X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Avrupa, şeker pazarına güçlü dönecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Avrupa, şeker pazarına güçlü dönecek

  • Giriş Tarihi: 30.10.2014 10:34

Yıllar boyu dünya şeker pazarından uzak kalan AB şeker sektörünün, Brüksel’in 2017 yılında şeker üretim kotalarını kaldırıp şeker pancarı üreticileri için fiyat garantisini ve ihracat sınırlamalarını kaldırdıktan sonra tekrar, dünyanın önde gelen bir oyuncusu haline gelmesi bekleniyor.

İlknur Menlik - Sabah.com.tr
imenlik@comart.com.tr

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi arasında yaklaşık iki yıl süren müzakerelerden sonra, 26 Haziran 2013 tarihinde Ortak Tarım Politikası (OTP) reformu üzerinde politik bir anlaşmaya varılmıştı. 1 Ocak 2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren yeni reform, AB şeker kotalarının, 2017 itibarıyla kaldırılmasını öngörüyor. Bu nedenle dünya şeker piyasasında, özellikle de yılbaşından bu yana AB şeker piyasasının geleceği ve dünya piyasalarına etkileriyle ilgili pek çok ateşli tartışma yaşanıyor.

Tartışmaların odağında ise dünyanın üçüncü en büyük üreticisi ve ikinci en büyük tüketicisi yeniden uluslararası pazara girdiğinde küresel şeker akışında ve fiyatlarda ne yönde değişiklikler olacağı konusu var. Uzmanlar bunun üzerinde oldukça fazla kafa yoruyorlar.

Büyük değişim olacağı muhakkak.

İşin gerçeği, Dünya Ticaret Örgütü'nün damping iddialarının ardından, 2006'da AB şeker politikası reformunun uygulanmaya başlamasından bu yana Avrupa, uluslararası arenada hep küçük bir oyuncu olarak kaldı. Brüksel'in, üretim kotalarını yürürlüğe koymasını takiben AB, dünyanın ikinci büyük şeker ihracatçısı konumundan, net ithalatçı konumuna gelmişti.

Uzmanlara göre 2017'de kotanın kalkmasıyla meydana gelecek büyük değişim, sınırlamalar kalktığı için üretimin artacağı anlamına geliyor. Bu da fazla şekerin ihraç edilmesinin önünü açacak. Tabii, bunun ilk etkisi, günümüz küresel şeker akışında meydana gelmesi muhtemel değişimde ve fiyatlarda görülecek.

Verilere göre AB, 2013/14 hasat yılında 17 milyon tona yakın bir üretim yaptı ve Avrupalı şeker eksperleri bu üretimin kotaların kalkacağı 2017 sonrasında %15-20 oranında artacağına inanıyorlar. AB içerisindeki en önemli üretim artışının Fransa'da gerçekleşmesi bekleniyor. Tahminlere göre Fransa şeker üretiminin %25 oranında artarak 5,5 milyon tona ulaşacağı öngörülüyor.

AB'den kaynaklanan ek şeker arzının ise büyük ihtimalle uluslararası beyaz şeker fiyatlarını baskılayacağı, bunun da dünya genelinde şeker rafinerilerinin marjları üzerinde baskı oluşturacağı belirtiliyor. Avrupa şeker üreticileri, ihracat kısıtlamalarından önce ana pazarları olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki rafinerilerle rekabet içine girecekler. Bu sava göre, 2017 sonrasında AB'nin dünya şeker pazarına bu güçlü dönüşü, fiyatları düşürücü yönde olacak.

Öte yandan Brüksel'in nişasta bazlı şekerler üzerindeki üretim kotalarını da eşzamanlı olarak kaldıracak olması, Avrupa nişasta bazlı şeker pazarında artan rekabet anlamına geleceği ve bunun da piyasada konsolidasyona yol açabileceği konuşuluyor.

Tüm bu gelişmeler ve geleceğe dönük tahminler, Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Ancak şeker piyasası, bizim yıllardır pozisyon almakta güçlük çektiğimiz bir alan. Geçmişte Şeker Kanunu ile getirilen üretim kotalarıyla birlikte arz kısıldığı için, iç piyasada fiyatlar çok yükselmiş, dolayısıyla zamanında kâr edemeyen özellikle devletin elindeki fabrikalar kâr eder hale gelmişti. Yani, bir anlamda şeker fabrikaları kâr eder duruma geldiği için özelleştirmenin ana koşulu sağlanmış ve önü açılmıştı. Ancak aradan geçen yıllar içerisinde özelleştirmede çok önemli zaman kaybedildi ve fabrikalar değerleri yüksekken satış işlemi yapılamadı.

İşin gerçeği; AB'nin dünya şeker piyasasına dönüşü ile ilgili gelişmeleri ve özellikle Türkiye'deki şeker fiyatının dünya şeker fiyatlarının oldukça üstünde olduğu göz önüne alınınca, hem özelleştirmenin her geçen gün daha imkânsız hale geldiği ve büyük fırsat kaçırıldığı hem de pancara dayalı Türk şeker sanayisini gelecekte çok ciddi tehlikelerin beklediği görülüyor.

Bu nedenle Türkiye, dünya şeker piyasasındaki pozisyonunu belirlemede, en azından bundan sonra vakit kaybetmemeli, özelleştirmeler de dahil olmak üzere gerek gıda gerekse gıda dışı sektörlerin ihtiyaçları da göz önünde bulundurarak, gerekli tedbirleri hemen almalı.

25-26 Kasım tarihlerinde Londra'da gerçekleştirilecek olan 23'üncü ISO (Uluslararası Şeker Örgütü) Semineri'nde AB'nin dünya şeker piyasasına dönüşü ile ilgili daha anlamlı ve somut verilere ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Bu yıl toplantının ana gündemini Şeker ve Etanol konusundaki yeni seçenekler oluşturuyor. Şekerde küresel arz fazlasının değerlendirilmesi yanında şeker fiyatlarının dengelenmesine de katkısı olacağı düşünülen etanol, son 10-15 yıldır temiz enerji arayışında da bir seçenek olarak dünyanın önünde duruyor. Etanol konusunda en taze haber Brezilya'dan geldi. Geçen ay bir grup Brezilyalı bilim adamı, etanol ile çalışan füze üretmeyi başardıklarını açıkladılar. Bu gelişme, dünyanın en büyük etanol üreticisi ve aynı zamanda tüketicisi olan Brezilya'nın, füze üretiminde katı yakıt yerine etanol kullanarak dünya silah piyasasında bir ilke imza atmasını sağladı. Şeker piyasası dediğimiz zaman, olayın nerelere kadar uzandığını görmemiz açısından son derece ilginç bir haber. Bakalım daha neler olacak?

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.