X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "Irak cari açığı olumsuz etkileyecek"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"Irak cari açığı olumsuz etkileyecek"

  • Giriş Tarihi: 17.6.2014 15:35

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu yıl için jeopolitik gerginliklerin bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Irak'ta olup bitenler cari açığımızı olumsuz etkileyecek. Eğer bu son gelişmeler hızlı bir şekilde kontrol altına alınmazsa, maalesef bu bizim için talihsiz bir gelişme, bu bir dış şok" dedi.

Şimşek, Şekerbank tarafından düzenlenen "Sürdürülebilir Kalkınmanın Finansmanı Konferansı"nda yaptığı konuşmada, siyasi istikrar olmadan reform yapılamayacağını, reform olmadan da refahın oluşturulamadığını söyledi.

Siyasi istikrarın tek başına yetmediğini, reformlarla desteklenmesi gerektiğini aktaran Şimşek, statükoyu korumaya yönelik bir siyasi istikrarın hiç faydası bulunmadığını kaydetti.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin çok uzun yıllar ortalama ömrü 15 ay olan hükümetlerle yönetildiğini anımsatarak son 11-12 yılda ise Türkiye'de güçlü bir iktidar olduğunu dile getirdi.

Son seçimlerden 3 temel mesajın çıktığına işaret eden Şimşek, "Birincisi siyasi istikrarın devam edeceğine yönelik. İktidar partisi, hükümetimiz çok güçlü bir halk desteğine sahip. Bu devam ediyor. Dolayısıyla siyasi istikrar bir tehdit altında değil. İkinci olarak seçime doğru Türkiye'de çok ciddi tartışmalar yaşandı. Tartışmaların, iddiaların önemli bir kısmının siyasi motivasyonlarla ortaya atıldığı, sandıklardan çıkan sonuçlarla o da ortaya çıkmış oldu. Yakında cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Onun da muhtemelen rahat bir şekilde geçeceğine ilişkin, bu sonuçlar destekleyici" ifadelerini kullandı.

Başka gelişmekte olan ülkelerle son 11-12 yıldır karşılaştırıldığı zaman Asya hariç, Türkiye'nin performansının göreceli olarak iyi olduğunun söylenebileceğini bildiren Şimşek, bunun sonucunda Türkiye'nin batı ile arasındaki farkı güçlü bir şekilde kapattığını ifade etti.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin bu yılki büyümesinin yüzde 4 civarında olacağını öngördüklerini anımsatarak, "İlk çeyrek rakamları destekleyici. Bundan sonraki dönemde Türkiye'nin orta ve uzun vadede yüzde 5 gibi bir trend büyüme rakamını yakalayabileceğini düşünüyoruz. Türkiye'nin en büyük kazanımlarından birisi, kendi evini düzene koyması. Yani ciddi bir mali konsolidasyon, ciddi bir bütçe anlamında performans ortaya koymasıdır, reformlar yapmış olmasıdır. 2009 yılı hariç son 10 yıldır Türkiye Maastricht kriterlerini yakalamış durumda. Bu da çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.

"KAMU BORÇ STOKUNUN MİLLİ GELİRE ORANINI YÜZDE 30'LARA ÇEKME ÇABASINDAYIZ"

Şimşek, Türkiye'nin mali disiplini güçlü bir şekilde devam ettireceğini söyledi.

Türkiye'nin son 10 yıldır kamu borcunun GSYİH'ya oranında Maastricht kriterlerini yakaladığını anımsatan Şimşek, şu anda kamu borç stokunun milli gelire oranını yüzde 30'lara çekme çabasında olduklarını kaydetti.

2007'den bu yana dünyada net istihdam yaratmada zorluklar yaşandığını, Avrupa'da 2 milyonun üzerinde insanın işini kaybettiğini hatırlatan Şimşek, Türkiye'nin 2007'den bu yana 5,8 milyon civarında rekor düzeyde bir istihdam sağladığını, bunun sadece büyüme ile ilişkili olmadığını, aktif iş gücü politikalarıyla da alakalı olduğunu anlattı.

Şimşek, karlılık, sermaye yeterliliği ve aktif kalitesi anlamında Türkiye'nin bankacılık sektörünün çok sağlam olduğunu vurgulayarak, şu anda sermaye yeterlilik oranının yasal düzenlemelerin 2 katı düzeyinde olduğunu söyledi.

Mehmet Şimşek, hane halkının borçluluk düzeyinin son yıllarda artmasına rağmen halen yönetilir ve düşük bir düzeyde bulunduğunu belirterek "Biz hane halkının dövizle borçlanmasına da izin vermiyoruz. Doğu Avrupa'nın deneyimlerinden ders aldık" dedi.

Türkiye'nin enflasyonu tek haneye düşürdüğünü, ama halen kat edecek yolunun olduğuna dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:

"Enflasyonu düşük tek haneye indirmemiz lazım. Bunun için de ilave bir çaba gerekiyor. Bu sene enflasyon bir miktar yükseldi. Kur etkisi var, işlenmemiş gıda fiyatlarının etkisi var. Ama bunlar geçici etkiler. Muhtemelen biz Merkez Bankamızın öngördüğü gibi önümüzdeki sene sonu itibariyle tekrar yüzde 5'lere doğru enflasyonun indiğini göreceğiz. Enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler liranın değer kaybetmesi veya öngörülemeyen gıda fiyatlarındaki artış olarak özetleyebiliriz.

Ama ciddi bir şekilde parasal sıkılaştırma söz konusu, ciddi bir çıktı açığı var. Ayrıca makro ihtiyati birçok tedbir aldık. Bunlar sayesinde bence riskler enflasyonda aşağı yönlü. Yani enflasyonun düşüş trendine girmesi ihtimali hazirandan itibaren son derece yüksek. Bu zaten parasal sıkılaştırmayı gösteriyor. Yine kredi oranlarında ciddi bir artış var ve çok ciddi makro ihtiyati tedbirler aldık."

Bakan Şimşek, Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisinin cari açık olduğuna işaret ederek, cari açığın Türkiye'nin yumuşak karnı olduğunu, Türkiye'yi dış şoklara karşı kırılgan yapan tek önemli faktör olarak dikkati çektiğini kaydetti.

"BU SENE İÇİN JEOPOLİTİK GERGİNLİKLER BİR RİSK"

Bu sene için jeopolitik gerginliklerin bir risk faktörü olduğunu dile getiren Şimşek, şunları ifade etti:

"Irak'ta olup bitenler cari açığımızı olumsuz etkileyecek. Eğer bu son gelişmeler hızlı bir şekilde kontrol altına alınmazsa, maalesef bu bizim için talihsiz bir gelişme, bu bir dış şok. Aynı şekilde Rusya ve Ukrayna'daki gelişmeler de bizim açımızdan olumsuz. Ülke olarak kendi coğrafyanızı seçemiyorsunuz, bir tür kader gibi bir şey. Bizim coğrafi konumuz oldukça avantajlı bir yer, ama bir o kadar da problemli bir bölgedeyiz. Problemli bir mahallede oturuyoruz. Arzumuz bölgede daha çok demokrasi.

Ama bu sene cari açığı aşağı çeken faktörler de var. En büyük ticaret ortağımız Avrupa resesyondan çıkıyor, Ortadoğu inşallah daha istikrarlı olacak diye düşünüyoruz. İç talebi biraz ılımlı tutuyoruz. Altın ithalatı geçen sene abartılı bir düzeydeydi, 12 milyar dolara çıkmıştı, bu sene muhtemelen öyle olmayacak. Ve tabi ki turizm beklediğimizden daha iyi bir şekilde gidiyor."

"İKİZ AÇIĞA İZİN VERMEYECEĞİZ"

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye'ye yatırım, sermaye çekmemiz lazım. Global tasarrufları Türkiye'ye çekmek için her şeyden önce makro istikrarı koruyacağız. İkiz açığa izin vermeyeceğiz. Çünkü ikiz açık, yani cari açık ve bütçe açığı aynı anda ciddi bir sorun olur. O nedenle her ne kadar Türkiye'de kamu borcu çok düşük düzeyde ise de bizim mali disiplini devam ettirmemiz lazım" dedi.

Şimşek, Şekerbank tarafından düzenlenen "Sürdürülebilir Kalkınmanın Finansmanı Konferansı"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en büyük sorunu olan cari açığın arka planında düşük tasarruf olduğunu belirterek, mutlaka iç tasarruf oranlarının artırılması gerektiğini söyledi.

Bu süreçte dış tasarrufların da Türkiye'ye çekilmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, "Türkiye'ye yatırım, sermaye çekmemiz lazım. Global tasarrufları Türkiye'ye çekmek için her şeyden önce makro istikrarı koruyacağız. İkiz açığa izin vermeyeceğiz. Çünkü ikiz açık, yani cari açık ve bütçe açığı aynı anda ciddi bir sorun olur. O nedenle her ne kadar Türkiye'de kamu borcu çok düşük düzeyde ise de bizim mali disiplini devam ettirmemiz lazım. Bu bizim en temel önceliğimizdir. Dolayısıyla biz bütçe performansını güçlü tutacağız, seçimlere rağmen" ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek, ikinci olarak sermaye piyasalarını geliştirmek ve derinleştirmek gerektiğini vurgulayarak, "Üçüncü olarak, Türkiye 10 yıl sonra yatırım yapılabilir kategoride. Yani kredi notu itibariyle 'yatırım yapılabilir'in en düşük düzeyini yakaladık. Bunu devam ettirmemiz ve artırmamız lazım. Ayrıca yatırım iklimini, iş yapmayı kolaylaştıran daha çok reformu yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

Bakan Şimşek, sermaye piyasalarının gelişmesi gerektiğine de işaret ederek, şunları kaydetti:

"Türk finans sektörünü bankalar domine ediyor. Bu iyi bir şey değil. Şirketlerimizin uzun vadeli kaynakları erişimi için bankacılık sektörü önemli ama bankacılık sektörü yetmez, bizim sermaye piyasalarını geliştirmemiz lazım. Gelişmiş ülkelerde sermaye piyasalarının milli gelire oranı bankacılık sektörünün milli gelire oranından daha yüksek. Gelişmekte olan ülkelerde ise tersi. Türkiye'nin ise bu noktada daha kat edeceği epey mesafe var. O nedenle mutlaka daha çok şirketin halka açılmasını, daha çok şirketin tahvil piyasasına giriş yapması gibi enstrümanlardan yararlanmasını arzu ediyoruz.

Son yıllarda Borsa'nın değerinin milli gelire oranında yükseliş var ama gelişmekte olan ülkelerin epey gerisindeyiz. Çünkü Türkiye'de aileler şirketleri halka açmak istemiyor. Bu kültürün değişmesi lazım. Şirketlerin halka açılması, halka açıklık oranlarının da artması, lazım. Bizim Mutlaka daha çok şirketi borsaya açmamız gerekiyor."

"ENFLASYONU DAHA DA DÜŞÜRMEMİZ GEREKİYOR"

Bakan Şimşek, Sermaye Piyasası Kanunu'nu yeniden derlediklerini ve dünyanın en iyi kanunlarını ve uygulamalarını baz aldıklarını belirterek, aynı şekilde Borsa İstanbul'u da yeniden yapılandırdıklarını ifade etti.

Global fonların Türkiye'den yönetilmesini de kolaylaştırdıklarını anlatan Şimşek, "Global fon yönetiminin Türkiye'de yapılması halinde tamamen vergisiz bir ortamı oluşturduk. Bu da çok önemli. Aynı şekilde girişim sermaye fonlarına çok güçlü destekler veriyoruz. Bununla da yetinmedik. Start-up'lara, yeni kurulan şirketlere hem tecrübeyi hem sermayeyi aktarmamız lazım. Bu nedenle de çok güçlü teşvikler veriyoruz" dedi.

"BİZİM MUTLAKA TASARRUFLARI ARTIRMAMIZ LAZIM"

Mehmet Şimşek, iş gücü piyasası reformu dahil olmak üzere daha yapacak çok reform olduğunu belirterek, Türkiye'de tasarrufların çok düşük olduğunu, bu nedenle iç tasarrufların da artması gerektiğini söyledi.

Gelişmekte olan ülkelere oranla en düşük tasarruf oranlarından birinin Türkiye'de olduğunu aktaran Şimşek, "Bu da son yılların bir trendi. Nedeni ise Türkiye'de finansmana erişim kolaylaştı, faiz oranları çok hızlı düştü ve vatandaşımız gelirinin önemli bir kısmını tüketime ayırdı. Çünkü devlet sağlıktan eğitime her şeyi bedava hale getirdi. Bunun da tabi ki etkisi var. Bizim mutlaka tasarrufları artırmamız lazım" diye konuştu.

Aslında kamu olarak tasarrufları artırdıklarını, fakat özel sektör tasarruflarının eridiğini anlatan Şimşek, özel sektör tasarruflarının teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Şimşek, havayollarında Türkiye'nin inanılmaz bir dönüşüm içerisine girdiğini belirterek, rekabeti artırdıklarını ve tekelleşmeye son verdiklerini söyledi.

Türkiye'nin hem iç hatlarında hem de dış hatlarında havayollarında muazzam bir gelişme yaşandığına dikkati çeken Şimşek, "Şu anda Türk Hava Yolları (THY) Avrupa'nın en büyük ikinci büyük havayolu şirketi. Bundan 10 yıl önce sıralamada bile yoktu" dedi.

Şu anda 3. havaalanının inşa edildiğini ve bunun dünyanın en büyük havaalanlarından bir olacağını anımsatan Şimşek, İstanbul'da iki tane havaalanının 80 milyon yolcuya hitap ettiğini ancak tıkanmış durumda olduğunu söyledi.

Şimşek, "Gelecek 3-4 yılı nasıl idare edeceğiz? Onun kaygısıyla hareket ediyoruz. Bir an önce 3. havaalanının devreye girmesi lazım. THY'nin taşıdığı yolcuların yüzde 46'sı transit yolcu. Başka ülkeden başka ülkeye taşıdığımız yolcular" dedi.

"TÜRKİYE'NİN MUTLAKA İŞ GÜCÜ PİYASASINI ÇOK DAHA ESNEK HALE GETİRMESİ LAZIM"

Kayıt dışı ekonomi ile mücadele çok önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, "Kayıt dışı ekonomi ile mücadele sadece vergilerin artırılması meselesi değil. Rekabetin önündeki engellerin kalkması, haksız rekabetin son bulmasıdır. Türkiye son yıllarda epey mesafe kat etti. Kayıt dışı ekonomi ile mücadelede başarılıyız. Ama bunun devam etmesi lazım" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin mutlaka iş gücü piyasasını çok daha esnek hale getirmesi gerektiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü istihdamı artırmak için bu gerekiyor. İşe alma ve işten atma çok zor olduğu için yükleri ağır olduğu için Türkiye'de çalışma süreleri çok yüksek. Bu aslında işsizlik oranını da yüksek tutuyor. Bu çok ciddi bir problem. Bunu mutlaka aşmamız lazım. Bu hem sendikalar için iyi hem vatandaşlarımız için iyi, işsizler içinde iyi, çalışanlar içinde iyi. Bu çok temel bir reform alanı. Part-time (kısa zamanlı) çalışmada da maalesef Türkiye çok gerilerde. Özellikle kadınlar ve gençler için bu çok önemli bir konu. Bunu da reform çerçevesinde iyileştirmemiz lazım."

Türkiye'nin uzun vadeli görünümüne de değinen Şimşek, bütün bu eksikliklere rağmen, çok reform yaptıkların ve güzel güçlü bir performans ortaya koyduklarını söyledi.

"TÜRKİYE'NİN YAPISAL EKSİKLERİ VAR"

Türkiye'nin yapısal eksikleri olduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:

"Reforma ihtiyaç var. Bu da çok açık. Bizim öncelikli olarak kurumların kalitesini artırmamız lazım. Bizim işgücünü daha iyi kullanmamız lazım. Verimliliği artırmamız lazım. O nedenle Avrupa Birliği uyum süreci, katılım süreci çok kritik. Biz bu uyum süreci ile birlikte kurumların kalitesini artırıyoruz. Türkiye'de yolsuzluk algı endeksi, bu Uluslararası Saydamlık Örgütü tarafından yapılıyor.

Türkiye 2002 yılında 102 ülke arasında 65. sırada yani yolsuzluk algısının en yüksek olduğu ülkeler arasındaydık. 10 yıl sonra 53. sırada. Kaç ülke arasında? 177 ülke arasında. Bu iyi bir yer mi? Değil. Tabi ki mücadele etmemiz lazım. Yolsuzlukla daha çok mücadele etmemiz lazım. Şunu da kabul edelim son 11-12 yıl da Türkiye'de yolsuzlukla mücadelede başarı vardır. Son tartışmalar esas itibariyle siyasi motivasyonla yapılan tartışmalardır."