X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sivil toplumun direği İbrahim Betil
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sivil toplumun direği İbrahim Betil

  • Giriş Tarihi: 27.5.2014 09:15 Güncelleme Tarihi: 27.5.2014 09:16

Duygu Eren - Sabah.com.tr

Sivil toplum kuruluşları insanlar için paha biçilmez değerdeki yerlerdir. Yaptığınız projelerde birçok şey öğrenirsiniz. Hata yapsanız bile bedelleri işhayatındaki gibi olmaz. Sivil toplum kuruluşları; deneme yanılma metoduyla birçok şeyi deneyimlerken, aynı zamanda insanlara yardım etmek ve yeni insanlarla tanışmak için sınırsız imkanlar tanırlar. Türkiye'de sivil toplum kuruluşu ve çalışmaları denince aklımıza kuşkusuz İbrahim Betil gelmekte. Bugüne kadar birçok kuruluşun başında ve yönetiminde bulunmuş, dokunduğu hayatlar yüzbinleri geçmiş, kendisini insani yaşam alanları ve adil şartlarda yaşamaya layık insanlara yardım etmeye adamış biri. İbrahim Betille, Sivil toplumu ve iz bırakan çalışmalarını konuştuk.

Sosyal girişimcilik nedir?

Toplumsal gelişime destek vermek amacıyla kar beklemeden ve sadece sürdürülebilirliliği sağlamak amacıyla gelir elde edilebilecek sosyal fayda sağlayan projedir.

Sosyal girişim ile ticari işletme arasındaki fark nedir?

Ticari işletmenin geliri, işletmenin sahibine veya ortaklara geri dönmesi ve böylece maddi imkanlarının genişlemesidir. Sosyal girişimde elde edilen kazançsa toplumsal yararı genişletecek projelere sarfedilir ve onun toplmsal faydasının ne kadar büyük olduğu ortaya çıkar.

Sivil toplum kuruluşlarının bu anlamda katkıları nelerdir?

Türkiye, sivil toplum girişimi olarak çok yoksul bir ülke. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, insanların sivil topluma gönüllü katılım oranları %25 ve yukarısı iken, Türkiyeki gönüllü katılım %10. 4,5 milyon nüfuslu Yeni Zelanda'da 100 bin sivil toplum kuruluşu var. 9,5 milyon nüfuslu İsveç'te 190 bin sivil toplum kuruluşu var. 76 milyon nüfuslu ülkemizde ise 104 bin sivil toplum kuruluşu var. Bizde sivil toplum kuruluşlarının çoğu ise malesef merkezi bir devlet anlayışından yonetilmekte.

Bu anlayış nasıl değişir?

Sivil toplum kuruluşlarının bazılarının eski zamanlarda gzili gündemlerinin olması güvensizlik yarattı. Bu anlayışın değişmesi için sivil girişime belirli ilkeler koyarak geliştirmek ve insanların sivil katılmlarını sağlayarak, toplumsal gelişime katkıda bulunarak toplumsal duyarlılığı teşvik etmek lazım. Bizde sivil toplum denildiğinde yardımlaşma anlayışı hakim ve bu konuda çok gerideyiz. Sivil toplum kuruluşları bu yönden sorumluluğu üstlenip şeffaf ve hesap verebilir olacak. İdeolojik ve gizli gündem olmayacak ancak bu şekilde sivil toplum güçlenecek. Sivil toplumun güçlenmesi için kaynak ihtiyacı var. Bu kaynak bireysel veya kurumsal bağışçılardan sağlanarak gelişebilir.

İnsanlar neden sivil toplum kuruluşlarına üye olmalılar?

İnsanlar sahip oldukları maddiyatı, bilgi birikimini, yeteneği, zamanı paylaşabildiği ölçüde mutlu oluyor. Bu sebeple herhangi bir sivil toplum kuruluşunun parçası olabilmek, insanın o kuruluşa amaçları doğrultusunda katkı sağlamsına imkan veriyorsa, üye olan da mutlu oluyor. Hepimiz maddi veya manevi birşey vermek istiyoruz. Sivil toplum kuruluşları insanlara bu kapıyı açıyor ama Sivil toplum kuruluşlarının o güvenilirliliği sağlayabilecek temel ilkelere ihtiyacı var.

Sivil toplum kuruluşlarının durumu yurtdışında nasıl?

Amerika'da 1,8 milyon Sivil toplum kuruluşu, 350 milyonluk nüfus var. Nüfusun %50'si gönüllü çalışmalara katılmakta. Fransa'da nüfusun %50'si gönüllü çalışmalara katılmakta. Elbette ki bunlar gelişmiş ülkeler. Dünyanın en büyük sivil girişimi ise Bangladeşteki Brac. Brac'ın 80 bin civarında okulda mikro kredi projeleri var. Toplamda 3000'e yakın projesi olan dev bir yapı. Muhammed Yunus veya Brac Bangladeş'ten çıkıyorsa Türkiye'den neden çıkmıyor diye düşünmek lazım.

Sizce neden çıkamıyor?

Bunlardan sebeplerinden biri yurttaşına guvenmemek ve şeffaf olmamak. Öncelikle, vakıf ilkeleri insanları harekete geçirecek, devamlılığı sağlayacak şekilde olmalı. Mali tablolar web sayfasından yayınlanacak, başkanlar ise geri planda olacak.

Koltuk sevdası nasıl aşılır?

Toplumun bazı kesimlerinde, güven duygusunu sağlayabilmek için kişisel yaklaşımlar önplana çıkıyor. X kuruluşun başında kim var, o zaman ben ona güvenirim mantığı var. Başında olmak gerekmiyor, kenarda durup desteği sürdürmek gerekli. Kurumlarla isimlerin kişilik özelliğinin özdeşleşmesine dikkat etmek gerekiyor. Koltuk sevdası birazda kişilikle alakalı ve sivil topluma gönüllü katılanların birazda biat etmeden durmaları önemli. Sorumluluk insana düşüyor. Ben bir kuruluşa üyeysem o kuruluş benim beklentilerimi dikkate almıyor ve beni değerlendirmiyorsa, ayrılmam veya maddi desteği kesmem gerek.

Siz bugüne kadar hangi sivil toplum kuruluşlarını kurdunuz veya yönetminde yer aldınız?

Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı, Öğretmen Akademisi Vakfı, SenDeGel Derneği, Ashoka Vakfı Türkiye, Genç Başarı Vakfı ve daha niceleri.

Sende gel nasıl başladı?

2011 Eylülde Tog'da bir toplantıya gittim. Kapıdan içeriye iki adam girdi. Bizim oradaki yöneticilerden randevu almışlardı. Dünya Bankasından fon bulup Türkiye'ye gelmişler, internet üzerinden toplum gönüllülerini bulmuşlardı. Gambia'da'Wacc isimli sivil toplum kuruluşunun yetkilisiydiler. Benim toplantım bittikten sonra, merak edip onların toplantısına girdim. O güne kadar Gambia'nın haritadaki yerini bilmiyordum. Duyduklarım beni çok şaşırttı ve derinden sarstı. Sınırları sevmeyen bir insanım. Mahalle, şehir, ülke, inanç, etnik sınırlar beni hiç ilgilendirmiyor. Bu dünyada odak noktam insanlar. Her yedi insandan birinin aç olduğu bir dünyada yaşıyorsak beni ilgilendiren geriye kalan bir milyar insan ve insani gelişim.

Sonrasında nasıl gelişmeler oldu?

İşbirliğine karar vermeden önce ülkeye ve insanları tanımak için Gambia'ya gitttim. Sivil girişimlerin akademik olarak yapılabileceğine inanmıyorum. Yerinde gidip tanmak ve anlamak lazım. Gambia yoksullukta dünyada 185 ülke arasında 168.ci ülke, kişi başı yıllık ortalama gelir 545 dolar. Gambia'da köylerde kaldım. Elektrik, su, yiyecek yemeği olmayan günde bir öğün pirinçle beslenen köy halkıyla toplantılar yaptım. Yokluklar içinde insanların ne kadar dost ve sevgi dolu olduğunu görünce utandım. O insanlara hizmet amaçlı birşeyler yapmaya karar verdim. Döndüğümde 2012 şubatında SenDeGel'i kurduk. Amacımız o insanların onurunu ve yaşamlarını değerlendirip yaşamlarını sürdürmek için projeler yapmak. Gambia'nın içinde boydan boya Gambia nehri var. Orada balıkçılık potansiyeli var ama insanların teknesi, ağı, ekipmanı yok. Dört köye yedi tekne ve balık ağı verdik. Şartlarımız; tutulan balıkların yarısının köydekilerle paylaşılıp, bır kısmı tutan balıkçılara verilecek geri kalanı bir hesapta birikicek ki tekneler yenilensin. Bütün köyün yararlanabileceği bir proje olduğu için insanlar çk sahip çıktılar. Nehrin iki tarafında yeşil alanlar ve hayvancılık potansiyeli var ama hayvan alacak para yok. Her yeni doğan yavrudan birini komşusuna verme şartıyla bir aileye 3-5 keçi veya koyun verdik. Bugüne kadar 17450 kilo balık tutuldu. En az kırk bin insanın yaşamında etki yaratıldı. 298 küçük hayvanla başladık, 1372 hayvan oldu. 685 aile hayvancılık projesinde yer alıyor. 19 köyde tavuk çiftliği kurduk. 400 civciv veriyoruz. İki ay sonra büyüyüp, kesilip, pazarda satılıyor ve bize oniki ay içinde taksitle o parayı geri ödüyorlar. Mikro kredilerle bizde yeni tavuk çiftlikleri kuruyoruz.

SenDeGel'in destekçisi kimler?

89 bireysel, 25 kurumsal destekçimiz var. Derneğimizin 205 üyesi var. Tika, Coca Cola, Mogul Tekstil, Garanti Bankası en büyük destekçilerimizden. Bugüne kadar toplamda 360 bin dolar kaynak desteği aldık. Orada yaptığımız soğutma deposu, pirinç değirmenleri gibi projelerde var. Bütün destekçilerimize üç ada bir bilgi veriyoruz. Hesaplarımız denetleniyor. Şu an Etiyopya, Senegal gibi ülkelerden teklif gelmeye başladı. Biz kişi başı 3,5 dolarla Gambia'da insanların yaşamında etki yarattık. Her sene oraya gidiyorum ve bir hafta kalıp, proje alanlarını geziyorum. Koordinatörlerimiz gidip kalıyor, yerel proje sorumlularımız var. Düzenli olarak ayda bir raporlar geliyor ve elimiz sürekli projelerin üzerinde.

Bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz?

İmkanım ve çevrem elverdiği ölçüde bütün dünyaya dokunmak istiyorum. Mevcut başlatılmış projelerin hem yönetim hem kaynak açısından bu ilkelerle farklı gönüllüler tarafındansahiplenilmesi önemli. Ben kuruculuk yapıp sonrasında geri plana geçiyorum. Önümüze çıkan her yeni fırsatı değerlendirmemiz lazım, dünyada yapılacak çok şey var. Ben bunu masa başında planlamak istemiyorum. Benim önceliklerimle yerel öncelikler uyuşmayabiliyor. Masa başında ihtiyaç tasarlamak çok suni birşey.

En beğendiğiniz sosyal girişimciler kimler?

Tülin Akın'ı kararlılığı, tutkusu ve yaptığı işteki etkisiyle çok beğeniyorum. Ercan Tutal Düşler Akademisinde inanılmaz işler yapıyor. Van Yüzyıl Ünivesitesinde inci kefalini koruma altına alan Mustafa Sarı'da çok başarılı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.