X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Turizm yatırımı için en cazip şehirler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Turizm yatırımı için en cazip şehirler

  • Giriş Tarihi: 3.6.2014 09:50 Güncelleme Tarihi: 3.6.2014 09:51

Turizm sektörünün profesyonelleri, Türkiye'nin turizm ve konaklama sektörlerinin karşı karşıya olduğu fırsatları ve zorlukları tartışmak için CATHIC’de (Türkiye ve Komşu Ülkeler Otel Yatırım Konferansı) bir araya geliyor. TUROB Başkanı Timur Bayındır, CATHIC öncesinde turizm sektörünün önündeki potansiyeli ve riskleri Sabah.com.tr'ye anlattı.

Turizm yatırımcısı açısından Türkiye ne gibi fırsatlar barındırıyor?

Ülkemizde, turizmin ekonomik boyutunu ele alacak olursak; turizm, yılda ortalama %10.6 büyüme ile Türkiye'de en hızlı gelişen sektörlerden biridir. Sektör tarafından harcanan her 1 Euro, tedarik zinciri ve çalışanların tüketimi ile ilave 1.84 Euro'luk katma değer yaratmaktadır. Konaklama sektörü toplam ekonomi içinde 885.000 kayıtlı istihdam sağlamakta ve bu rakam toplam iş gücünün %4'üne tekabül etmektedir. Dolayısıyla sektörün gelişimi, ülke ekonomisini gelişimi demektir. Dolayısıyla ülkemizin artan bir potansiyeli açıkça görülmekle beraber, yatırım konusu ciddi bir altyapı ve araştırma gerektirmektedir.

Hangi şehirler ve hangi tip otel konseptleri daha fazla büyüme potansiyeline sahip?

Açıkçası her zaman altını çizerek belirttiğimiz üzere, yatırımların salt turizm istatistiklerine dayanarak değil, titiz bir fizibilite çalışması ile ihtiyaçlar tespit edilerek yapılması gerekmektedir. Açıklanan teşvikleri incelediğimizde genel tablo ağırlıklı olarak yüksek kapasiteli 4 ve 5 yıldızlı oteller ile İstanbul ve Antalya'yı işaret etmektedir. Bu şehirlerimizin turizm gücü düşünüldüğünde, yatırımların yoğunlaşması normal olsa da, arz fazlasına bağlı olarak otel doluluklarındaki gerileme ve potansiyel düşünüldüğünde, Anadolu'ya doğru yönelecek yatırımların daha önemli ve verimli olduğunu söyleyebiliriz. Trabzon, Eskişehir, Konya, Kayseri, Malatya, Van, Bursa, Mersin, Adana, Diyarbakır ve İzmir otel yatırımları için önde gelen şehirlerimiz arasındadır. Bununla beraber dünya genelinde ziyaretçi trendlerin daha küçük butik konseptli otellere yöneldiği görülmektedir. Asıl önemli olan doğru lokasyonda doğru hedef kitleye hitap edecek tesisler yaratmaktır.

Turizmde yeni dünya trendleri nelerdir? Türkiye bu alanlarda ne gibi artı ve eksilere sahip?

Son yıllarda şehir turizmi (city breaks), 3. yaş turizmi, sağlık turizmi ve ekoturizm alternatiflerinin yaygınlaştığı, tatil tercihlerinde ise genç kuşağın egzotik ve karakteri olan bölgeleri tercih ettiği görülmektedir. Bu anlamda seyahat eden turist profili de değişmiş, Brezilya, Çin, Rusya gibi gelişmekte olan ülkeler de turist gönderen ülkeler arasında önem kazanmaya başlamıştır. Türkiye tüm bu değişim karşılayabilecek zenginliğe sahip olmasına karşın, belirgin turizm politikası olmaması sebebiyle potansiyelini tam anlamıyla kullanamamaktadır.

Yerel yatırımcılar büyümek için nasıl bir yol izlemeli?

Yerel yatırımcılar öncelikle işletme standartlarını belirlemeleri ve yatırımlarını bu standartlar doğrultusunda geliştirmeleri gerekir. Büyümenin sadece marka bilinirliği ile sürdürülebilir olma şansı yoktur. Standartların bina, tefrişat, hizmet gibi alanlarda oluşturulması ve sürekli denetlenerek geliştirilmesi büyümenin önünde en önemli itici güç olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, günümüzde işletme ve yatırım şekilleri de değişmiştir. Dünyanın önde gelen zincir işletmeleri management, franchise gibi işletmecilik türleri ile büyümelerini sürdürmektedir. Dolayısı ile bina yatırımcısı ve bina işletmecisi günümüz modern işletmecilik anlayışına göre ayrışmaktadır. Netice olarak, yerel yatırımcıların büyümesinin en önemli gerekliliği standartlarının oluşturulmasıdır.

Türkiye'de markalaşma konusu farklı sektörlerde uzun süredir tartışılıyor. Turizmde dünyaca bilenen Türk markaları çıkabilir mi? Bunun için hangi yollar takip edilmeli?

Türkiye markalaşma yolunda başarılı bir şekilde ilerlemektedir. İstanbul dünyaca bilinen bir marka şehirdir. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde, İngiltere'nin ünlü gazetelerinden The Guardian marka değeri en yüksek şehirler liginde İstanbul'u Avrupa'nın 4, dünyanın ise 11'inci kenti olarak açıkladı. Markalaşma için en önemli kriter planlı bir strateji ile uzun vadeli yatırım yapmaktır. Her zaman üzerinde durduğumuz sürdürülebilirlik kavramı bu konuda da oldukça önemli. Marka şehir demek kentin algısını iyi yönetmek demektir, imaj yaratmaktır.

Turizm yatırımcıları finansmana erişimde nasıl sorunlar yaşıyor? Çözüm için neler yapılmalı?

Turizm yatırımları yüksek maliyeti nedeniyle finansmana en çok ihtiyaç duyulan sektörlerin başında yer almaktadır. Yatırımlarda devlet tarafından sağlanan teşvikler çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Turizm sektörü yatırımlarına, diğer sektörlere de sağladığı dolaylı ekonomik etki dikkate alınarak özellikle renovasyon ve yenileme için piyasa şartlarından daha uygun koşullarda finansman sağlanması gerekir.

Türkiye'deki mevzuat uluslararası turizm yatırımcısını çekmek için yeterli mi? Atılması gereken farklı adımlar var mı?

Türkiye'ye mevzuat yatırım ortamı açısından her geçen gün daha da iyileşmektedir. Yabancı yatırımcılar için gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Ülke olarak tek eksiğimiz, var olan yatırım imkanlarını uluslararası pazarlarda yeterince tanıtamamamız olarak öne çıkmaktadır.

Kamu kurumlarının dışında turizm sektöründeki meslek örgütleri, dünyadaki rekabette avantaj elde edebilmek için nasıl bir strateji izlemeli?
Sivil toplum örgütleri tüm dünyada oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu, turizm sektöründe de aynen geçerlidir. Her zaman sahada olan ve gündemi takip eden Birliğimiz, ülkemiz çıkarına olabilecek her türlü proje ve planlamada aktif bir şekilde yer almakta ve bu yönde gerekli merciler ile işbirliği yapmaktadır. Yurtdışında yaptığımız tüm toplantılar ve katıldığımız fuarlar neticesinde pazar hakkındaki dikkat çeken hususları ve kritik gelişmeleri gerek sektör profesyonelleri gerekse Bakanlığımız ile paylaşarak, gelecek yönetim planlarına bir anlamda temel oluşturmaya çalışıyoruz. Meslek örgütleri her zaman için sektörün önünde yer alarak, ileriye dönük politika geliştirmelidir.

Biz TUROB olarak, üyesi olduğumuz ve Dünya Turizminin lider organizasyonları olan, Dünya Turizm Örgütü-UNWTO, Dünya Otelciler Birliği-IHRA, Avrupa Otelciler, Restorancılar ve Kaferteryalar Birliği-HOTREC gibi kuruluşları yakınen takip ediyoruz ve aktif olarak çalışmalarında yer alıyoruz.

Türkiye'deki otel yatırımcılarının önümüzdeki dönem için hazırlanmaları gereken riskler neler?

Ekonomik koşullar, küresel iklim değişikliği, bölgesel kapasite ve arz fazlası, işletmeler açısından hukuki ve mali mevzuatın değişerek genişlemesi, çalışma koşullarının değişmesi ve tüketici eğilimlerindeki değişmeler öne çıkan riskler arasında yer almaktadır.

Türk yatırımcılar için yurtdışında yatırım ve işbirliği açısından ne gibi imkanlar bulunuyor?

Türk yatırımcısı ülkemizde kazandığı tecrübe ve birikimi yurt dışına taşımaya başlamış, bu durum geçtiğimiz 5 yılda artan bir ivme kazanmıştır. Türk firmaları gerek turizm gerekse inşaat ve altyapı başta olmak üzere birçok alanda yurt dışında işletmecilik, ortaklık veya danışmanlık alanlarında faaliyetlerini arttırmıştır. Bu trendin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini öngörüyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.