. Büyüyelim, fakat kalkınarak. Yani az önce söylediğim medeniyet tasavvuru çerçevesinde, Allah ile insan ve tabiatla karşılıklı dengemizi sarsmadan. Yani, bizim optimizasyon denklemimiz, sadece kar parametresini içermiyor. Bu çerçevede, MÜSİAD olarak, son Türkiye Ekonomisi Raporumuzu 'Financing Growth in the Economy of Trust' başlığıyla yayınlamıştık. Raporda mevcut bankacılık sektörüne yönelik eleştiriler ve öneriler getirdik."

Olpak, bu zamana kadar gerçekleştirdikleri projeleri da anlatarak, dünyanın daha iyi, daha adil yöne doğru değişeceğine olan inançlarını koruduklarını ve bu inançla çalıştıklarını söyledi.

Nail Olpak, Kasım ayında gerçekleştirecekleri 15. Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresinin temasını "World is Changeable" olarak seçtiklerini, dünyanın değişeceğine inandıklarını dile getirdi.


"İSLAMİ FİNANS ARTIK ATEŞ ALDI"

WIEF Başkanı Tun Musa Hitam ise İslami bankacılık ve İslami finansın artık ateş aldığını belirterek, şu anda olağanüstü bir duruma tanıklık edildiğini söyledi. Hiç İslami olmayan bankaların dahi İslami bankacılık yapmak istediğini dile getiren Hitam, Londra'da çok büyük bir projenin finansmanının İslami finans aracılığıyla yapılmasının, artık sık karşılaşılan bir olay olduğunu anlattı.

İslami finansı bilenlerin birşey yapmak istediklerinde ilk kullanacakları şeyin projeyi geliştirmek için islami finansman araçları olduğunun altını çizen Hitam, "İslami finansın birinci temeli, aç gözlülüğü bırakmak" dedi.


"MALEZYA, PAKİSTAN VE TÜRKİYE İTTİFAKINI DÜŞÜNÜYORUZ"

Uluslarası İslami Finans Eğitim Merkezi (INCIEF) Öğretim Üyesi ve Edbiz Consulting Limited Üst Yöneticisi ve Başkanı Prof. Humayon Dar, "Türkiye'nin İslami finans alanında rolünü güçlendirmek için Malezya, Pakistan ve Türkiye (MPT) ittifakını düşünüyoruz" dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve World Islamic Economic Forum Foundation'ın (WIEF) ortaklaşa düzenlediği "Türkiye'de İslami Finans Sektörünü Dönüştürmek, Gelişme Vaadi" temalı 8. WIEF Yuvarlak Masa Toplantısı'ndaki panel, Türkiye Finans Katılım Bankası Genel Müdür Yardımcısı Osman Çelik moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Panelde konuşan Dar, yeni ürünlere odaklandıklarını dile getirerek, ürünlerin İslami kurallara uygun olarak geliştirilmesine önem verdiklerini söyledi.

İlk aşamada, konvansiyonel kredi kartlarına karşı İslami kredi kartlarının bulunduğunu belirten Dar, İslami kartların, islami kurallara uygun kullanıldığını anlattı.

Dar, ikinci aşamada ise pek çok sektör gözlemcisinin artık bu noktada yeni bir finans sistemi geliştirmeye odaklanması gerektiğini dile getirerek, "Bu yeni finans sistemi konvansiyonel finans sisteminin yerine geçmeli. Bunu destekleyici ve tamamlayıcı bir sistem olmamalı. Tamamen konvansiyonel bankacılığın yerine geçmeli" dedi.

Şimdiye kadar İslami bankacılığın, finansal sistemin bir parçası olduğunu ve genel kovansiyonel sistemi tamamladığını aktaran Dar, bu ikinci aşamada İslami finansın sistematik şekilde geliştirilmesinden bahsedildiğini söyledi.

İslami bankacılık ve finansta lider ülkelerin başında İran'ın geldiğini dile getiren Dar, bunun sebebinin ülkede bütün bankacılık ve finans sisteminin İslami kurallara uygun yönetilmesi olduğunu dile getirdi. Dar, İran'ı sırasıyla Malezya, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya ve Sudan'ın takip ettiğini, Türkiye'nin ise 12. sırada bulunduğunu söyledi.

İslami bankacılık ve finans raporunda 2020 sonuna kadar tüm dünyada sektörün pazarda yüzde 50 paya sahip olduğu en az 6 ülke olacağı öngörüsü bulunduğunu kaydeden Dar, "2020'ye kadar BAE, Kuveyt ve Malezya gibi ülkelerde en az yüzde 50 pay olacak diyoruz. Varsayımlar kötü giderse, en azından 6 ülkede İslami bankacılık ve finansın payı konvansiyonel bankacılıkla eşit olacak. İslami bankacılık ve finansla ilgili sorunlar çözülüyor olacak. Türkiye'nin ise ekonominin büyüklüğüne ve şu andaki İslami finans ilgisine bakacak olursak, ülkenin çok daha önemli bir yere çıkacağına inanıyoruz. Türkiye'nin İslami finans alanında rolünü güçlendirmek için Malezya, Pakistan ve Türkiye (MPT) ittifakını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkan Yardımcısı Murat Çetinkaya ise İslami bankacılığın istikrarlı ve dirençli olduğunu belirtti.

Çetinkaya, büyümek için Türkiye'de gerçekten çok büyük bir alan olduğunu ifade ederek, yine de geleneksel finans rekabetinin bir sorun olarak ortaya çıkabileceğini söyledi.

Politika yapıcıları ve bankacılar için İslami finansın neden önemli olduğu konusuna da değinen Çetinkaya, İslami finansın, finansal istikrara katkısının olup olmadığı ve İslami finans organlarının nasıl istikrarlı hale getirilebileceği konusunda sorular sorulması gerektiğini aktardı.

Finansal krizlere karşı olan direncin önemli bir mesele olduğunu belirten Çetinkaya, burada varklıkların geri dönüşü olduğunu ve finansal krizlere olan direncin test edilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Çetinkaya, bir taraftan rekabetçi büyümeyi, diğer taraftan direnci ve istikrarı korumak istediklerini vurgulayarak, "1980'lerden bu yana İslami bankalar Türkiye'de mevcut. 4 katılım bankamız var. Türkiye, sukuka gelecek yıllarda daha fazla eğilecektir. İslami finans büyüme trendi izliyor" diye konuştu.


"SUKUK-REPO PİYASASI TEKLİFİMİZ ŞU ANDA TARTIŞILIYOR"

Borsa İstanbul Müdür Yardımcısı Nihat Gümüş ise Borsa İstanbul'un 2012'den sonra reform planı oluşturduğunu ve yapısının değiştiğini belirterek, "İstanbul Uluslararası Finans Merkezi projesinin bir ortağı olarak, Borsa İstanbul çok sayıda proje sorumluluğunu aldı. İstanbul için bu amaçlar önde geliyor" dedi.

Borsa İstanbul'un sermaye piyasalarında İslami finansı Türkiye'de ilerletme çabalarının bir parçası olarak Borsa İstanbul'un 3 temel ilkesi olduğunun altını çizen Gümüş, bunların, Katılım endeksi, DJIM Türkiye ve S&P OİC ile COMCEC İslami finans endeksi olduğunu belirtti.

Türkiye'de yeni SPK yasası uyarınca İslami finansın gelişmesinin ivme kazandığına dikkati çeken Gümüş, SPK tarafından yeni yönetmeliklerin hazırlandığını, bu şekilde Türkiye'de İslami finansın ve bankacılığın temelinin güçlendirilmiş olduğunu anlattı.

Borsa İstanbul olarak, Türkiye'de İslami kurumların likidite ihtiyacı için de bir adım attıklarını vurgulayan Gümüş, şunları kaydetti:

"İslami bankacılık ve diğer İslami finans kuruluşlarının sürdülebilirliği için likidite çok önemli. Türkiye'de SPK'da ve bankalarda bu tartışılıyor. Bu önerimizin adı Sukuk-Repo Piyasası... Teklifimiz şu anda farklı paydaşlarca tartışılıyor. Biz şöyle düşündük, nakitin ve sukuk portföylerinin aracılar arasında değiş tokuşunu sağlayacak piyasa, sukuk piyasasında likidite sağlayacaktır. 2013'te piyasalardaki toplam sukuk işlem hacmi yaklaşık 650 milyon liraya ulaştı. Bu da aslında oldukça küçük bir miktar. Çünkü buradaki menkul kıymetlerde tahvil oranları 20 milyon doların üzerinde. Borsa İstanbul olarak sukuk işlemlerini geşitirmeyi amaçladık. Bu yüzden sukuk piyasasında likiditeyi artırmayı hedefliyoruz."

Maybank İslamic Berhad Üst Yöneticisi Muzaffar Hisham da sukuk piyasasının çok önemili hale geldiğini, İslami bankacılığın İslami kurallara uygunluğunu ölçtüklerini anlattı.

Sukukun Hong Kong'ta da uygulamasına baktıklarını dile getiren Hisham, "İslami kurallar olmadığı için daha kapalı bir rejim içerisinde çalışıyorlar. Yatırımcılar araçlar çerçevesinde karar veriyor. İngiltere de ilk sukuk lansmanının gerçekleştirdi. Avrupa'da da bu alanda çok büyük bir potansiyel var" dedi.

Toplantının sonunda MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, konuşmacılara plaket takdim etti.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
"Homoislamicus tasavvuru canlandırılmalı"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz